where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 07 Haziran 2005 Tüm Yazı ve Haberler
''Bodrum değişir hep, ama ruhunu hiç kaybetmez.'' Teomanın Bodrumu Üzerine
Okullar yaşasın! Dereköy'deki okulun yeniden yaşama dönüşü.
Mazı diye bir yer.. Bodrum'a yalnız 30 km ve keşfedilmeyi bekliyor...
Karakaya Köyü'nde gözlerden ırak pırıltılı yaşamlar Eskilerin tabiriyle 'Kuş uçmaz, kervan geçmez' bir köy 'Karakaya'
Kaderin ve büyünün tanrıçası Hekate'ye inanmak
Hadigari Jazz Günleri 6 yaşında..
Flamingoların vizeye ihtiyacı yok. Tuzla Milas'ın flamingoları
Eski Tüfekler'i Bodrumlular çok sevdi
Tiyatro, bir bilge oyuncu ve parlayan bir yıldız, Eser Ali.
Her geçen gün değişen Bodrumun Arayışı Sanat: Neden, Nasıl ve Ne şekilde?
Bodrum Film Festivali'nin renkli açılışı..
Atlantis Mitolojisi ile süslenen rengarenk Saruhan defilesi..
''Bodrum değişir hep, ama ruhunu hiç kaybetmez.'' Teomanın Bodrumu Üzerine

Yazan: Selin Damar
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 07 Haziran 2005 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Teoman'ın ilk filmi “Balans ve Manevra” Bodrum'u mekân etti kendine. Üstelik karakterler de Bodrum'dan çıkmıştı genelde. Hepimizin özellikle 90'lı yıllardan aşina olduğu Teoman'la Nişantaşı'ndaki evinde Bodrum'a ve filmine dair söyleştik.

 

Bodrum insana film çekecek kadar esin verebilecek bir yer mi?

 

Bodrum benim için çok önemli bir yer. Altı sene boyunca dörder ay yaşadım. Daha öncesinde de gittim tabi. Aslında ben Bodrumlu sayıyorum kendimi. Koylarını, her tarafını çok iyi bilmem ama Bodrum'da aylarımı geçirdim, toplamda iki seneyi bulur. Bodrum'a ilk gittiğimde âşık oldum zaten. O zamanlar her mayısta gidiyordum, ekimde dönüyordum. Okul açılırken gibi yani. Çok da seviyordum, başka bir havası vardı ve yıllar içinde o kadar çok ilginç insanla tanıştım ki..

 

Bir arkadaşım vardır, yaklaşık yirmi senelik arkadaşım mesela, ilginç hikâyeler anlatırdı, ilginç insanlarla tanışırdık. Sürekli gidip gelenler vardı, orda sürekli kalanlar vardı. Bunların hepsi bana kişi olarak ilham kaynağı oldu. Bu filmi çekerken hep aklımda Bodrum vardı. Bodrum'da çekeyim diye düşünürdüm. Filmin Bodrum'da geçmeyen tek bir yeri var. Filmin sonunda Bodrum tabelası kazınıyor, orayı Karadeniz'de çektim Bodrum'da kayalık bulamadığım için, drama etkisini veremeyeceği için. Mekânları hep eski Bodrum hissi verecek yerlerden seçtim. Özellikle Gümüşlük'e gittim, Bodrum Marina'nın oradaki Saray Sokak'a gittim, bu tip mekânlardan yararlandım. Eskiden çaldığım Beyaz Ev'de, o zamanlar gittiğimiz barlarda, mesela Lodos'ta çekim yaptım. Ve ayrıca çekimleri Ekim'de yaptığımızda mevsim de çok güzeldi, ışık da çok güzeldi, tam istediğimiz görüntüler çıktı.

 

Anladığım kadarıyla Bodrum senin için sadece filmindeki arka fon değil..

 

Duygusal nedenler var tabii, çok seviyorum ve biliyorum diye. Havasını biliyorum. Aklıma da Bodrum'dan başka bir alternatif gelmemişti zaten.

 

Başka bir film daha çekecek olursan yine Bodrum'u mu düşünürsün?

 

İkinci filmi Bodrum'da yapmam belki ama üçüncü, beşinci filmlerle devam edebilirim. Bodrum kendimi rahat ettiğim, iyi hissettiğim bir yer. Orada insan yorulmuyor. Hep öyle söylenir, yorulunmaz diye, gerçekten de öyle. Günde

 

on yedi-on sekiz saat çalışıyorduk, eğleniyorduk, geziyorduk. Bir de orada çok dostum var benim. O yüzden rahat ediyorum.

 

Filmde insanlar arasında iletişimsizlik söz konusu, Bodrum'un böyle bir yanı var mı sence? Yoksa genel bir durum mu?

