where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 21 Ekim 2011 Tüm Yazı ve Haberler
Bodrum'a Bir, bir­bu­çuk Sa­at Me­sa­fe­de­ Önem­li Tarihi Yerler
Türkiye'nin 2012 Destinasyon Stratejisi ve Türk-Yunan Turizmdeki İlişkileri
Bodrum Kilisesi Yeniden Yapılacak
Bodrum yarımadasında sonbahar
Mandalina, şžeftali, Kavun, Karpuz şžimdi kurultulmuş meyvelerden yapıln atıştırmalıklar harika
Orda Rodos var Uzakta..
İsveç sürgününün ardından Bodrum'un güneşine sığınan bir dünya şairi Özkan Mert
Yaşamını Turgutreis'te sürdüren Osman Necmi Gürmen ile bir söyleşi
Deniz mevsimi bitti. şžimdi kırlara açılma zamanı... Farilya Çiftliği
Limoon Cafe & Restaurant Lezzetleriyle Lonely Planet'in sayfaları arasına girmeyi başardı
Mavi Yol Dedikleri
Bodrum Ahşap Tekneler Yarışı'nın 23.sü Gerçekleşiyor
İsveç sürgününün ardından Bodrum'un güneşine sığınan bir dünya şairi Özkan Mert

Yazar: Necip Damar
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 21 Ekim 2011 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Facebook'un en büyük armağanlarından biriydi Özkan Mert  bana…
İlk kez ismini ortaokula giderken duymuştum… Ağabeyim Akif bizim evde üst kat dediğimiz odayı adeta bir
edebiyat sanat buluşma merkezine döndürmüştü…  Giren çıkan çok fazlaydı Refik Durbaş, ÖŞeytan Mehmet… şiir okuma seansları, "Atilla İlhan'ın "Ben sana mecburum"u üzerine derin tartışmalar, Sartre, existentialism, edebiyat dergileri çıkarmalar, zorlukla ayarlanabilenMonte Carlo radyosundan Gilbert Becaud dinlemeler, duvarlarda yabancı gazetelerin logolarından yapılmış desenler…  Benim için tam bir hayal dünyasıydı. Onların verdiği gaz ile ile Akif'in  Suut Kemal Yetkin tarafından yazılan "Edebiyat Dersleri" kitabından Sheakespeare, Goethe  falan okurdum…  Uzaktan uzağa onları dikizler biraz da  hayranlıkla kendimi onlar gibi yetişkin hissederdim…  Seneler çok çabuk geçti… Özkan Mert ünlü bir şair, Refik Durbaş Türk edebiyatının usta bir ismi oldu, Rahmetli Atilla İlhan o gün bugündür benim de en sevdiğim şairlerden biri oldu…


Olan bir şey daha, evimizdeki bu ardı arkası kesilmeyen toplantılar gidip gelmeler beni şu anda
okuduğunuz gibi bir dergi çıkarmaya kadar götürdü… Duvarlarımızı kaplayan  Le Figaro, Daily Telegraph
gibi logoları  yazma gayretim ise benden  bir grafiker ortaya çıkardı …


Facebook'tan Özkan Mert'in  ismini görür görmez "Bu dergiyi , yani Bodrumlife'ı çıkarmama vesile olan
kişilerden birini yıllar sonra üstelik Bodrum'da  bulmanın  keyfiyle" sorularımı ardarda sıraladım kendisine…
Ortaokul günlerimden bu yana üzerimde büyük etkisi olan Özkan Mert'in söyleyeceği şeyler, hele Bodrum
üzerine düşünceleri çok önemliydi benim için… Böylesine uluslarası bir şairin söyleceği şeyler
Bodrumlular için de önemliydi…  

Isveçten sonra Bodrum'u seçmenizin gerekçeleri.  "Güneşe tapan ve yaşamı içenlerden"  sözünü açarmısınız biraz. Yani bir yanda İsveç, diğer yanda Bodrum!

1-Bodrum'u seçmem bir anda olmadı. İsveç'te yaşadığım yıllar boyunca, yaz tatillerimi Türkiye'nin değişik yerlerinde geçirdim…Çeşme, Urla, İzmir, Foça, Karaburun…Bu yerlerin hepsi Ege'de oldu. İsveç'te yaşadığım 40 yıllık sürgünlük yaşamımda hiçbir şey bana Egeliliğimi unutturamadı. İsveç'te ve dünya'nın gezdiğim gördüğüm sayısız ülke ve kültürlerinde herzaman bir Egeli oldum, bir ‘Efe' ruhuyla dolaştım dünyayı. Sürgünlük benim için yaşamımla ve sözcüklerimle ‘Dünya'ya meydan okuma' ve ‘Direnme'ydi!'

