where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 03 Mayıs 2004 Tüm Yazı ve Haberler
Bodrum ileriye mi gidiyor ? Geriye mi ?
Ressam Saliç ve Ali Koçak'ın köy evinde renklerle buluşma ..
Onlar Müziğimize Dört Elle Sarılanlar.. Ayşe Yazgan Batıgün - Nejat Batıgün
Herodot'un Hazineleri Halikarnas'ın Hizmetine Hazır
Anemonlar 'Manisa Laleleri'
Bodrum'un orta yerinde, herkesin tanıdığı, elinden her iş gelen bir alem adam, Dalavera Memet...
Yeni Dönem Belediye Başkanlarından Beklentilerimiz
Yıldız Kenter şžükran Güngör 'Vazgeçilmez Bodrum Tutkuları'
İşte İlhan Berk
Bodrum ve Üçüncü Yaş Üniversiteleri
Bodrum ve Üçüncü Yaş Üniversiteleri

Yazar: Selçuk şžahin
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 03 Mayıs 2004 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bodrum ve Üçüncü Yaş Üniversiteleri

 

 

 

Kenan Bey'in kabusu korktuğundan da önce gerçekleşmişti . Çalıştığı büyük Holding'de zorunlu emeklilik yaşı altmıştı . Kenan Bey sanki o gün hiç gelmeyecek gibi kendini işine vermiş , gecesini gündüzüne vererek o büyük fabrikanın önce kurulmasında , sonra da gelişerek ülke çapında konusunun en iyilerinden biri olmasında büyük çabalar sarf etmişti .

 

Onun için işi , yani fabrikanın çıkarları her şeyden önce gelirdi . Bu yüzden çocukları büyürken onlarla pek fazla ilgilenememiş , onlarla ilgili her türlü sorumlulukları eşine bırakmıştı . İşinde hatır gönül gözetmediği ve hatta biraz otoriter bir yönetici olduğu için , kendisinden korkulur , ancak çevresinde de pek fazla sevilmezdi . Çalıştığı fabrikanın her sorunu ile ilgilenir , her karışını avucunun içi gibi bilirdi . Gerçekten böyle bir fabrikada sorunlar bitmek bilmez , mesai saatleri yetmediğinden , akşamları ve hatta tatil günleri bile çalıştığı olurdu . Doğal olarak eve yorgun dönüyor , genellikle akşam yemeğinden sonra televizyonun önünde uyuya kalıyordu .

 

 

 

Elbette firması da onun gayretlerini taktir ediyor ve ödüllendiriyordu . Sıradan bir mühendis olarak girdiği işinde basamakları birer birer çıkarak hızla yükselmiş , Fabrika Müdürü olmuştu . Maaşı ve primleri de aynı şekilde yükselmiş , bir daire , Bodrum'da da bir yazlık sahibi olmuş , çocuklarını en iyi okullara gönderebilmiş ve hatta onları yurtdışında okutabilecek ve emekliliğinde bir destek kaynağı olabilecek kadar bir parayı da bir kenara koyabilmişti . Maddi sorunlarını çözebildiğinden emeklilik için bir endişesi yoktu ; zaten altmış yaşına daha zaman vardı . O gün gelince nasıl olsa yapılacak bir sürü meşgale bulunurdu .

 

 

 

Ama olaylar Kenan Bey'in düşündüğü gibi gelişmedi . Globalleşme ve teknolojideki yenilikler her şeyi alt üst ediverdi . Gümrük duvarları indiğinden beri fabrikalarındaki üretim , Uzak Doğu'dan gelen mallarla fiyat olarak rekabet etmekte zorlanıyordu . Firmanın ayakta kalabilmesi için hızla kabuk değiştirmesi gerekiyordu . Yaşamını sürdürebilmek için Holding gerekeni yapmak zorundaydı . Bundan böyle , artık rekabet gücünü kaybeden fabrikada üretim yapılmayacak , yan sanayi ve ithal yoluyla temin edilecek ürünlerin dağıtım ve servis hizmetlerine ağırlık verilecekti . Her alanda olabildiği kadar bilgisayar teknolojileri kullanılacak , bunun gerektirdiği genç kadrolar kurulacaktı .

