where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 13 Haziran 2008 Tüm Yazı ve Haberler
Ufukta gemiler göründü
Yalıkavak koylarına Sandima tepelerinden bakan dikkayalar üzerinde bahçe yapmak
Bir tutam ot ve kent-köylü hayatlarımız!
Emlak yatırımları sürerken çevresel ve tarihsel değerleri koruyabilmek bir hayal mi ?
Artık sözcük dağarcığımıza bile giren SPA, dinlenme ve rahatlama kültürümüze dahil oldu
Bodrum: Gözde idi, halen gözde... Yarın da gözde olacak mı ?
Celep Ali'nin Devesi
Bale festivalinde gösteriler kaçmaz. 6. Uluslararası Bodrum Bale Festivali
Oda Orkestrası tamam, sıra Senfoni'de
Model uçaklar Bodrum semalarında
Rotamızı Yunan Adalarına çevirdik
Bodrum'dan İstanbul'a denizden gitmenin keyfi
Darısı tüm değirmenlerin başına
Bodrum: Gözde idi, halen gözde... Yarın da gözde olacak mı ?


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 13 Haziran 2008 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bir yörenin ne kadar revaçta olduğunu belirten çeşitli göstergeler vardır. Bunlardan biri çevredeki gayrimenkul fiyatlarıdır. Diğerlerinin arasında ise, yörenin ulusal ve uluslararası medyadaki konumu ile çeşitli bilimsel/mesleki kuruluşların gösterdikleri ilgi sayılabilir.

 

Bodrum ve Bodrum yarımadasının olağanüstü çekiciliği tüm bu göstergelerden zaten belli. Ayrıca, bölgenin kaç kez çeşitli araştırmalarla mercek altına alındığı düşünülürse, ne kadar gözde olduğu bir kez daha vurgulanmış olur.

 

Yörenin gayrimenkul fiyatları konusunda fikir yürütmek aslında abesle iştigal olur kanımca; çünkü gerçek alış/satış rakamları hakkında güvenilir veri elde etmek hemen hemen olanak dışı. Rivayetlere bakılırsa satışların durduğu söyleniyor; ama öte yandan talep edilen epeyce yüksek fiyatların düştüğünü duyan da yok. Ancak kesin olan bir şey var ki, “sosyetik” ve “kalburüstü” kesim, ‘ille de Bodrum’da bir evim olacak’ yarışından asla vazgeçmiyor. Bu kategoriden yarımadada mülk edinenlerin isim listesini çıkarmaya kalksak, korkarım sayfamız yetersiz kalırdı.

 

Aslında Bodrum’un yerlileri ve eski müdavimleri (yani gönülden Bodrumlular) bilirler ki, 20–25 yıl önce yöremiz “mülki ve askeri erkân” ve “Kim Kimdir” kütüğünde ismi bulunan “VIP”ler tarafından tercih edilmiyor; fazla bohem, hatta epeyce ‘uçarı’ olarak tanımlanıyordu. Ne var ki bu ‘çılgın’ ortama yakın olma, ara sıra felekten bir gece çalma dürtüsü -ya da çekiciliği- galiba üstün gelmeye başlayınca, emekli devlet erkânı siteler halinde yöremize yavaş yavaş yerleşmeye başladı. Bildiğim kadarıyla bu tipteki ilk yerleşimlerin arasında emekli büyükelçilerin ve diğer dışişleri mensuplarının Gündoğan’da kurdukları Cennet Evleri Sitesi geliyor. Diğerleri daha sonra onu takip etti. Günümüzde ise, Bodrum’da mekân sahibi olmayan “devlet büyüğümüz” yok gibi.

 

Yine geçmişte bazı sanatı ve eğlence sektörü çalışanları da yerleşmek veya tatillerini geçirmek için yöremizde mülk edinme furyasına katıldı. Bu gruba dahil olanlar arasında rahmetli Zeki Müren’in başı çektiğini ve peşinden de pek çok ünlünün yöremize akın ettiğini söyleyebiliriz. Bunlara ilaveten, daha sonra yıldızı parlayan sanatçılar ve yeni servet sahipleri de modaya uymaya başladı. Bu arada, herkes Bodrum’u seçmiş görünse de, zaman zaman Türkiye’nin bazı başka yöreleri de gözde kılınmak için piyasaya sürüldü; ancak Bodrum rakibi olmayan bir tercih olma özelliğini hep korudu ve şimdilik korumaya devam da ediyor. Tabii bu statünün “sürdürülebilir” konumda devam ettirilebilmesi için yörede yaşayan herkese büyük görevler düşüyor. Bizden söylemesi…

 

Bodrum’un medyadaki yerine gelince, bir iddiaya girmeye hazırım: Türkiye’de hiçbir ilçe, hatta birkaç ilin dışındaki diğer tüm illerin hiç biri, ulusal ve uluslararası medyada Bodrum kadar yer almıyor. Alamaz da, ta ki biz Bodrum’da, İspanya’da İngilizlerin yarattığı Benidorm felaketinin benzerlerine neden olmazsak. İşte o zaman bu güzel rüya biter. şžimdilik gün geçmiyor ki Bodrum -kış aylarında bile- gazete, dergi veya internet sayfalarına konu olmasın. Örneğin www.bodrumlife.com sitemize bir göz atmak yeterli. Her hafta yenilenen haber köşemizi okuyanlar binlerle ifade ediliyor. Bunların büyük bir kısmı yurt dışında yaşayanlar…

