where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 11 Eylül 2007 Tüm Yazı ve Haberler
Kendini suyun akışına bırakmak... Ertem İnözü ile bir söyleşi
Bodrum'dan Al Di Meola geçti...
Beşpınar, Kırkpınar'a karşı...
Üç Denize Yelken Seyrinden Seçmeler
Sarı yaz günlerinde denizin tadını çıkaranlara:
Popüler kültürün ve eğlencenin birinci adresi Bodrum
Bodrum'un iki Artemisia'sı: Biri savaşçı, diğeri Ç¢şık..
Ayşegül tatildeâ?¦
Popüler kültürün ve eğlencenin birinci adresi Bodrum

Yazar: İkbal Çiğdem Damar
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 11 Eylül 2007 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Nasıl? Eğleniyor musunuz? O halde devam. Siz mutlu azınlıktansınız. Yoksa çoğunluk mu demeli? “Haydi eller havaya” veya “haydi şimdi hep beraber söyleyelim” tarzı toplu eğlencelerde o havaya girebilenlerin gerçekten eğlenip eğlenmedikleri araştırılmaya değer..

 

Kimin ne kadar eğlendiği değil belki ama popüler eğlence ve kitle kültürü yüzyıllardır tartışılır. Bodrum son yılların eğlence ve popüler kültürünün bir simgesi haline geldikten sonra, gerek magazin haberleriyle gerekse yüksek volümlü eğlence hayatıyla ülkemizin gündemindeki yerini korurken, kimimiz bundan hoşnut, kimimiz değil. Kimler hoşnut, kimler değil sorusunu bir yana bırakalım ve şu popüler kültür ve eğlence hayatı hakkında biraz kafa yoralım.

 

Bu konu şimdinin bir meselesi değil, önce bunu belirtmek gerek. Tarih boyunca popüler kültür, yani geniş halk kitlelerinin benimsediği yaşama ve eğlence biçimleri masaya yatırılmış ve bu konuda pek çok şey söylenmiş.

 

 

Örneğin yirminci yüzyılın değerli düşünürlerinden Theodor Adorno, caz ritmine ayak uydurmuş çılgınca dans eden bu "böcekler"i nasıl yeniden erkek ve kadın haline dönüştüreceğini düşünecek kadar popüler müzikten hoşlanmadığını ifade etmiş.

 

 

“Yapma yahu” dediğinizi duyar gibiyim. Madem Thedor Adorno'yu beğenmediniz, ya o zaman üstelik Bodrumlu olan ünlü retorikçi Dionysios'a ne diyeceksiniz? Roma döneminin seçkin ve iyi eğitimli tarihçisi ve hitabet ustası Dionysios, halkın esrik ve kontrolsüz eğlenme biçimini alçak kültüre ait düşük hareketler olarak görüyordu. Tamam, o dönemde yani M.Ö. 20'li 30'lu yıllarda şimdiki gibi barlar, gece hayatı filan yoktu ama onların da kendine göre bir eğlenme biçimi vardı. Halk arasında bir çeşit dinsel ayin de sayılabilecek toplu eğlencelerde halk bolca şarap içip dans ederek kendinden geçerdi. Ana tanrıçaya tapınma, hizmet etme şenliklerini de içeren bu kült o zamanların Roma devleti tarafından Magna Mater adıyla resmi olarak kabul edilmiş, en çok eleştirenlerden birisi de Dionysios olmuştu.

 

Hiç merak etmeyin, farklı düşünenler de var. Popüler kültürü eleştirenlere "seçkinci" diyenlerin sayısı hiç de az değil. Hans Magnus Enzensberger 1970 yılında yazdığı bir yazısında “kitle kültürü, insanların gerçek ihtiyaçlarına ve arzularına seslendiği ölçüde başarılı olabilir, her ne kadar bu ihtiyaçlar ve arzular kaçınılmaz olarak ‘bilinç endüstrisi' tarafından çarpıtılmış da olsa” diyordu.

 

Bodrum eğlencenin birinci adresi olarak kitlelerce bu kadar rağbet görüyorsa, insanların gerçek ihtiyaçlarından birine, eğlenme gereksinimine cevap veriyor diye değerlendirebiliriz Hans Magnus Enzensberger'in sözlerini. Peki “bilinç endüstrisi” Bodrum'da giderilen tatil ve eğlence ihtiyacını ne şekilde manipüle ediyor olabilir? Düşünmek gerek.

 

İngiltere'deki Birmingham Okulu Kültür Kuramı ve onların izleyicileri insanların "kültürel budalalar" olmadığını savunanlardandır. İzleyicinin kitle kültürüne olan potansiyel tepkisinin karmaşıklığını göstermeye çalışmışlardır. Kitle kültürü tüketicilerinin "bilinç endüstrisi"nin vaatleri tarafından bütünüyle kandırılmayıp kısmen de olsa onun slogan, imge ve ürünlerine etkin ve yaratıcı bir biçimde el koydukları sonucuna varırız, bu araştırmalara göre.