 

 

 

Üretimin tasfiyesi kararından sonra , fabrika binasını satılıp , oraya yıllarını vermiş yüzlerce kişi tazminatları verilerek kapı önüne konulunca , sıra Kenan Bey'e de geldi . Yerine atanan otuzbeş yaşındaki yeni Müdür'e işini devrettiğinde , Kenan Bey'in zorunlu emekliliğine daha beş yılı vardı . Bir süre sektörde kendine uygun bir pozisyonda bir iş aradı , bazı firmalarda kısa süreli danışmanlıklar dışında uygun bir iş bulamadı . Oysa daha uzun yıllar çalışabilecek enerjisi , otuz yılı aşan iş hayatında elde ettiği geniş bir tecrübe birikimi vardı .

 

 

 

Kendi işini kurmayı denedi , ama belirli bir yaştan sonra herşeye sıfırdan başlamak kolay değildi , hele ekonomik kriz onların sektörünü perişan etmişti . Sonunda İstanbul'daki evlerini kapatarak yaz kış Bodrum'da kalmaya karar verdiler . Yaz , deniz kıyısında geçirilen uzun saatler , gelen giden misafirler , akşam balkonda yapılan mangal sefaları sayesinde çabucak gelip geçmişti .

 

 

 

 

 

Sonbahar geldi çattı , deniz mevsimi bitti , etraf boşaldı . Günler kısalmış , geceler uzamıştı . Kenan Bey yeni hayatına alışmakta çok zorlanıyordu . Bir zamanlar göz açıp kapayana kadar geçen günler artık geçmek bilmiyordu . Sabah kalktığında günün programı , alıştığının tersine artık bomboştu . Derin bir sessizliğe bürünmüş olan evde , hanımla yalnız kalmışlar , adeta sudan çıkmış balığa dönmüşlerdi . Bir süre seyahat ettiler , ancak yabancı yerlere alışmakta zorlanıyorlar , evlerini arıyorlardı . Yıllardır okumayı hayal ettiği kitapları okumaya çalışıyor, ancak birkaç saat içinde dikkati dağılıyor , uyku bastırıyordu . Evin bahçesine bir el atmayı denedi , deneyimsizliği ve sabırsızlığı nedeniyle bu işe pek yatkın olmadığını anladı . Zaten bütün gününü bahçede geçirecek değildi ya . Kenan Bey içine düştüğü bu karanlık emeklilik dehlizinden nasıl çıkacağını bir türlü bilemiyor , bir ümit ışığı göremiyordu . Keşke , kendisini verebileceği , onu zihnen canlı tutacak , tekrar toplum içine çıkmasını sağlayabilecek bir meşgale bulabilseydi .

 

 

 

Yukarıdaki emeklilik hikayesinin benzerlerini mutlaka hepimiz çevremizde gözlemlemişizdir : daha uzun yıllar hizmet edebilecek iken yaş haddinden emekli edilen profesörler , hakimler , bürokratlar , firmaları kapanan veya başka firmalar ile birleşen yöneticiler , ekonomik kriz kurbanı bankacılar , borsacılar , seçim kaybetmiş politikacılar ve benzerleri ...Bunlara ilaveten emekliliğini iyi planlamadan kendi isteği ile emekli olmuş kişiler , çocuklarını yetiştirip tekrar günlük yaşama katılmak isteyen ev hanımları . Zihinsel yetenekleri ve enerjileri yerinde , hayatta hala yapacak pek çok şeyleri olan , orta yaş ile yaşlılık arasındaki geniş kitleler ve onları bekleyen bunalımlı günler . Ne yazık ki , Türkiye'de emeklilik yaşamı denince ilk akla gelenler , sigara dumanlı emekli kahveleri ve camilerin önünde namaz saatini bekleyen yaşlılar oluyor . Tabii , ekonomik gücü sınırlı emekliler için bir de , maaş dağıtıldığı günlerde bankalar önünde oluşan kuyruklar var.