 

Bu genel bir şey aslında. Garip bir şey yaptım: bütün diyaloglarda kimse birbirini anlamıyor. Özellikle öyle yazdım. Yani sanki amaçsız diyaloglar, başlarına öyle gelmiş gibi. “Saçma değil mi o diyaloglar” diye soruyorlar, “Tamam işte absürd olsun diye öyle yazdım” diyorum. Bodrum'da öyle şeyler vardır. Özellikle içkili ortamlarda insan karşısındakini dinlemez, kendisi konuşmak ister, biraz onu anlatmaya çalıştım. Onlara Bodrum'da çok rast geldim, tabii İstanbul'da da karşılaştım ama orada daha çok karşılaştım. Yine de Bodrum'u çok eğlenceli, ilginç bir yer diye hatırlıyorum. 90'lı yıllarda, 95'e kadar olan zamanında özellikle. Herhalde şimdi de çok değişmemiştir. Hayatlar kurulur orda, ve çok doğal gelir o kurulan dünyalar bana. Bodrum'un delileri, Bodrum'un eksantrikleri, Bodrum'un yerlileri, benim için çok çekici oldular. Başka türlü insanlar hep.

 

Bodrum'dan ilham aldığın insanlardan gerçekten oynayan kimler var?

 

Aygün, Mehmet Dirim, figürasyonda bir sürü kişi var, benim arkadaşlarım var. Orbay, başrollerden bir tanesi mesela.

 

Karakterler peki, Bodrum'dan esinlenerek mi çıktı hep?

 

Hepsi Bodrum'dan.

 

Seyrederlerse anlayabilir mi insanlar, işte ben buyum, buna benziyorum diye?

 

Mesela orda bir Zagor karakteri var, bana da benziyor. İstanbullu değil artık, Bodrumlu olmuş. Benim de Bodrum'da olduğum dönemdeki gibi. Kendimden diyaloglar çıkardım o karakterde. Bodrum'da teknecileri, tayfaları, Bodrum bar zamparalarını çok sempatik buldum hep. Özellikle de Bodrum'a başka yerlerden gelmiş, burayı benimsemiş, turistlerle ilişkileri nedeniyle eski formalarını bırakmış, neredeyse sonra da turist olmuş, büyük bir ihtimalle İngiliz bir kızla evlenip, Londra'ya giden tipler. Bunların hepsi var. Bülent Kayabaş karakteri var, onlardan çok var. İstanbullulardır, işlerini bırakırlar, Bodrum'a aşık olurlar, giderler tekneci filan olurlar. Böyle karakterler yarattım. O yüzden Bodrumlular seyrettiğinde 'evet bu bana benziyor' 'bu bilmem kime benziyor' diyeceklerdir.

 

şžimdiki Bodrum gittiğinde nasıl geliyor sana? Aynı yerlere mi gidiyorsun, yada daha popüler yerleri mi tercih ediyorsun, Türkbükü gibi örneğin?

 

Her yere gidiyorum. Bodrum her sene değişti. Ben ordayken de değişti. Ben aslında şunu sevmiyorum, o zamanlarda da, etrafımdaki insanlar 'Bodrum eskiden daha iyiydi' diyorlardı. Bu yanlış bir şey. Bodrum değişir hep, ama ruhunu hiç kaybetmez.

 

Sen değiştin mi sence? Bodrum değişirken, mekânlar aynı, insanlar aynı… Bu nasıl bir his?

 

Ben değiştim tabii. Ama bu değişimi Istanbul'da yaşadığım için, kendi değişimimin ne olduğunun farkındayım. Ben kendi değişimimi bildiğimden, Bodrum'da farklı gelmiyor bu. Ama sorarsan hangi Bodrum'u tercih edersin diye, o yılların Bodrum'unu tercih ederim. Tabii bu o sadece o yılların Bodrum'uyla değil, benim onu ve kendimi algılayışımla da alakalı. Benim orada her barda, her sokakta, iskelede, teknede anım var. Nostalji tabii bunlar. Beyaz Ev eskiden 'live' bardı, şimdi dancing bar oldu. Ne yapalım, hayat bu. Ben tabii live tarafını tercih ederim, daha sempatik. Oradakiler dostlarım; Beyaz Ev'deki, Hadigari'dekiler hepsi dostlarım, onlarla beraber büyüdük. O yüzden de Bodrum'u seviyorum.

 

Gümüşlük'ü tercih edişimin sebebi, orası zorunlu olarak bozulmayan yerlerden bir tanesi. Ben Bodrum'da yaşadığım zamanlarda Gümüşlük'e çok gitmezdim ama hakikaten çok güzel bir yer. Hepsini harmanladım. Dokusal açıdan, zamansız bir yer. Benim Bodrum'u algılayışım bu. Filmdeki gibi.

 

Arada bir diyor musun keşke ben o zamanki Teoman olup, hâlâ öyle yaşabiliyor olsaydım diye?

