where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 07 Haziran 2005 Tüm Yazı ve Haberler
''Bodrum değişir hep, ama ruhunu hiç kaybetmez.'' Teomanın Bodrumu Üzerine
Okullar yaşasın! Dereköy'deki okulun yeniden yaşama dönüşü.
Mazı diye bir yer.. Bodrum'a yalnız 30 km ve keşfedilmeyi bekliyor...
Karakaya Köyü'nde gözlerden ırak pırıltılı yaşamlar Eskilerin tabiriyle 'Kuş uçmaz, kervan geçmez' bir köy 'Karakaya'
Kaderin ve büyünün tanrıçası Hekate'ye inanmak
Hadigari Jazz Günleri 6 yaşında..
Flamingoların vizeye ihtiyacı yok. Tuzla Milas'ın flamingoları
Eski Tüfekler'i Bodrumlular çok sevdi
Tiyatro, bir bilge oyuncu ve parlayan bir yıldız, Eser Ali.
Her geçen gün değişen Bodrumun Arayışı Sanat: Neden, Nasıl ve Ne şekilde?
Bodrum Film Festivali'nin renkli açılışı..
Atlantis Mitolojisi ile süslenen rengarenk Saruhan defilesi..
Kaderin ve büyünün tanrıçası Hekate'ye inanmak

Yazar: İkbal Çiğdem Damar
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 07 Haziran 2005 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Tanrıça inancı öyle eski bir inanış ki, ne kadar geriye gittiğini söylemekte tarihçiler de zorlanıyor. şžaşırtıcı olan ise bu inancın ve tapınmanın gitgide artarak günümüzde yeniden kıpırdanması ve kendine yabana atılmayacak denli çok sayıda yandaş bulması.

 

Aslında şaşırmamak gerek, yaşadığımız modern çağda iktidar savaşları ve şiddet azalacağına artarken, barış ve hoşgörü telkin eden tek Tanrılı dinlerin bizzat kendileri savaşlara sebep olurken insanların içinde yaşadıkları çağın dini değerlerine sırt çevirmesini bir “gelişme” olarak görmek dahi mümkün.

 

Tanrı ve Tanrıçaların pek çoğuna birden inanmanın mümkün olduğu bir inanış şekli olan Paganizm, daha doğru bir ifadeyle; kökenleri dünyanın kadim doğa dinlerine uzanan ruhsal bir yaşam tarzı. Doğanın kutsallığını kutluyorlar ve her şeyde varolan ilahiliğe -evrenin içinden akan ve hem görülebilen hem de görülemeyen bilinemez tine- saygı duyuyorlar. Paganizmin içinde de çok çeşitli gelenekler var. Herkesin eşsiz olduğuna, maneviyatını kendi özünün iç sesi uyarınca bulması gerektiğine inanıyorlar. Bu içtenlikte olan tüm inançlara saygı duyuyor, misyonerliğe karşı çıkıyor ve insanları kendi inançlarına döndürmeye çalışmıyorlar. Diğer inançlar ve genel olarak toplumdan tek beklentileri tolerans.

 

Özgür düşünce, yaratıcı imgelem ve insanların pratik yaratıcı zekâsını destekliyorlar, çünkü yaşamın doğal dünyanın ritmiyle uyum içinde sürmesinde bunların temel bir rol üstlendiklerine inanıyorlar. Doğal döngüler ile uyum sağlamak için ritüelleri var; sıklıkla mevsimlerin dönüm zamanlarında, ay ve güneşin safhalarında ve yaşamlarının dönüm noktalarında gerçekleştiriyorlar.

 

Tanrıça Hekate'nin Pagan inanışındaki yeri ne?

 

Bu soruyu Pagan Federasyonunun Türkiye'deki www.tr.paganfederation.org isimli internet sitesi aracılığıyla ulaştığımız Atheneris lakaplı başkanına sorduk:

 

“Hekate'yi bilmeyen veya zamanında okuyup araştırmamış pagan yoktur diyebiliriz. Sevilen tanrıçalardandır. Her tanrıça gibi önemli elbette, ama diğerlerinden daha önemlidir denemez. Bugünkü modern paganizmde Hekate özellikle batıda oldukça dikkat çekti; ortaçağdan kalan etkiler, Sheakspeare'in Macbeth'inde görülmesi, (Macbeth'de üç cadı görülmektedir, bu cadılar Hekate'nin üçlü formuna yorulur) küçük hatta önemsiz görünen ayrıntılar bunlar fakat batı kültüründe bugüne dek iz bırakmışlar. Paganizm günümüzde rağbet görmeye başlayınca da Hekate yeniden önemli bir tanrıça haline geldi.