 

 

 

Bizde durum böyle iken , yaşam süresinin daha uzun olduğu ve yaşlı nüfus oranının çok daha yüksek olduğu Avrupa ve Amerika'da neler oluyor bir bakalım . Oralarda sorun daha büyük elbette . Her şeyden önce sayılar ve oranlar çok daha yüksek . Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun , toplam nüfusa oranı yüzde 5 civarında iken , Avrupa'da bu oran yüzde 15 ila 18 arasında değişiyor ve hızla artıyor . Aileler daha küçük , aile içi dayanışma daha az . Sanayi ötesi toplumu , insanları yalnızlığa itmiş . Televizyonlar , bilgisayarlar , cep telefonları , insanlar arasındaki kişisel ilişkileri köreltmiş . Ancak oralarda insanlar , emeklilik bunalımına karşı çeşitli çözümler üretmişler . Bunların arasında en ilgi çekenlerden biri de “ Üçüncü Yaş Üniversiteleri “ . Türkiye'de pek bilinmeyen bu kurumları incelemenin , ve hatta bizde de kurulması için harekete geçmenin zamanı çoktan gelmiş olmalı .

 

 

 

İlk “Üçüncü Yaş Üniversitesi” hareketi 1972-1973 akademik yılında Fransa'da Toulouse Üniversite'sinde Pierre Vellas'ın öncülüğünde başlamış . Bu girişim o kadar ilgi görmüş ve hızla yayılmış ki , 1975 yılına gelindiğinde Uluslararası Üçüncü Yaş Üniversiteleri Örgütü AIUTA gene Pierre Vellas'ın öncülüğünde , merkezi Paris'te olmak üzere kurulmuş. Bugün Çin'den Finlandiya'ya kadar Dünya'nın pek çok ülkesinde AIUTA'ya kayıtlı 25000'i aşkın kuruluş ve bunların milyonlarca üyesi var .

 

 

 

Üçüncü Yaş Üniversiteleri , farklı ülkelerde farklı adlar almaları ve farklı yollardan gelişmiş olmalarına rağmen bir ana fikir etrafında birleşmiş görünüyorlar : öğrenmenin zevkini yaşam boyu sürdürebilmek . Bu süreç , bir kazanç kaygısı olmadan , belli konulara ilgi gösteren insanların bir araya gelerek , o konuları işlemeleri şeklinde gelişiyor. Genellikle ne öğrenenler ne de öğretenler için bir ön şart aranmıyor . Bir konuda öğrenci olanlar , iyi bildikleri bir konuda da öğretmen olabiliyorlar . Birlikte geziyor , araştırıyor , tartışıyor ve öğreniyorlar .

 

 

 

Üçüncü Yaş Üniversitelerine gösterilen büyük ilginin birçok nedenleri var . Çünkü bu kuruluşlar , her şeyden önce Kenan Bey gibi , emekli olduklarında büyük bir boşluğa düşen insanlara , yeniden zihinsel güçlerini kullanarak ve toplumsal hayata katılarak , hayata yeniden bağlanma fırsatları yaratıyor . Sanayi ötesi toplumun yalnızlaştırdığı , günlük iş yaşamının dışında kalmış insanların bir araya gelmelerini sağlıyor .İleri yaştaki insanların , internet gibi yeni teknolojileri öğrenmeleri için fırsatlar yaratıyor ve hatta yeniden iş yaşamına dönebilmelerini sağlayabilecek yeni beceriler kazandırıyor . İnsanların yaşam boyu elde ettikleri tecrübe birikimlerini , yeni bilgilerle zenginleştirmelerini ve genel olarak insanlığın bilgi birikimine katkıda bulunmalarını sağlıyor . Gittikçe yaşlanan toplumların sosyal problemlerinin araştırılmalarına katkıda bulunuyor . Emeklilik gibi nedenlerle topluma ekonomik katkısı azalan insanları , tekrar topluma yararlı kılacak toplumsal projeler ortaya koyuyor . Genel olarak toplumun orta yaşlı ve yaşlı kesimlerinin kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlayarak ve zihinlerini canlı tutarak , toplum sağlığına olumlu katkılarda bulunuyor .