‘Deltaların adayı kimdir  bu yaz?
Kimin kapısında asılı en mavi dağ?
Ah işte yaz! Yaz ki, bir zeybektir Ege'de,
                          dizleri bulutlara gömülü, kaması dağlara saplı ner'de bir
menekşe varsa ev'i orası'
 (Özkan Mert / Varşova'da kuşlarla birlikte uyudum, adlı şiirden/ Yeryüzü şarkıları / Boyut yayınları IŞIK'A EN ÇOK BATAN ORKİDELERLE  BİRLİKTE YAŞIYACAĞIM' adlı şiirimde de yazdığım gibi Işık'a en çok batan evleri, dağları, çiçekleri, begonvilleri, orkideleri Bodrum'da buldum. Sabahları yatağımda doğrulduğum zaman yüzümün güneş ve denizle çarpıştığı bir odam var. Bodrum'da ayrıca, tarihle iç içesiniz, ne zaman Gümüşlük'e gitsem, Belediye kahvesinde çay içerken yanımda binlerce yıl önce denize batan Myndos kentinin halkı Leleglerle birlikte
oturduğumu hissediyorum. Dünyanın 7 harikasından birisinin bulunduğu bir kentte yaşamak büyük bir ayrıcalık ve zenginlik.
Büyülü gerçekçiliğin manifestosunu imzalayan ‘Devrimci şiir akımının' temsilcisi olarak, şiirimin fışkırdığı yer ‘Yaşam' olmuştur. Örneğin İlhan Berk'in başını çektiği 2. Yeni şiir akımın şairleri, yaşamı sözcüklerden çıkarırken, bizim 60. şiir kuşağı, yaşamdan sözcükleri çıkarmıştır:Nazım Hikmet, Neruda, Mayokovski… şiir geleneğinin sürdürücüsüdür.

Tüm bunlara Bodrum‘un her köşesinde yaşayan sanatçıları, aşk ve ruh kaçaklarını ve hiçbir yerde rastlanması mümkün olmayan ilginç  insanları katarsak, Bodrum'u tercih etmemin nedenleri ortaya çıkar şiir yazmaya Bodrum'da devam ediyor musunuz.

Bodrum'a yalnız yaşamaya değil, şiir yazmaya geldim. Yaşam ve şiir benim için, balıkla deniz gibidir. Bazen ben deniz şiir balıktır, bazen de şiir deniz ben balığımdır. Yalnız henüz tam yoğun bir yazma sürecine giremedim. İsveç'ten dönüp Bodrum'a yerleştiğim duyulunca, pek çok şiir, edebiyat ve kültür etkinlikleri için çok sayıda davet aldım. Datça'da Can Yücel şiir şenliğine ‘Onur konuğu' olarak davet edildim. 13-15 Ekim'de 3. Ölüdeniz Edebiyat Etkinliklerine katılacağım, kasım ayında Mardin'de, bir kilisede, hatta Nemrut dağında ‘Özkan Mert şiir Etkinliği' düzenlemek istiyorlar. Pek çok şiirsever beni arayıp, benimle tanışmak , kahve içmek ve  fotograf çektirmek istiyor. Kısaca şimdilik kimseyi kırmak istemiyorum. Bir de aradığım küçük bağımsız bir köyevini bulamadım daha. Bir şaire böyle bir evi kiralamak isteyen varsa arasın beni lütfen.
ozkmer@gmail. com.
Turgutreis Amiral kahvenin bir köşesinde çalışıyorum, şiir yazıyorum. Anlaşılan bu yıl böyle geçecekama gelecek yıl başından itibaren aradığım evi bulacağımı ve ortadan kaybolup yoğun bir çalışmaya başlamayı umuyorum.

Bodrum'da bir yabancı olarak görürsek sizi. Yada iki kültürlü diyelim. Nasıl buluyorsunuz Bodrum'u.

