where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 13 Haziran 2008 Tüm Yazı ve Haberler
Ufukta gemiler göründü
Yalıkavak koylarına Sandima tepelerinden bakan dikkayalar üzerinde bahçe yapmak
Bir tutam ot ve kent-köylü hayatlarımız!
Emlak yatırımları sürerken çevresel ve tarihsel değerleri koruyabilmek bir hayal mi ?
Artık sözcük dağarcığımıza bile giren SPA, dinlenme ve rahatlama kültürümüze dahil oldu
Bodrum: Gözde idi, halen gözde... Yarın da gözde olacak mı ?
Celep Ali'nin Devesi
Bale festivalinde gösteriler kaçmaz. 6. Uluslararası Bodrum Bale Festivali
Oda Orkestrası tamam, sıra Senfoni'de
Model uçaklar Bodrum semalarında
Rotamızı Yunan Adalarına çevirdik
Bodrum'dan İstanbul'a denizden gitmenin keyfi
Darısı tüm değirmenlerin başına
Celep Ali'nin Devesi


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 13 Haziran 2008 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Güneş Peksimet Köyü’nün tepesine tırmanarak doğdu. Rüzgâr yok, yaprak bile kıpırdamıyor. Deniz kızgın lodostan sonra yorgun, serilmiş uyuyor sanki. Kumsala dek uzanacak gücü bile yok.

 Ben bakıyorum. Tavşan adası, Koca Dağ büyük depremleri görmüş soylu bir duruşla güneşin ilk ışıklarıyla yıkanıyorlar. Bir martı kanadını denize vurup çığlıklarla havalanıyor. Ben yine bakıyorum.

 “Bu nedir ey tabiat?” diyorum içimden...

 

Ben insanoğlu olarak bunu hak etmiş miyim? Dün geçti gitti, Bir resim bile yapamadım. Tam kendimi haşlayacakken Klink! Klink! Klink! Sabahın ayazında muhteşem bir ses. Deniz susmuşken, Koca Dağ susmuşken, ağaçlar ve ben susmuşken bir deve çıkıverip geldi kumsala. Klink, klink! Hörgücündeki çan, adım attıkça yanındaki tahtaya vuruyor ve rüzgârın ötmesine benzer bir ses çıkarıyordu.

 

Hörgüce sarılmış kilimler, parlak metaller, renkli kuşaklar... Bu da ne? Kurt Schwitters’in bir kolajı ayaklanmış yürüyor. Devenin peşine takılıyorum. Kolaj yürüyor, ben yürüyorum. şžu altın rengi metali yeşilin üzerine nasıl koymuşlar, şu sarının içindeki çivit mavisinin yarattığı şiirsellik, en üstten devenin karnının altına dek uzanan toprak rengi kuşak, yanlardan ayaklara dek inen Osmanlı yeşili şeritler? Bauhaus okulunun yeni tonları sanki. Kurt’un kolajı binlerce yıllık Myndos uygarlığının kumsalında aksi denize vurmuş bir renk seli gibi gidiyor, klink, klink, klink!

 

Ellerime bakıyorum, boyalı ellerime.

 

Peki siz ne yaptınız, yeni olan?

 

şžu kumsala fazladan bir kum tanesi atabildiniz mi?

 

Yoksa kendi egonuzda olmamış bir yemiş olarak ağacın dibine mi düştünüz? Tatsız tuzsuz olduğunuzu bilmeden, zamansız çürüdüğünüzü bilmeden hâlâ daha övünüyor musunuz? Belki de henüz her şey bitmedi diye düşünüyorsunuz, belki de büyüyeceksiniz... Klink!

 

Ansızın kolaj susuyor. Bodrum Hâkimi Celeb Ali’nin devesi Medüsa gibi kumsala çöküveriyor. Oysa yürümesi gerekiyor. Yürümesi, yorulması ve çok yemesi gerekiyor.

 

Çünkü üç gün sonra kavga var. Amansız bir dövüş. Yıllardır süren Bodrum Hâkimi adını mutlaka korumalı. Kavgadan yengi ile çıkmalı.

 

Deve bir renk yığını gibi çöktü kalkmıyor.

 

Sevdiler olmadı, kızdılar, bağırdılar olmadı, tekmelediler yine olmadı. İnsanlar başına toplandılar. Güneş Tavşan Adası’nın arkasına gizlenmiş batıyor. Deve başını kaldırdı insanlara, denize, güneşe baktı. Sonra eğri, uzun boynunu kumsala ipek bir mendil gibi seriverdi. Gözlerini kapattı...

 

Gümüşlük

 

Ali Atmaca, Mayıs 2008


Bu konu 1361 kez izlenmiştir