 

 

 

Üçüncü Yaş Üniversiteleri hareketini , ondan birkaç yıl daha önce başlamış olan Açık Yüksek Öğrenim hareketi ya da Açık Üniversiteler ile karıştırmamak gerekir . Açık Yüksek Öğrenim , bir diploma , piyasada geçerli bir beceri kazandırmak için , akademik unvan sahibi kişiler tarafından , “ uzaktan öğretim “ yöntemleri kullanılarak her yaş grubundan öğrenciye verilen bir eğitim sürecidir . Açık Yüksek Öğrenim'e katılan kişilerin öncelikli hedefleri genellikle ekonomik kazançtır . Oysa ki , gördüğümüz gibi , Üçüncü Yaş Üniversitelerinin ana hedefi , öğrenmenin zevkini ileri yaşlarda da sürdürebilmektir .

 

 

 

şžimdi Üçüncü Yaş Üniversitelerinin Dünya'nın önde gelen bazı ülkelerindeki gelişimlerine bir göz atalım :

 

 

 

Fransa

 

 

 

L'Université du Troisieme Age kısaca UTA olarak anılan hareket , bildiğimiz gibi Dünya'da ilk defa , 1972-1973 yıllarında Toulouse Üniversitesinde başlamıştır . Hareket , Fransa'da Üniversitelerin bir yan kuruluşu olarak gelişmiştir . Köklü UTA'ların , farklı adlar altında da olsalar , önde gelen bazıları ve kuruluş tarihleri şöyledir :

 

 

 

Université InterAges : Caen ( 1974 ) , Nantes ( 1975 ) , Grenoble ( 1975 ) , Sorbonne ( 1977 ) , Versailles ( 1977 )

 

 

 

Université du Temps Libre : Louis Pasteur- Strasbourg ( 1975 ) , Bordeaux II ( 1976 ) , Orléans ( 1977 )

 

 

 

Université Pour Tous : Jean Monnet – St Etienne ( 1976 ) , Chatres (1979 ) ,

 

Bourgogne ( 1979 )

 

 

 

Université Tout Ages : Lille II ( 1975 ) , Amiens ( 1975 ) , Lyon 2 ( 1975 )

 

 

 

Université de la Culture Permenente : Nancy ( 1974 ) , Paris V-Nanterre ( 1975 )

 

 

 

Bir örnek olarak Paris II Üniversitesi UTA bölümünde sunulan derslere bir göz atarsak , güzel sanatlardan , Matematik ve pozitif bilimlere , bilgisayar teknolojisinden , felsefeye , yabancı dillerden , spora kadar kapsamlı bir liste görüyoruz . Bunlar arasında göze batan bazıları : Önoloji ( şžarap Bilimi ) , Web-TV ve Sinemada Animasyon , Az Gelişme ve Küresel Eşitsizlik , Yazarlık Atölyesi , Bellek Geliştirme Atölyesi , Suda Jimnastik vs..

 

 

 

İngiltere ( UK- Birleşik Krallık )

 

 

 

Üçüncü Yaş Üniversiteleri İngiltere'de Universities of Third Age , kısaca U3A olarak bilinirler . Hareket 1982 yılında Third Age Trust adı verilen bir vakıf olarak örgütlenmiş . Fransa'daki durumun tersine üniversitelerle bir ilişkileri yok. Üçüncü yaş gruplarının kendilerini örgütleyip , kendi eğitimlerini sağlayacak deneyim ve becerilere sahip olduğu düşünülmüş . Dersleri verenler de , grup üyeleri arasından seçiliyor .Buradaki ana düşünce “ öğreten de öğrenir , öğrenen de öğretir .” şeklinde ifade edilmekte . Hareket devletten veya mahalli idarelerden hiçbir maddi destek almaksızın üye aidatları ve sponsorların destekleri ile sürdürülmektedir .

 

 

 

Londra yakınlarında orta boyutlu bir kasaba olan Harrow'un Üçüncü Yaş Üniversitesi olan Harrow U3A faaliyetlerine internetdeki web sayfalarına ( www.harrowu3a.co.uk ) bir göz attığımızda ,1991 yılında başlamış olan U3A'nın 1200 üyesi olduğunu ve 100 civarında çalışma grubu olduğunu görüyoruz . Çalışma grupları arasında bilgisayar , yabancı diller , sanat tarihi , sosyal psikoloji , güncel konular üzerine tartışmalar , portre ve resim sanatı , müzik eleştirisi , şiir eleştirisi , müzelere geziler gibi faaliyetler göze çarpıyor .