 

Ben o zamanlardaki keyfimi, mutluluğumu arıyorum çoğu zaman. Çok zevk alıyordum, çok sorumsuzduk, çok eğleniyorduk, yarını düşünmüyorduk. Çok güzel tabii.

 

şžimdi örneğin Beyaz Ev'e gitsen, insanlar sana farklı yaklaşacak, ünlüsün, tanınıyorsun, bunun olmamasını ister miydin?

 

Yine bu o değişimi kabul etmekle ilgili bir şey. Değiştirmek istesem de olmayacak. Olduğu gibi kabul etmekte fayda var. Ama böyle de eski mekânların hepsine gidiyorum açıkçası. Bir fırın var mesela, Yunuslar'dı ismi, sahildeki Denizciler Kahvesi…

 

şžimdiki ilişkin Bodrum'la sadece tatile giderek mi?

 

O bile olamıyor maalesef ama şöyle bir şey ayarlıyorum; en yoğun dönemim yaz olduğundan, hemen her gün konser veriyorum. Bodrum'u araya sokarsam, bir gün fazla kalmaya çalışıyorum. Her yerde bir gün geçirirken, Bodrum'a iki gün ayırabiliyorum. Bodrumla ilişkim yılda on gün, maksimum on beş gün civarında. Eskiden bütün yaz kalırken şimdi sadece on beş gün civarında.

 

Hâlâ notlar alıyor musun?

 

Bu benim kişilik özelliğim, hep alıyorum. O zamanlarda ben bunları kesin kullanırım diye almıyordum zaten. Bir de beni etkilemeyen her şeyi silerim kafamdan. Hafızamız o kadar da sınırsız olmadığından sadece ilgimi çeken, sevdiğim şeyleri alıyorum kafama.

 

 

Söyleşilerinde filmi kendin için yaptığından, beğenilme kaygın olmadığından bahsediyorsun. şžimdi olumlu olumsuz bir çok eleştiri var, olumsuzlar seni hiç mi rahatsız etmiyor?

 

Hayır, etmiyor. Açıkçası daha bile fazla olacağını düşünüyordum. Aslında kişisel olarak birincisi; onların gerçekliğine inanmıyorum. İkincisi; sanat tarihi, sanat felsefesi, film teorileri benim uzak olduğum alanlar değil. Kişisel zevkim bunlar. Ben Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunuyum. Orada anlatım formları, telekomünikasyon gibi dersler aldık zaten. Ayrıca benim kişisel, özel zevklerim. Bir takım insanların bunları anlamayacaklarının farkındaydım ve bundan zevk aldım. Onlar nasıl Bodrum'u yada beni algılayamazlarsa, filmi de anlayamayacaklardı. Bunu zevk haline baştan getirmiştim, bakalım neler diyecekler diye. Bu saydığım şeylerle kendimi analiz etmiyorum film vizyonda olduğu için, ama sonra edeceğim tabii. Ben bunu neden yaptım, hepsini göstereceğim. Onlar bazı şeyleri yanlışlıkla yaptım diye eleştiriyorlar. Ben filme bir kelimeyi bile yanlışlıkla koymadım. Benim için her şey çok berrak. Bana yakın olan insanların kimler olduğunu anlamış oluyorum. Filmde söylediğim tüm teorileri incelemiş, niye istediğini bilen bir insan olarak, hata yapmadığımı düşünüyorum, bundan çok eminim. Ama bu ikilemden çok memnunum. En sevmediğim şey ortalama eleştiri. O yüzden gelen eleştirilerden çok memnunum.

 

Her şey istediğin gibi oldu mu yani filmde?

 

Daha iyi de oldu. şžaşırtıcı bir şey ama beklediğimden daha da iyi oldu. Orada başımıza hep pozitif şeyler geldi. Öyle olmasaydı, böyle olmasaydı diyebileceğim bir şey yok. Öyle olmadıysa da, benim kafamdakinden daha iyisi oldu. Negatif bir şey pozitife çevrildi. Genelde benim oyunculardan aldığım performans, Bodrum, hep iyiydi. Bodrum öyle bir yer ki herkesi kendine benzetiyor. Oyuncular da benzedi, ben de benziyorum. Aynı mantıkla çalışır olduk. Oyunculardan teknik ekibe kadar… Böyle bir şeyin olması gerekiyordu, nasıl çıkması gerekiyorsa. Benim beklediğimden iyi oldu hatta.

 

Yeni projeler var mı?

 

Birkaç tane var, bir tanesi daha mizaha yakın, drama dozu daha yüksek bir film. Yine Bodrum'dan da bildiğim insanlar, İstanbul müzik sektöründen bildiğimiz insanlarla oluşturduğum bir kadroyla, yine amatörler, profesyonelleri karma yaparak bir proje var kafamda. Öncelikli olacak herhalde o.


Bu konu 1299 kez izlenmiştir