 

Yakınlarda yöremizde 5 katlı yapılara izin çıktı çıkacak haberleri bu konuda hükümeti protesto edenlere dair haberlerle birlikte medyada geniş yankı uyandırdı. İngilizce yayınlanan “Bodrum Observer” gazetesine konuyla ilgili İngiltere’den bile mektup gelmiş. Düşünebiliyor musunuz, Bodrum’u daha önce ziyaret etmiş, burada yaşamış ve sevmiş olanlar yurt dışında güzel yöremize sahip çıkan, tanıtımımızı yapan bir “lobi” olarak gönüllü çalışıyorlar demek. Bodrum’a gönül vermiş bu insanların seslerini duymazdan gelir de, yöremizi “turizm yapıyoruz” diyen -mesleğe gönül vermiş gerçek turizmcileri hem üzen hem de kızdıran- bir grup talancının hiçbir kanun ve nizam tanımaz sınırsız taleplerine terk edersek, hoş olmayan bir sonu beklemekten –ve bunun ağır bedelini ödemekten- başka yapacak bir şeyimiz kalmaz.

 

Yöremizin çekiciliği çeşitli araştırma, sempozyum, panel, forum vb. etkinliklerle de tescil edilmiş durumda. Bu konuda çok eskilere gitme olanağımız yok; çünkü “tarih” ve “arşiv” anlayışı ilçemizde maalesef hâlâ büyük bir eksiklik olarak kendini hissettiriyor. Ancak bir rivayete göre 1950 veya 60’larda tüm Bodrum yarımadasının “Milli Park” olarak tescilinin tavsiye edildiği söyleniyor. Bu konudaki çalışma, hatta “Master Plan” kim bilir nerede, hangi tozlu raflarda çürüyor. Belki de çoktan soba tutuşturmak için kullanıldı bile!

 

Neyse, daha yakın tarihlerde, 1995’te “Bodrum’da Sürdürülebilir Kalkınma ve Uygulama Alanları Sempozyumu” ve 1996’da da dünyada ilk yerel Habitat Konferansı düzenlendi. Habitat çerçevesinde 300’den fazla kişi bir araya gelerek Bodrum’u daha yaşanılabilir, daha güzel bir yer yapmak adına neler gerektiğinin belirlenmesine dair tavsiyeler oluşturarak yetkililere sunmuştu. Daha yakın tarihlere gelirsek, “Bodrum Yarımadasının Çevresel ve Yapısal Geleceği Sempozyumu” 6–8 Mart 2008’te gerçekleştirildi ve 563 sayfalık bir “Bildiriler Kitabı” TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği) tarafından yayınlanarak konuya ilişkin çok değerli tebliğler kamuoyuna sunuldu. Bu yayındaki önerilerin bir kısmının bile yaşama geçirilmesiyle Bodrum’a ne kadar büyük hizmetler yapılabileceğini söylemeden geçemeyeceğim.

 

Bu konudaki bir düşüncemi izninizle sizlerle paylaşmak istiyorum: Belki görmüşsünüzdür, Yalıkavak sırtlarındaki üç yel değirmeninden biri aslına uygun şekilde restore edildi. Kanatları rüzgârda dönmeye başlayınca, değirmeninin görüntüsünün ne denli muhteşem olduğunu sanırım söylememe gerek yok. Aynı değirmenin un öğütebildiğini de bizzat gördüm. Öte yandan, yukarıda anılan TMMOB yayınındaki bir tebliğde, eski yel değirmenlerinin elektrik üretiminde kullanılabileceğinden de bahsediliyor. şžimdi bir düşünelim; un gereksinimi çok da önemli olmayabilir, ama değirmenin restorasyonu elektrik üretimine uygun biçimde yapılabilseydi, Yalıkavak ve hatta tüm yarımada için sürdürülebilir kalkınma adına ne kadar yararlı ve “çevreci” bir çözüm önerisi sunulmuş olacaktı, hayal edebiliyor musunuz? Bazı batı ülkelerinde elektrik üretiminde kullanılan, devasa direkler üzerinde dönen estetikten yoksun kocaman kanatlardan oluşan jeneratörler yerine, yöremizin simgesi olan eski yel değirmenlerinin bu amaçla değerlendirilmesi çok ta zor olmamalı diyoruz, ama bizi dinleyen olacak mı bilmiyoruz…

 

Bodrum’umuzun konu olduğu en güncel toplantının adı ise “INVESTATE”. Bu isim İngilizce “investment”(yatırım) ve “estate”(gayrimenkul) sözcüklerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkmış. “INVESTATE” konferansı yurt içinden ve dışından pek çok elit yatırım firması ve ilgililerden oluşan geniş katılımlı bir toplantı biçiminde Bodrum Princess Oteldeki oturumların sonucunda ne gibi sonuçlar doğuracak, şimdiden kestirmek zor. Ama kentimizde yapılan bu etkinlik bile Bodrum’un gözde statüsünün bir başka tescilidir. Haydi hayırlısı!


Bu konu 1418 kez izlenmiştir