 

 

 

Vakfın internet sitesinden , 2002 sonu itibariyle , Birleşik Krallık sınırları içindeki U3A gruplarının sayısının 510 , toplam üye sayısı 122 556 olduğunu öğreniyoruz . Bunlar Vakıf tarafında konulan kurallara uymak ve Vakfa üye başına belli bir aidat ödemek zorundalar . Buna karşılık olarak da , özellikle kuruluş aşamasında Vakıf'tan çeşitli destekler sağlıyorlar . Vakfın “ Third Age News “ adlı periodik yayını , bütün üyeleri ilgilendiren bilgiler ve haberlerler taşıyor .

 

 

 

Amerika Birleşik Devletleri

 

 

 

ABD' deki hareket tamamen farklı bir karakterde , ABD'nin özgün koşulları içinde gelişmiş :

 

 

 

Elderhostel Programları : Ülkenin her yerindeki üniversite kampüslerinde , genellikle 55 yaş üstü öğrenciler için , üniversitenin öğretim üyeleri tarafından verilen kısa süreli , yoğun eğitim programlarına verilen isimdir . Elderhostel programları Amerika'nın bütün eyaletlerinde ve Kanada'da düzenlendiği gibi , Dünya'da yüzden fazla ülkede de düzenlenmekte . 2002 yılında yaklaşık 10 000 programda , 250 000 Elderhostel öğrencisine eğitim verilmiş . Bu programlar her şey dahil gezi paketleri şeklinde olup ortalama maliyetleri 500 ila 700 dolar civarında .

 

 

 

ILR Modeli : İlk ILR ( Institute for Learning in Retirement )1962 yılında New York'da kurulmuş . Mahalli olarak , emeklilik yaşına ulaşmış kişilerin kendilerini örgütlemeleri sonucunda kurulur ; kendileri ve içinde yaşadıkları toplum için muhtelif kurslar ve etkinlikler düzenlerler . Üniversiteler dahil , çeşitli eğitim kurumları tarafından desteklenirler. 220 ‘yi aşkın ILR birleşerek ülke çapında Elderhostel Institute Network ( EIN ) adı verilen bir birlik oluşturmuşlar ve yeni ILR'lerin kuruluşuna destek olmaktalar .

 

 

 

 

 

 

 

Almanya

 

 

 

Nazi dönemi ve İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkım ve 1990 yılına kadar Almanya'nın bölünmüş olması nedeni ile Üçüncü Yaş Üniversitelerinin Almanya'daki gelişmesi göreceli olarak daha geç ve daha dağınık bir şekilde başlamış ve genellikle muhtelif üniversitelerle ilişkili bir şekilde gelişmiş . Bunlar arasında dikkati çeken bazıları şunlardır :

 

 

 

Schwabisch-Gmünd Üçüncü Yaş Üniversitesi : Bir üniversiteye doğrudan bağlı değildir .Bazı Avrupa Üçüncü Yaş Üniversiteleri arasında işbirliği sağlayan ECUS (Europaisches Zentrum für universitare Seniorbildung ) projesinin merkezidir .

 

 

 

Ulm Üniversitesi ZAWİW ( Zentrum für Allgemeine Wissenschaftliche Weiterbildung ) Merkezi : Bir fakülte'ye bağlı olmadan doğrudan üniversite senatosuna bağlıdır ve üçüncü yaş eğitimi ile ilgili faaliyetleri yürütmekle görevlendirilmiştir . Ayrıca 13 Avrupa ülkesinin yürüttüğü LiLL ( Learning in Later Life ) programının koordinatörlüğünü yürütmekte ve 4 ayrı dildeki internet sitesini de hazırlamakta .

 

 

 

Hannover Üniversitesi EUCEN ( European Universities Continuing Education Network ) Merkezi : Avrupa üniversiteleri arasında ömür boyu eğitim projelerinin koordinasyonunu yapmaktadır .