40 Yıllık bir İsveç ve Dünya serüveninden sonra bazı konularda Bodrum'a, Türkiye'ye uyum sağlamakta zorlanıyorum. Bunların başında trafik geliyor. Hiç kimse kurallara uymuyor. Büyük mağazalardaki kuyruklarda insanlar itiş kalkış, kimsenin kimseye

saygısı yok. Söylenen sözlerin doğru olması gerekmiyor. Üzerimdeki ‘Avrupalılık tozu' kalkıp bende herkes gibi davranmaya başlarsam sorun çözülecek anlaşılan.
Ama bu kalabalığın içinde çok değerli ve gerçek dostluk kurabilaceğim insanlarla tanışmak mutlu etti beni.
 
Daha iyi bir Bodrum için önerileriniz nedir

Daha iyi bir Bodrum için önerilerim, daha iyi bir Türkiye  için önerilerimden çok farklı değil. Bodrum, tarihi ve doğal özellikleri açısından Türkiyenin yumuşak karnı. Bodrum'da büyük bir şaşkınlıkla belediye başkanlarının, yöneticilerin ve halkın büyük bir kesiminin yaşadıkları ya da tatil için geldikleri Bodrum yarım adasının doğasını, tarihsel ve kültürel  öneminin yeterince bilincinde olmadığını gördüm. Yöneticilerin bu konuda vizyonu yok. Örneğin, Gümüşlük Japonaların olsaydı: Dünyanın kültür başkenti olarak ilan edilirdi ve yapılandırıldı. Binlerce yabancı turistin geldiği  Turgutreisin yolları delik deşik.
Küçük bir anımı anlatayım: ispanya‘nın kanarya adalarında biri olan Lanzoretta'yı gezmeya gitmiştim. Bu ada yıllarca önce patlayan yanardağlardan fışkıran alevlerin donması sonucu yüzeyi Ay'ın yüzeyi gibi bir şekil almıştı. Ve sırf bunu görmek için milyonlarca turist geliyor adaya. Çok ilgimi çekmişti bu durum. Donmuş lavlardan oluşan küçük bir taş parçasını ‘Küçük bir anı' olarak cebime koymak istedim bunu gören İspanyol arkadaşım: "Ne yapıyorsun çıldırdın mı sen, yıllarca hapiste mi yatmak istiyorsun?" Dedi. "Ne var, küçük bir taş parçası", dedim. Arkadaşımın verdiği yanıt şu oldu: "Eğer gümrükte o taşı bulursa cebinde, uyuşturucu kaçırmış gibi muamele görürsün. "

Evet! Biz ne zaman bu bilince ulaşırsak, o zaman Bodrum gerçek Bodrum olur.
Bodrum'u sevmek budur! Bu bilinçle olur!
Bu bilincimiz  yoksa, bizler Bodrum'u kirleten yok eden garip varlıklardan başka bir şey olamayız.

Rahmeti İlhan Berk tam bir Bodrumlu olmuştu. . . şairler için Bodrum nasıl bir yer. Gördüğüm kadarıyla çevrede Datça, Fethiye, Ödemiş festivalden, şenliğe dolaşıp duruyorsunuz. İyi bir yer mi sizin için Bodrum'da bulunmak.

Şenlikler konusundaki görüşümü az öncesöyledim. Bodrum belki, Cevat şakir'in, Balıkçı'nın sürgünlüğü ile aydınlanmaya başlamıştır. Gönüllü yada gönülsüz pek çok yazar, şair ve sanatçıya barınak olmuştur. Benimde yaşamım hep mültecilikle geçti. Bazen bir yazarın nerede evinde, nerede sürgünde olduğu belli olmaz. Örneğin bir gün Stockholm'de bir konferans veren Aziz Nesin'e sormuşlar:
--İlk şiir kitabı ‘Kuracağız her şeyi Yeniden' adlı şiir kitabı nedeniyle  faşist askeri cuntanın sıkıyönetim mahkemesi tarafından 8 yıla mahkum olan Özkan Mert İsveç'te sürgün şair mi?
AzizNesin bu soruya şu yanıtı vermiş:
-Ben kendi ülkemde, Özkan Mert'in İsveç'teki sürgünlüğünden daha fazla sürgünüm.
İsveç'te, İsveçlilere  verdiğim konferanslarda ana parolalarımdan biri şuydu: "Benim evim dilim (Türkçem), dilim de evim" Dilimin dışında ‘Gerçek anlamda bir evim' olmadı hiç. Bunu, 'Evren'in ıslığı' adlı son şiirimde şu dizelerle anlatmıştım.

Ateş ve güllerle yanık yüzüm karıştırdı
zamanı:
Bu yüzden olsa gerek bulamadım evimi.
Evim olmadı ki zaten hiç! Evim bildim
yaralarımı ve  bozkırların kokusunu.