 

Hekate'nin büyüyle bu kadar ilişkilendirilmesini de gene bu modern ilgiye borçluyuz. Eskiden tanrıçanın üç yüzü de onurlandırılırdı, oysa bugün genel geçerde sadece yaşlı bilge kadın hali göz önüne alınıyor. Yine de inisiyatik uygulamalarda eğitim ve uygulama daha farklıdır. İlk tapıldığında bu kadar bilinçaltıyla özdeşleştirilmiyordu, daha çok dünyevi, yaşamla ilişkiliydi; doğuma yardım eden, yaşam veren, doğum-yaşam-ölüm veya çıraklık-kalfalık-ustalık üçlemelerinde olduğu gibi.”

 

- Yani o zaman Tanrıça yaşamla daha çok ilgiliydi çünkü o zamanki koşullarda hayat daha değerliydi, oysa şimdi insan yaşamı değersizleşti, denilebilir mi?

 

“Bence hayatın değeri söz konusu değil. Hayat ve ölüm döngüsü eskiden nasılsa şimdi de aynı şekilde devam ediyor, eminim ki hayat her dönem ve koşulda önemliydi. Bunun tanrıçaların yaşamdan çıkarılmasıyla ilişkisi var. Eskiden tanrıçalar ve onun şahsında kadınlar kutsaldı, yaşam veriyorlardı. Sonra tek tanrılı dinlerin de gelişimiyle birlikte doğum veren-yaşam veren kadın değil, erkek oldu. Tek tanrılı dinler dünyevi-semavi ikiliğini ve bunun sonucunda iyi-kötüyü ayrıştırıp kutuplaştırdılar. Pagan inançlarında bu yoktur.

 

Cennet ortaya çıkarılıp bu dünya kötülendikçe yaşam veren kadın da eninde sonunda cadı oldu, Adem'i kandıran günahkâr Havva oldu. Oysa pagan dinlerde mutlak iyi-kötü ayrımı olmadığı gibi mutlak yaşam-ölüm ayrımı da yoktur.”

 

-Kimileri Hekate'yi tehlikeli ve insanlara kötülük yapan bir Tanrıça olarak tanımlıyorlar. Bu doğru mu?

 

“Hekate hakkında çok şey yazılıp çizilir ki çoğu da yanlıştır. Günümüzde orijinaliyle alakası olmayan bambaşka bir Hekate imgesi yaratıldı gibi, ki bu pagan dinleri takip edenler için aslında biraz acıklı çünkü kökenden uzaklaşıldığını gösteriyor.

 

Tanrıçanın ilk formuyla çalışmak bugün bildiğimiz halinden oldukça farklı yerlere götürür insanı. O yüzden ezoterik olarak çalışacak kişinin tüm bu yönleri bilmesi ve tanıması gereklidir, yoksa bilgisizlik her türlü konuda olduğu gibi bunda da büyük bir engel ve tehlikedir. Hekate'nin sembollerini hatırlayalım,ellerindeki meşaleyi, meşaleler bunu anlatır. Hekate geç dönemde kavşakların tanrıçasıydı, yol ağızlarının... Hekate elinde meşalelerle geçişte, eşikte durur, kapıyı koruyandır. Bilinçaltına, şuurötesine geçen eşikte durur, kişiye yol gösterir. Ancak ruhsal olarak kişi buna hazır değilse, bilgisi azsa veya egosu üstün gelmiş, kişisel çıkara düşmüşse aynı yol gösterici ışık ve ateş bu sefer tüketici ve yok edicidir. Burada bilinçaltı bilinç alanını ele geçirir, psikopatolojide Jungcu tabirle şişme denilen olgu ortaya çıkar. Amaç bilinçlenmek, farkına varmakken sonuç bilinçaltının imgelerinde kaybolmaktır.”

 

Cadılık ve Hekate

 

Hekate'nin ilk tapınıldığı zamanlardaki yaşam veren, yaşamlarının önemli karar noktalarında insanların doğru karar vermelerine yardımcı olan ışık saçan, yol gösteren kişiliği, toplumdaki düşünce ve inanç sistemlerinin değişimiyle farklılaşır. Gitgide karanlıkların, sihir ve cinlerin, yer altı dünyasının yaşlı büyücüsü ve şeytanla işbirliği yapan cadıların tanrıçası kimliğine bürünür. Bunda anaerkil toplum değerlerinin babaerkil değerlere dönüşmesinin bir payı var mı, ayrıca tartışmak gerek.

 

Atheneris'e şeytan ve kara büyüyü sorduk:

 

“şžeytan tek tanrılı dinlerin getirdiği mutlak iyi - mutlak kötü düalizminin bir ürünüdür. Wicca ve Pagan inanç sisteminde yer almaz. Wicca'da kişi kendi eylemlerinden bizzat sorumludur ve 'kötülük' yada 'iyilik' insana özgü olgulardır, tanrılara veya başka varlıklara ait değil. Kaldı ki kimse bireyi isteği ve iradesi dışında bir eylemde bulunmaya zorlayamaz.

