where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 01 Haziran 2003 Tüm Yazı ve Haberler
Nevra ve Metin Serezli
Tedavisi olmayan hoş bir hastalık Sars
Boynunda hiç yazan bir Neyzen
Önce balık turu sonra sergi Rifat
Renkli Pazar Günleri
Onlar için hayat bir oyun ...
Ayın yeni çıkan albümleri, Pink Floyd, Ben Harper, The Pianist OST
Göltürkbükü Sıcak Yaz Günlerini Bekliyor
Bodrumun üç yanı marina
Bodrum'un Uluslararası Markası Halikarnas
Karabiber'lerin Bodrumu
Bodrum' dan İstanbul'a uzanan üç Sanatçı üç Sergi...
Bambul Ya da Tırsıl .
Bodrumlife Markası ve Bu sayı hakkında özel bilgi.
Nevra ve Metin Serezli

Yazar: Bülent Akkurt
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 01 Haziran 2003 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Onlar... Nevra ve Metin Serezli, otuz yılı aşmış neredeyse otuz beş yıla ulaşmış bulunan evlilikleri....İçinde hala karasevdalı iki genç aşık gibi yan yana, el ele ve göz göze dolaşırlar ve Bodrum'un tadını çıkarmaya çalışırlar. Aslına bakarsanız onlar uzun yıllardır bir bakıma Bodrumlu sayılırlar. Hemen her yazı Türkbükü'ndeki evlerinde geçirirler. Sonbahar aylarından başlayıp gelecek yaza kadar süre-gelen çalışma dönemlerinde de fırsat buldukça kendilerini Bodrum'a atarlar.

 

Onlar... Nevra ve Metin Serezli, Türk tiyatrosunun iki ünlü ismi... Benim adlı adınca otuz beş-kırk yıllık dostlarım. Her ikisi de adeta gözlerini tiyatroda açtılar. Nevra Robert Kolej Tiyatrosunda, Metin ise İstanbul Üniversitesi Gençlik Tiyatrosunda sahneye ilk adımlarını attılar. Tüm gençliklerini ve sonra da tüm yaşamlarını tiyatroya, birbirlerine ve çocuklarına adadılar. Onlar bizim bir hayli dağdağalı sanat dünyamızın, isimleri en küçük bir dedikoduya karışmamış en uzun ömürlü çifti olarak sevildiler, sayıldılar. Filmler çevirdiler, radyo oyunlarında rol aldılar, seslendirme çalışmalarına katıldılar ve televizyon dizilerinde yer aldılar. Fakat tiyatrodan hiçbir zaman kopmadılar. Sanat yaşamlarına tiyatroyla başladılar, tiyatroyla sürdürdüler ve hala tiyatro ile devam etmekteler. Tiyatro onlar için, kuşkusuz pek çok tiyatrocu için olduğu gibi, bir yaşam biçimiydi. Onları şöhrete ulaştırdı. Lakin onlar da bunun karşılığını vermeyi bildiler Türk tiyatrosuna. Türk tiyatro seyircisine oyunlarıyla, oyunculuklarıyla büyük tatlar verdiler, pek çok gencin tiyatroya sevgi ve saygı duymasını, gönülden bağlanmasını sağladılar. Nevra ve Metin Serezli'nin iki oğulları var. Biri evli, diğeri henüz bekâr. “Onlar bana Oskar'ı armağan ettiler. Sanatta hiçbir zaman iddialı olmadım ama, analık konusunda iddialıyım” diyor Nevra.

 

Nevra Serezli Ankara'da doğdu. İstanbul Arnavutköy Amerikan Kolejinde okurken tiyatroya gönül verdi ve altı sene boyunca okulun tiyatro kolunda bütün oyunlarda yer aldı. Koleji bitirince Amerika'ya gitti ve tiyatro eğitimini tamamlayıp dönünce bir süre de LCC'nin tiyatro kurslarına devam etti. Ve bu dönemdeki hocaları Yıldız ve Müşfik Kenter ile Haldun Dormen ve Haldun Taner'i sevgi ve saygıyla anı-yor. 1966 yılında Dormen Tiyatrosunda 22 yaşında, “Cengiz Hanın Bisikleti” oyununda “Gül hanım” rolüyle ilk profesyonel deneyimini gerçekleştirdi.

 

Sevgili Nevra'nın işte böylece başlamış bulunan tiyatro serüveni; 1971 yılında katılmış olduğu “Çevre Tiyatrosu”, 1980'de USG şžan Tiyatrosu, 1990'da Devekuşu Kabare Tiyatrosu, 1995'de tekrar Dormen Tiyatrosu ve 1996 yılından bu yana da Tiyatro İstanbul ile aralıksız sürmekte. Bu süre içinde otuz beş ayrı oyunda, pek çoğu başrol olmak üzere görev aldı. Böylesine yoğun bir çalışma içinde fırsat bulup “Oliver” müzikalinin çevirisini yaptı.