Evet! Bodrum benim için iyi bir yer. İyi bir yer'den öte belki bir türlü arayıp bulamadığım:'Evim', ‘Gerçek evim!'. Evim değilse, artık ‘Evim'i arayacağım yer kalmadı dünyada.

Bodrum'da sizi tanıyorlar mı. Bir çevre oluşturabildiniz mi. . .

Bodrumda bir yıl içinde geniş bir çevre oluşturdum. Daha önceden tanıdığım eski dostlarım var. Ressam Tülin Bingöl bunlardan biri. Heredot derneğini etkinliklerine katılıyorum. Özkan Mert şiir Gecesi bile yaptık. Gümüş Bahçe'de Yaşar Aslanla Pazar akşamları türk şiirinin ustalarını tanıtan programlar yaptık. Ama bazılarıyla dostluğumda düşkırıklığına uğradım.

Geçmişin önemli bir solcusu ı olarak Bodrum size nasıl geliyor?

Yalnız geçmişin solcusu değilim, bugünde solcuyum. Benim için solculuk daha güzel, daha eşit, daha adaletli… bir dünya için mücadele etmek demektir. Daha önce de söyledim Bodrum benim evim artık. Evim değilse, evim olacak bir yeri arayacak bir köşe kalmadı dünyada.

Bodrum için yazılmış birşeyleriniz var mı. .

Bodrum için ilk şiirimi 80'li yıllarda yazdım. ' Bodrum, adlı şiirim İsmet ve Serap Tezcan tarafından bestelendi/söyledi. Yakında çıkacak olan plaklarında yeralacak. Ayrıca Yeni Dünya yayınlarından çıkan, kendi sesimle okuduğum ‘Diren Ey kalbim' adlı bir şiir kasetim çıktı 1990 yılında. Modern Türk şiiri dizinde yeralıyor.
‘BUGÜN BİR AHTAPOTLA SEVİŞTİM GÜMÜŞLÜK' TE' adlı şiirimi de geçen yıl Gümüşlük'te Belediye kahvesinde yazdım.

Önümüzdeki günlerde yayınlanacak  kitaplarınız var mı?
 
Önümüzdeki haftalarda  Artshop yayınlarından 4 kitabım çıkacak.

a) Tüm şiirlerim ingilizceye çevirileriyle birlikte ( 2 dilli) Allah ve Tango (God and Tango) adıyla yayınlanacak..Çeviriri, Yakup Kadri gibi büyük ustalarımızı İngilizceye çeviren değerli hocamız Ender Gürol yaptı.Kitap yalnız Türkiye'de satılmayacak,tüm dünyaya dağıtımı yapılacak.
 
b)Tüm şiirlerimin değişik yayınevlerince en az 20 baskısı yapıldı.Bu kez cep kitabı olarak gene aynı adla (YERYÜZÜ ŞARKILARI) yayınlanacak.
 
c)şiir üzerine teorik inceleme ve denemelerim ŞİİRİN İLKELERİ adıyla yayınlanacak.Bu bir çeşit şiirin anayasası.
 
d)5 İskandinav ülkesinden seçtiğim,yaşayan 10 şairin 50 şiirini türkçeye çevirdim.Bunlar da,MODERN İSKANDİNAV ŞİİR ANTOLOJİSİ / GECE GÜNEŞİ adıyla yayınlanacak.Bu antoloji İskandinav şiiri konusunda yapılan en kapsamlı çalışma.


Özkan Mert 21 Ekim 1944 yılında Erzurumda,Palandöken dağının yamaçlarında 2 katlı ahşap bir evde doğdu.
2 yaşında TBC hastalığına yakalandı.Doktorlar yaşamından umut kesince babası mezarını satın aldı.Köylü bir kadının yaban bitkilerinden yaptığı ilaç ve bulamaçlarla iyileşti.Asker olan babasının Konyaya tayini çıkınca,bu kentte ilkokula başladı.Orta 3'e geçtiği yıl İzmir'e tayin oldular.İzmir Namık Kemal Lisesinde, Orta 3'e başladığı yıl TBC hastalığı yeniden başlayınca, Askeri Hastahaneye kaldırıldı.Bu hastahande 3 ay yaşam savaşı verdi.Yoğun bir bakım ve pensilin tedavisinden sonra,bir kez daha hastalığını yendi.Kaldığı yerden okuluna devam etti.