 

Karanlık ve ölümle ilgili çeşitli gizemler de yanlış olarak gene bu düalist düzlemde tartışılmaktadır. Karanlık sembol olarak bilinçaltını - analitik psikolojinin tanımıyla gölgeyi, kolektif ve bireysel bilinçaltını - yoksulluğu ve boşluğu, ilksel ve ezeli evreni temsil eder. Ezoterik gelenekte kişinin bununla yüzleşmesi ve tanıması, uzlaşması gerekir ve öğretilerin ileri aşaması bunun üzerine yoğunlaşan çalışmalar içerir.

 

Gelelim kara büyüye. Büyü Aleister Crowley'in mükemmel tanımıyla 'irade doğrultusunda değişiklik yaratmanın sanatıdır'. Dolayısıyla irade doğrultusunda odaklanan enerjinin de rengi yoktur. Sadece uygulayıcının kendisi görece iyi yada kötü olabilir.”

 

Kimseye zarar vermedikçe istediğini yap.

 

İyi yada kötü yaptığın her şey üç misliyle sana geri dönecektir.

 

Pek çoğumuzun yalnızca bir maskeli balo kıyafeti veya tatilde izlediğimiz bir animasyon gösterisi kahramanı gibi algıladığımız cadılar ve cadılık, modernize olmuş bir şekilde yeniden karşımıza çıkıyor. Üstelik pirleri de Hekate.

 

Her yıl İngiltere'de ve dünyanın pek çok yerinde düzenlenen Witchfest organizasyonlarına binlerce kişi katılıyor. Bu festivallerde konuşmalar yapılıyor, müzikler dinleniliyor.

 

İngiltere'de “Hekate'nin Kalbi” isimli topluluğun kurucusu, ülkemizde de yayınlanan “Cadının Mutfağı” adlı kitabın yazarı Kate West, kendini çağdaş cadı ilan edenlerden. Yazar “Artemis'in Çocukları” isimli bir başka topluluğun da üyesi.

 

“Bırakın büyü yaşam bulsun” diyor ve bakın cadılar ve cadılıkla ilgili neler söylüyor:

 

“Cadılık sanatının ne olduğunu merak ediyorsanız, bizim geleneğimizi anlamayan ve anlamak için de herhangi bir çaba göstermek istemeyen insanların söylemlerinden oluşan ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Cadılığın günümüzde de canlı bir şekilde varlığını sürdüren ve en az geçmiş çağlardaki kadar çok uygulayıcısı olan bir inanç sistemi olduğunu göz ardı etmeyin.

 

Bizler, kutsal olanın hem dişi hem de erkek olduğuna inanırız. Bu ikisinin eşit ve dengede olduğuna inanır, yaşamlarımızda ve kendi içimizde bunun dengesini kurmaya çalışırız. Hem Tanrı'ya hem Tanrıça'ya inanır, kişisel ihtiyaçlara göre Tanrıça'yı İsis, Astarte yada Hekate gibi adlarla, Tanrı'yı Osiris, Pan veya Herne gibi adlarla isimlendiririz. Bunu anlamak için Kutsal olanın sonsuz yüze sahip olan aynadan bir küre olduğunu, her bir yüzün farklı bir kimliği yansıttığını ama tamamının kutsal olduğunu düşünün.

 

Çalışmalarımızda faydalandığımız hava, ateş, su, toprak ve ruh elementleri doğada çevremizi sararken aynı zamanda içimizde de yer alırlar: Hava; düşüncelerimiz, ateş; tutku ve isteklerimiz, su; duygularımız, toprak; bedenimiz ve ruh; iç benliğimizdir. Bunlar büyü yaparken faydalandığımız enerjilerdir.

 

Büyü, irade gücüyle değişiklik yapma becerisidir. Büyü yaparken 'kimseye zarar vermedikçe istediğini yap' ve 'iyi yada kötü yaptığın her şey üç misliyle sana geri dönecektir' kurallarına bağlı kalırız.”

 

Pek çok çoğumuz Hekate ismine, hatta Bodrum'da yaşayan bizler yanı başımızda Lagina'daki tapınağının varlığına, bölgemizde çok eskilere uzanan bir inanışı ve kültü olduğu bilgisine aşina değiliz, bu bir gerçek. Oysa yazımıza geri dönüp baktığımızda, bizden çok uzaktaki insanların Hekate ile ilgilendiklerini, uğraşlarına konu edindiklerini görmekteyiz...

 

Elle tutulur, gözle görülür bir Hekate tapınağı hemen yanıbaşımızda... Her yöreden çıkan onlarca Hekate heykelcikleri bugün çevremizi ve müzelerimizi doldurmakta... Turizm ve kültürel mirasımızı koruma adına yapılacak çok şey olsa gerek...   


Bu konu 1626 kez izlenmiştir