where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 01 Haziran 2003 Tüm Yazı ve Haberler
Nevra ve Metin Serezli
Tedavisi olmayan hoş bir hastalık Sars
Boynunda hiç yazan bir Neyzen
Önce balık turu sonra sergi Rifat
Renkli Pazar Günleri
Onlar için hayat bir oyun ...
Ayın yeni çıkan albümleri, Pink Floyd, Ben Harper, The Pianist OST
Göltürkbükü Sıcak Yaz Günlerini Bekliyor
Bodrumun üç yanı marina
Bodrum'un Uluslararası Markası Halikarnas
Karabiber'lerin Bodrumu
Bodrum' dan İstanbul'a uzanan üç Sanatçı üç Sergi...
Bambul Ya da Tırsıl .
Bodrumlife Markası ve Bu sayı hakkında özel bilgi.
Karabiber'lerin Bodrumu

Yazar Haluk şžahin
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 01 Haziran 2003 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bodrum'u çeşitli bakış açılarıyla gezmek mümkündür...

Tarihi Bodrum, ticari Bodrum, eğlence merkezi Bodrum, deniz beldesi Bodrum gibi... Son gelişimde Bodrum'un bir botanik bahçesi gibi de gezilebileceğini fark ettim. Çok güzel, çok ilginç, çok renkli bir Bodrum daha çıktı karşıma...

Çoğumuz yaşadığımız yerleri sarmalayan bitki örtüsüne yalnızca bir fon ya da arka plan olarak bakmaya alışmışızdır. Hani o ünlü deyişin tam tersi bir durum söz konusudur: Ormana bakmaktan ağaçları göremeyiz. Ağaçları ve dalları ve çiçekleri ve meyveleri ve otları...

Göremediğimiz için ne kaybettiğimizin de farkında olmayız. Hayatın en acı kayıpları da böyleleri değil mi? Bir adam düşünün: Hayatında hiç Mozart dinlememiştir ve ne kaybettiğinin farkında değildir!

 

 

Bodrum'un ılıman iklimi ve bereketli toprağı, ağaçlar, çiçekler ve otlar açısından göz kamaştırıcı bir zenginliği mümkün kılıyor. Bodrum yarımadasının doğal bitki örtüsünün çeşitliliğinin yanısıra, Halikarnas Balıkçısı'ndan beri Bodrum'a gelip yerleşenler de çeşit çeşit ağaçlar, çalılar, çiçekler getirmişler buraya. Ortaya doğa anıtları çıkmış.

Eğer şimdiye kadar yapmadıysanız, bir kez de bu gözle bakın Bodrum'a.

Son gelişimde Bodrum'u dolaşırken karabiber ağaçlarının bolluğu dikkatimi çekti. “Niye karabiber?” diye soracak olursanız psikolojide çok sözü edilen “seçimsel algılama” denen olaydan söz edebilirim. İnsanlar ilgi duydukları şeyi daha çok görüyorlar. Örneğin, sakal bırakmaya karar verdiğinizde etrafta ne kadar çok sakallı adam olduğunu fark ediyorsunuz.

Karabiberlere duyduğum ilgi bir Akdeniz hikayesidir. Kıbrıs'ta başlar, Bodrum'dan geçer, Bozcaada'da sona erer.

 

Bundan beş yıl kadar önce, Kıbrıs'ta kaldığım otelin bahçesindeki karabiber ağaçlarının görünümü ve kokusu beni çok etkilemişti. Kıbrıs'lı bir gazeteci arkadaşıma bir kaç fidan alıp Türkiye'deki bahçeye dikmek istediğimi söyledim. Günlerden pazardı. Temmuz ayında müthiş sıcak bir Akdeniz günüydü. Düştük Girne'nin yollarına, saatlerce ferlik ferlik karabiber fidanı aradık. Ve bulamadık.

 Koleksiyon meraklıları bilirler, bazı şeyleri insan kafaya bir kez takınca kolay kolay vazgeçmiyor. İki yıl sonra geçen güz, yine Kıbrıs'a gittiğimde, o arkadaşıma rastladım ve ilk sözüm yine aynı konuda oldu: “Hani bizim karabiberler?” Gene bana yardım edeceğini söyledi, gene sonuç sıfır...

 Umudumu yitirmiştim.

Derken, İstanbul'a döndükten sonra bir gün, tanımadığım biri telefon etti ve bana Kıbrıs'tan bir paket getirdiğini söyledi. Koca kentin varoşlarında uzak bir yerlere gidip aldık. İlk an ne olduğunu tahmin edemedim. Açınca içinden iki karabiber fidanı çıktı. Yarım metre boyunda iki cılız fidan.

 Henüz Kuzey Ege'nin sert poyrazına dayanamayacağı belli olan iki bebek karabiber fidanı kışı İstanbul'daki çalışma odamda, Boğaz'dan geçen tankerleri ve Üsküdar'la Beşiktaş arasında mekik dokuyan tankerleri seyrederek geçirdiler. Yerlerini pek sevdiler. Bir büyüdüler, bir serpildiler, inanılır gibi değil.

Nihayet, Nisan ayının sonlarında onları alıp adaya götürdüm ve bahçeye diktim. Hava hala ısınmamıştı. Poyraz, önüne geleni soğuk elleriyle tokatlıyordu. Onları orada bırakıp İstanbul'a dönmek için ayrılırken dönüp baktım: Tir tir titriyorlardı. Rüzgardan değil, korkudan titriyorlar gibi geldi bana...

 

Umarım zamanla yerlerine alışacaklar, büyüyecekler, kalınlaşacaklar. Bir kaç ay önce Bodrum'da gördüğüm görkemli karabiberler kadar gelişeceklerini sanmıyorum. Kuzey Ege'de hava sert, toprak da Bodrum'un ki kadar bitek değil. Ben daha azına da razıyım. Yeter ki yaşasınlar...
 

Bodrum'un insanları gibi karabiber ağaçları da şanslılar!


Bu konu 1141 kez izlenmiştir