 

Popüler kültürün sizi özgürleştirdiğine mi, yoksa bir kitle uyutma aracı olduğuna mı inanırsınız artık bilinmez fakat ilginç olan bir şey daha var Bodrum'da; her ne kadar burası “popüler kültürün ve eğlencenin birinci adresi” diye bize sunuluyor olsa da, nedense yüksek kültüre sahip çok sayıda insan tatil yapmak, yaşamak ve yerleşmek için Bodrum'u seçiyor. “Yüksek kültüre sahip” ibaresiyle kast ettiğimiz kesim; iyi eğitimli, dünya ölçeğinde başarılara imza atmış sanatçılar, işadamları, akademisyenler ve daha pek çokları...

 

Yoksa Bodrum'un “popüler kültürün merkezi” olarak algılanmasında “bilinç endüstrisi” mi devreye giriyor?

 

Bu kadar soru yeter, haydi gidip eğlenmemize bakalım biz.

 

 

Popüler kültürün yeni parlayan yüzlerinden biri; Hayko Cepkin Temmuz ayında Hadigari'de konser verdi. Dinleyenleri müziğine öylesine kendilerini kaptırmış, öylesine hayrandılar ki, elleriyle yaptıkları işaretlerle, kafa sallamalarla, yerlerinde zıp zıp zıplayarak adeta kendilerinden geçtiler.

 

Hayko Cepkin, Mimar Sinan Üniversitesi'nde opera eğitimi; Çağdaş Müzik Merkezi'nde şan, solfej, armoni eğitimi; Akademi İstanbul'da piyano eğitimi almış bir müzisyen. "Bizler hayatımızı hedeflerimiz doğrultusunda faydası görülebilecek niteliklerde sürmekle mükellefiz. Sistemler de bu olanakları bizlere sağlamakla mükellef" cümlesini kuran da o.

 

2005 yılında Radikal gazetesindeki bir söyleşisinde kendi albümünü ve müziğini tanımlarken demiş ki: “Albüm direkt arabeskin yandan yemişi, rock müziği de sıyırtmış ama elektronik altyapıdan da emmiş bir tür. Ne tür bu? Türü bozuk”. Öyle demesine bakmayın, ciddi bir hayran kitlesi var ve hayranlarından birisi şöyle tanımlamış onu: “Hem bestelerindeki kalite, hem düzgün kişiliği hem de sahnedeki elektriğiyle dikkat çekici, çalışkan, verimli ve yetenekli bir müzisyen”.

 

Eski bir İstanbul beyefendisi

 

Bodrum'da bir Marina Yacht Club gecesinde piyanoda Aşkın Arsunan vokallerde Duygu Tipigil, Sibel Gürsoy ve İlhem Khodja dinleyenlere Caz standartlarından Latin ve Soul'a uzanan bir müzik seçkisi sunuyorlar. Sahnenin kıyısında yaşlı bir adam, kendi kendine takılıyor. Kendini ritme ve müziğe bırakıp, saatler geçse de o sahne kıyısından hiç uzaklaşmadığını görünce “bu adam da kim, başkalarını rahatsız eder mi acaba birazdan, alkol de alıyorsa?” türünden bir endişe aklınıza geliyor. Sonra Aşkın Arsunan mikrofonu eline alıyor ve bir anons yapıyor: “Evet sayın dinleyiciler, şimdi sizlere gerçek bir beyefendiyi takdim edeceğim” diyor ve sahne kenarındaki temiz giyimli yaşlı adamımız sahneye çıkıyor. Yıllarca sahnelerde şarkı söylemiş olduğu fikrine kapılmamızı sağlayan bir performansla “Autumn Leaves” adlı o unutulmaz şarkıyı söyledikten sonra alkışlar arasında tekrar eski yerine dönüyor.

 

“No Name”

 

Eskiden Meyhane Sokak olarak bilinen Eski Banka Sokak'taki Kedi Müzik Kulübü'nde canlı performans gerçekleştiren müzik grubu. Red Hot Chilli Peppers'tan cover tabir edilen parçalar ve Black Magic Woman, Smoke on the water gibi bir kesimce iyi bilinen hit parçaları çalıp söylüyorlar.      Nasıl? Eğleniyor musunuz? O halde devam. Siz mutlu azınlıktansınız. Yoksa çoğunluk mu demeli? “Haydi eller havaya” veya “haydi şimdi hep beraber söyleyelim” tarzı toplu eğlencelerde o havaya girebilenlerin gerçekten eğlenip eğlenmedikleri önemli.         


Bu konu 957 kez izlenmiştir