 

Oynadığı her oyunda büyük başarılara imza atmış bulunan Serezli; kendince en önemli ve sevmiş olduğu oyunlardaki rollerini şöyle açıklıyor: “Durdurun Dünyayı İnecek Var”, “Çılgın Sonbahar”, Hisseli Harikalar Kumpanyası”, “Çetin Ceviz”, “Acaba Hangisi”, “şžen Sazın Bülbülleri”, “Sylvia” ve “My Fair Lady”.

 

Burada bir küçük anı. 1966-67 sezonunun ortaları. Ankara Sanat Tiyatrosu olarak “Durdurun Dünyayı İnecek Var” adlı müzikli oyunu sahneleyeceğiz. Bu oyun için çok önemli bir hanım sanatçı gerekiyor. Çünkü dört ayrı rol üstlenecek. Genç, güzel, yetenekli olacak ve ayrıca da şarkı söyleyebilecek. Bizim tiyatromuzda böyle bir eleman o sıralar yok. Durumu Haldun Dormen'e açıyorum. Tereddütsüz “Nevra şžirvan” diyor. “Rahatça bu işin altından kalkabilir” diye de ekliyor. Nevra o sıralar Dormen'in daha bir yıllık sanatçısı. Yalnız önemli bir sorun var. Nevra'nın ailesi kızlarının Ankara'da otelde kalmasına kesinlikle karşıdırlar. Eşim Güneşle konuşuyorum ve onu evimizde misafir edeceğimizi söylüyorum. İzin çıkıyor ve Nevra, 1966-67 sezonunun son bir ayı ile, 1967-68 sezonun ilk iki ayı bizim evimizde kalıyor. Eşim ve ben, o yıl lise son sınıfta okuyan kızımız Hale'den sonra böylesine tatlı, böylesine esprili ve candan bir kız çocuğuna daha sahip olmanın büyük mutluluğunu yaşarken, Nevra “Durdurun Dünyayı İenecek Var” oyununda harikalar yaratıyor. “Durdurun Dünyayı İnecek Var” AST'ın kendi salonunda matine ve suare olarak 53, turnelerde de 58 olmak üzere toplam 111 temsil veriyor ve yaklaşık elli iki bin seyirci bu oyunu büyük bir zevkle izliyor.

 

Nevra Serezli, tam 38 yıldır aralıksız olarak tiyatro sahnelerinde. Müzikallerin, kabare oyunlarının ve komedi türündeki sahne yapıtlarının büyük ustası o. Kendisi de bu tür oyunları sevdiğini söylüyor zaten. Ona kapılarını ilk açan tiyatro olan Dormen Tiyatrosu'nda, uzun yıllar sonra rol aldığı ve beş sezon sahnelenen ve ayrıca ona dört-beş ödül kazandırmış bulunan bir başka sevdiği oyun (aslına bakarsanız sevmediği oyun yok ya, neyse!) “Çılgın Sonbahar”. Bu çok değerli sanatçıyı etkileyen oyunlardan biri de “Çetin Ceviz” adını taşıyan eser. Çeşme Açık Hava Tiyatrosu'nda dört bin beş yüz kişiye oynamış bulunduğu bu oyun için “Tepelere kadar insan doldurmuştu tiyatroyu. İnanılmaz bir geceydi. Çok severek rahat oynadığım bu oyunda ilk defa dizlerimin titremiş olduğunu hatırlıyorum” diyor.

 

Ne mutlu ona ki; “Tiyatro ile ilgili hiç kötü bir anım yok. Genco Erkal ile oynamış olduğum ‘Durdurun Dünyayı İnecek Var' müzikali beni Ankara'ya ve İstanbul'a müzikal oyuncusu olarak tanıtan oyundur. Devekuşu Kabare'de Zeki-Metin ikilisiyle müthiş bir oyunculuk deneyimi yaşadım. Sahne hakimiyetini ve espri atmayı öğrendim. Tiyatroyu çok keyifle yaşamış bir insanım. Doymuş bir sanatçıyım. Bu nedenle kendimi çok şanslı saymaktayım” diyebilecek kadar tiyatroculuğundan memnun ve mutludur.

 

Nevra Serezli “Çılgın Sonbahar” oyunu ile o yılın en başarılı kadın oyuncu ödülünü ve aynı zamanda o yılın Türk Dil Kurumu Ödülü'nü almış. Çeşitli oyunları ile “Avni Dilligil”, “Sanatseverler Derneği”, “Kültür Bakanlığı”, “Rotary” ve “Lions” kulüpleri tarafından da yılın sanatçısı olarak ödüllendirilmiş. Değerli sanatçı Nisa Serezli adına konulmuş bulunan bir ödülün ise; sadece o yılın sanatçısı olduğu için değil, uzun dönemde elde edilen başarılar karşılığı verilmiş bir ödül olması dolayısıyla kendisi için büyük anlam taşıdığını söylemektedir Nevra Serezli.