 

 

 

 

 

Diğer Ülkeler : Üçüncü Yaş Üniversiteleri hareketinin , özellikle Avustralya , Kanada , Yeni Zelanda gibi Anglo Sakson ülkelerinde büyük ilgi gördüğü ve tabandan gelen bir hareket olarak geliştiği gözlemlenmektedir . Diğer taraftan İsviçre , Belçika , Hollanda , Danimarka , İsveç , Finlandiya gibi Kuzey Batı Avrupa Ülkeleri , Polonya , Slovakya , Çek Cumhuriyeti , Slovenya gibi Doğu Avrupa Ülkeleri , İtalya ve İspanya gibi Akdeniz ülkeleri , Avrupa dışında Güney Amerika'da Arjantin de hareketin yaygın olduğu yerlerdendir .

 

 

 

 

 

Türkiye : şžu anda yüzde 5 civarında olan 65 yaş üstü nüfus oranı , hem ortalama yaşam süresinin uzaması , hem de İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de görülen doğum artışlarının , artık emeklilik çağına ulaşanlara yansıması ile , bir yükseliş eğilimine girecektir . Dünya Sağlık Örgütü WHO , Türkiye gibi ülkelerde , önümüzdeki 30 yıl içerisinde , 65 yaş üstü nüfusun yüzde 200 civarında artacağını öngörmekte .

 

 

 

Bugün devlet üniversitelerinin , gençlere bile eğitim sunmakta zorlandığını düşünürsek , üçüncü yaş üniversitesi fikrine , devlet üniversitelerinden fazla bir destek beklemek hayalcilik olur . Bu girişim , ciddi mevzuat zorluklarını aşabildikleri taktirde , ya İngiltere'de görüldüğü gibi vakıflar ya da dernekler şeklinde örgütlenmeli ; ya da bazı ileri görüşlü vakıf üniversitelerinin bünyeleri içinde kurulmalıdır .

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye'de Üçüncü Yaş Üniversite'leri hareketini başlatmak için Bodrum'un büyük bir potansiyele sahip . Bodrum Yarım Adası'nın dört bir köşesi , buraya emeklilik ya da büyük şehirlerden kaçış nedeniyle yerleşmiş sanatçılar , yazarlar , bilim adamları , emekli yöneticiler , iş adamları, bürokratlar , öğretim üyeleri , kendilerini geliştirmek isteyen kadınlar ve erkeklerle dolu . Önemli bir yabancı kolonisi de oluşma yolunda .Resim atölyeleri , dekorasyon atölyeleri , seramik atölyeleri , amatör korolar ve tiyatrolar Yarım Ada'nın dört bir köşesinden fışkırmakta . Bir çok dernek kuruluş çeşitli faaliyetler içindeler . Bir çok turistik otelin toplantı salonları , restoran , kafe ve barları ve diğer imkanları sezon dışında tamamen atıl durumda . Ulaşım nisbeten kolay , insanların bu gibi faaliyetlere ayıracak zamanları var .Yani şeker ,yağ , un mevcut ; yalnızca helvayı yapacak birilerinin öne çıkmasını bekleniyor .

 

 

 

Örneğin kişisel olarak benim ilgilenebileceğim konular arasında şunları sayabilirim :

 

 

 

- Yetişkinler için bilgisayar ve İnternet kullanımı

 

- Dijital fotoğrafcılık teknikleri

 

- Osmanlıca okuma

 

- Resim sanatının tarihsel gelişimi

 

- Modern Yunanca

 

- Akdeniz bitkileri yetiştirilmesi ve bakımı

 

- Akdeniz mutfağı

 

- Anadolu uygarlıkları gibi ...

 

 

 

şžüphesiz bunlara daha pek çok konu ilave edilebilir .

 

 

 

Bu hareketin , bundan evvel başlatılmış bir iki girişim gibi , fil dişi kulesine kapanmış marjinal ve elitist hareketler değil , geniş tabanlı kollektif bir girişim olması gerekli . Kapılar herkese açık olmalı , olay hiç bir kimse veya grubun özel platformuna dönüşmemeli . Bodrum Life Dergisi'nin bu konuda bir öncülük görevi üstlenmesini ve bu konuya ilgi duyanların da öneri ve görüşlerini , Dergi aracılığı ile ortaya koymalarını diliyorum .


Bu konu 1315 kez izlenmiştir