where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 28 Haziran 2014 Tüm Yazı ve Haberler
Girit'ten bir peksimet klasiği: Dako's (kouloukopsomo)
Yokluk zamanlarının cankurtaran yiyeceği peksimet, uzun süren sünger seferlerinin gözdesiydi.
Deniz güzelinin karada boynu bükük olur Yazı: Reyhan Bayındır Gönenç
Bodrum'da Bahar Uyanırken Yazı: Korkmaz Göçmen
Güzellikleri Görmek Yazı: Reyhan Bayındır Gönenç
Bodrum tarzı güzel bir bahçe içinde yepyeni bir lezzet ustası Ent Restaurant
Ha la Bodrum: Gerçek bir Bodrum evinde, rüya gİbİ bir tatil üstelİk herşey 'Bodrum Usulü'
Deniz güzelinin karada boynu bükük olur Yazı: Reyhan Bayındır Gönenç


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 28 Haziran 2014 tarihli dergide yayınlanmıştır.

"Denizin güzellerini” kızaklar üzerinde gördüğünüzde bir garip olursunuz. Su üstündeki görkemlerinden hiçbir şey kaybetmemiş olsalar da, karada boyunları bükük durur...
Kendilerine yapılan bakımın gerekliğine inanmış, kanadı kırık kuşlar gibi teslim olmuş görünseler de, aralarında biraz dolaşınca, denize kavuşma isteğiyle nasıl da yanıp tutuştuklarını  sanki hissedersiniz.
Bununla da kalmaz...


Devlerin kızaklar üzerindeki duruşu öylesine dramatiktir ki, vuslatı görmek istersiniz...
Bugün, Bodrum Ağanlar tersanesinde büyük pahalı bir motor yatın ve mütevazı bir günlük gezi teknesinin denize indirilişlerine tanık oldum.  
Birini Türkiye’deki tek 450 tonluk lift, diğerini yalnızca 40 tonluk bir lift suya indirdi.
Lift operatörü “Büyük küçük bizim için fark etmez, suya değene kadar aynı sorumluluk omuzlarımızda” derken, kaptanlara duygularını sormaya gerek yoktu. Onlar, yeni yürüyen bebeğini seyreden babaların gururlu heyecanı içindeydi, bir yanlarıysa hiç rahat değil ‘ya tökezlerse’ endişesi derinlerde...

Az sonra suya atılacak günlük gezi teknesi Adorya'nın sahibi Adil Kaptan’a heyecanlı mısın deyince, etraftakiler çıkıştı: “ Yirmi yıldır ne heyecanı bu gari!” Adil kaptan onlara aldırmadı, bana döndü:

“Hiç değişmedi, ilk suya inişindeki heyecan…”
Adil Kaptan'ın teknesi: ekmek teknesi.

Onunla nisan ortalarında başladığı günlük gezileri kasım başına dek tek başına sürdürür, sonra teknesini karaya çeker, bütün kış kendi elleriyle bakımını yapar. Güzel havalarda teknenin dış işlerini, yağmurlar başlayınca iç bakımını.

Ayaklar üzerindeki tekneler arasında dolaşırken küçük teknesinin zımparasını yapan kadına kolay gelsin diyorum, sanki evinin bahar temizliğinde.

Kimi teknelerin bakımını sahipleri yaparken, kiminin bakımını mürettebatı yapmakta. Yazın charter teknesinde size cin-tonik getiren Ahmet, kışın teknenin boyasındadır. Daha büyük ve pahalı teknelerse profesyonel ellerce yaza hazırlanmakta.

Tekne bakımını yazabilmek için bir kalıba sokmaya çalışıyorum ve tersane sorumlusunu yakalayıp  soruyorum: Hani bir araba alırız ve belirtilen sürelerde servise götürürüz. Arada yağına-suyuna ve lastiklerine baktırdın mı tamamdır. Tekne bakımında da böyle süreler, bakımlar var mıdır?
Beni bozmasa da içinden “la havle”

çekiyor. Gene de sakin, alçak tonda ama vurgulu “Tekne kadın gibidir, günlük bakım ister. Bunu yapmazsanız, ona özen göstermezseniz sizi yarı yolda bırakır. Bu da yetmez her yıl en azından zehirli boya ister. Yoksa tekne kekamoz bağlar, bağlarsa hızı düşer, çok yakıt yakar. Teknene yakın olman, onun her uzvunu bilmen, nabzını tutman gerek. Hangi organı artık eskimekte, neyi yenilenmeli düşünmeli, bilmelisin.”

Tekne: para, emek, sabır işi…

Bu ara suya indirilecek motor yatın kaptanı, kürdanlar saplanmış baklavalara buyur ediyor bizi, sakin görünmeğe çalışarak.

Ve, görkemli motor yat şimdi liftte.
Tayfalardan biri, bir elinde boya kutusu bir elinde fırça, az sonra suya inecek teknenin yanı sıra seğirtirken,  ben yine saf saf soruyorum:

“Son rötuşlar mı?”

Sonradan anlıyorum ki tekne karada ahşap dikmeler üzerinde dururken boyandığından, desteklerin altında kalan küçük bir
bölüm boyasız kalır. Bu kısım su altında kalsa,  görünmese de  denizcinin içine sinmez ! Tekne lifte alındığında,  yani suya inmeden az önce bu bölümleri  işte böyle koştura koştura boyar!

“Pruvan neta olsun!”  (yolun açık olsun) dilekleri ile motor yatı suya indiriyoruz.

Bu arada öğlen oldu, hepimizin karnı acıktı. Adil Kaptan'ın ekmek teknesini de yemekten sonra suya atacağız.

Tersanede yalnızca tost, ekmek arası balık yenir sanmayın. Kuru fasulyeden, Bodrum usulü su böreğine kadar her şey tersanedeki lokantada var, üstelik servisi de bayan elinden.

Yemek üstü karadaki güzeller arasında gezinip, her birine tek tek bakıyorum. Kimi büyük ve pahallı;  kimi küçük, mütevazi. Hepsi birbirinden çok farklı, ama hepsi aynı özenli bakımı, ilgiyi beklemekte.
Ve hepsi sahipleri-kaptanları için çok ama çok değerli.

Çünkü kiminin ekmek teknesi, kiminin arkadaşı-sevgilisi...




Bu konu 1704 kez izlenmiştir