 

Metin Serezli, aktör olmayı hiç düşünmeden, sadece sosyal bir etkinliğe katılmak ve tiyatro olayının içinde olmak düşüncesiyle katıldığı Gençlik Tiyatrosu'nda hocası Avni Dilligil'in ısrarı ile; hazırlanan oyunda kendisine verilen görevi yerine getirmek için sahneye çıkar. Yıl 1952-53 gibi olmalı. Ve ben de o sıralar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü öğrencisi olarak, okul arkadaşım Nisa'yı izlemek için gittiğim oyunda Metin Serezli'yi de seyretmiş olduğumu uzun yıllar sonra öğrenecektim. Bir Brezilyalı yazarın, Pascal Carlos Magna'nın “Yarın Başka Olacaktır” adlı oyunu bir bakıma çok nefis bir oyundu. Nitekim Gençlik Tiyatrosu'na Erlangen Festivali'nde bir üçüncülük ödülü kazandırmıştı.

 

Festival sonrası, Amerika'dan yeni dönmüş olan Haldun Dormen kendi tiyatrosunu kurmadan önce Türk tiyatrocularını tanımak üzere bir ay gibi kısa bir dönem sürecek olan “Papaz Kaçtı” oyununu sahnelerken Metin Serezli'yi de kadrosuna alır. Birlikte askere giderler ve dönüşlerinde de Haldun, 1957 yılında Küçük Sahne'de ilk tiyatrosunu kurarken Metin'e teklifte bulunur. O artık bir profesyonel tiyatrocudur. Ve, 1971 yılında Dormen Tiyatrosu kapanıncaya kadar on beş yıl birlikte çalışırlar. Metin Serezli ve Altan Erbulak bu kez el ele vererek Kocamustafapaşa'da “Çevre Tiyatrosu”nu kurarlar. Sekiz yılda sekiz ayrı oyunla, çevre halkına tiyatroyu hem tanıtırlar, hem de sevdirirler. Anarşik olayların artması ve politik oyunlar oynayan tiyatronun, sanıyorum bazı tehditlere maruz kalması üzerine tiyatroyu tatil ederler. Bu arada Metin Serezli çalışmalarını Egemen Bostancı'nın “şžan Tiyatrosu”nda sürdürür. 1984'te Haldun “Dormen Tiyatrosu”nu tekrar açarken bir kez daha birliktedirler. Metin 1999 yılında “Sylvia” oyunu ile katılmış olduğu Gencay Gürün'ün yönetimindeki “İstanbul Tiyatrosu”nda çalışmalarını sürdürmektedir. Bu arada Metin Serezli, 50 filmde, 200 radyo oyununda rol almış, Tv'de beş dizide oynamış, üç dizinin sunuculuğunu yapmış ve uzun yıllar da film seslendirme işinde çalışmış.

 

Özetleyecek olursak, sevgili Metin, amatör olarak Gençlik Tiyatrosu'nda sahneye adım atmış olduğu ilk günden bu yana tam elli yıldır aralıksız olarak sahnededir. Bu dönem içinde 62'si başrol olmak üzere 68 oyunda rol almış, beşi müzikal ve biri çocuk oyunu olmak üzere tam 33 oyun sahnelemiştir. Her tür oyunu sevdiğini söyler. Hiç klasik oynamamış olmanın hasreti içinde yanarken, “Cyrano de Bergerac” çok isteyip de oynayamadığı tek oyundur. Sevdiği oyunlar konusundaki soruyu yanıtlarken yaklaşımı çok nefistir. “En önemli, en çok sevdiğim oyunlar ve rollerim, daima en son oynadıklarım oldu”. Beğendiği yerli tiyatro yazarları asında Turgut Özakman, Refik Erduran, Haldun Taner, Yaşar Kemal, Güngör Dilmen, Necati Cumalı ve Kandemir Konduk'un ayrı bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Yabancı yazarlar ise sayılamayacak kadar çoktur onun için. Komedi ile anlatılan düşünce oyunlarını seven Metin'in tiyatroyu değerlendirmesi de bir başka anlam taşır. Diyor ki; “İnsanları mutlu etmekten daha büyük bir mutluluk olabilir mi?”

 

Bunca yılın, bunca emeğin ve nihayet bunca başarının getirmiş olduğu ödüller olmaz mı? Var tabii. Bir oyunuyla “En İyi Yönetmen Ödülü”, dört oyunu ile “En İyi Oyuncu Ödülü” ve son olarak da “Afife Jale Ödülü”. Ama bir tanesi var ki, onu en çok mutlu eden ödüldür: 500 kişilik bir jüri topluluğunun vermiş olduğu “İsmail Dümbüllü Ödülü” ...

 

Onlar... Nevra ve Metin Serezli çifti, Türk tiyatrosunun doruklarında yer almış bulunan bu iki büyük sanatçı; mütevazı ve zarif kişilikleri ve dost canlısı oluşlarıyla, sadece tiyatro seyircilerinin değil, çevrelerindeki herkesin sevgisini kazanmış ve yine her kula nasip olmayacak bir saygınlığa ulaşmış olmanın hazzını yaşamaktadırlar ve bu onların hakkıdır...

 

İnsan sevgili dostlarını böyle, emekleriyle yücelmiş gördüğü zaman bir başka mutlu oluyor. Bu nedenle onlara binlerce teşekkür ve kucak dolusu sevgiler...     


Bu konu 1836 kez izlenmiştir