Bir yandan liseye devam ederken,diğer yandan TİP içinde çalışmaya başladı.TİP Gençlik kolları başkanlığı yaptı.


Lise son sınıfa geçtiği yıl,herşeyi terkederek askere gitti. Sivas'ta temel eğitimini yaptıktan sonra,komünist olduğu gerekçesiyle,Ağrı'ya sürğün taburuna sürüldü.Askerliğini bitirdikten sonra dışarıdan sınavlara girerek liseyi bitirdi.1967 yılında İzmirde Özel idare müdürlüğünde 2 hafta çalıştıktan sonra istifa etti ve Ankara'ya üniversiteyi okumaya geldi. DTCF'de Çince bölümüne girdi.Bir taraftan da,(6 aylık bir eğtimden sonra)TEK'da topoğraf olarakTürkiyenin değişik bölğelerinde çalışmaya başladı.
İzmir'de ilk gençlik yıllarında şiire başlayan şair,Ankara'da 68 olaylarının ateşli günlerinde en ön saflarda yer aldı.
Dev-Genç'in adayı olarak katıldığı öğrenci seçimlerinde DTCF Senatosuna seçilerek devrimcileri temsil etti.

İlk eşi İpek'ten olan kızı Sanem'i Türkiye'de bir trafik kazasında yitirdi.İkinci eşi Karin'den Kerim adlı bir oğluve Joel adlı bir torunu var.

1969 Yılı sonunda, kuşağının 3 genç şairi ile birlikte, ANT Derğisinde yaptıkları 'Devrimci şžairler Savaş Açıyor' adlı açık oturumda, 2.ci Yeni hareketine karşıt ‘Yeni toplumcu şiir' konusunda düşüncelerini açıkladı.'60 şiir kuşağı Manifestosu'na imzasını attı. ANT, Halkın Dostları Türk Solu, Papirüs, Dönem gibi dergilerde yayınlanan Diren Ey Kalbim/Hayatımızdan/Asyalıyım Yarem Derindir /Kuracağız herşeyi Yeniden… vb adlı protesto şiirleriyle,militan öğrencilerin, devrimci kitlelerin ve şiirseverlerin en çok sevdiği ve okuduğu şairlerin başında yer aldı.
şiirleri,eylemlerde,yürüyüşlerde,mitinglerde üniversite gençliğinin elinden düşmedi. Aynı dönemde yayınlanan ilk şiir kitabı 'Kuracağız Herşeyi Yeniden' çıkarçıkmaz toplatıldı. 1971 askeri cuntası,sıkıyönetim mahkemesince toplam 8 yıl hapis cezasına çarptırılınca yurtdışına çıktı (1972). Özkan Mert'in 50 yıl önce yazdığı 'Protesto' şiirleri' bugün yazıldığı dönemden daha çok güncellik taşıyor.

1972 yilinda ülkesinden ayrılan şair, Almanya'da 10 ay kaldıktan sonra İsveç'e geldi ve bu ülkeden politik iltica hakkı aldı. 1980-2006 Yılları arasında İsveç Devlet Radyo'sunda program yapımcısı ve sunucu, 2006-2008 yılları arasında da İsveç Devlet Tiyatrosunda, Uluslararası Tiyatro ve Kültür Projeleri şefi olarak çalıştı.şair,gazeteci ve gezğin olarak dünyanın pek çok ülkesini gezdi,gördü.

Türkiye'de ve Avrupa ülkelerinde düzenlenen kültür,edebiyat ve şiir projelerinin iç ve dış koordinatörlük ve yönetmenliklerini yaptı. İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, İzlanda'nın kültür kurumlarına danışmanlık yapıyor.
Şiirlerinden sahneye uyarlanan şiir/oyunları tiyatro grupları tarafından değişik sahnelerde oynanıyor. Moderrn Türk şiirinin kilometre taşlarından sayılan Özkan Mert, İsveç şiirinin de en önemli isimlerinden.



BODRUM

Beyaz taş evleri Bodrum'un
Ah yüreğimin güvercinleri
Köşeyi de dönüvermiş mavilikleri
Beyaz bacaları olmuş bir yelken

Bir bulut oldum oturdum sedire
Martılar yuva yapmış saçlarıma
Çok içmişim, güzel olmuşum
Dağlara baka baka kuş olmuşum

Gözlerin menekşelenmiş, belin terlemiş
Haydi, anana söyle bir yalan
Sarı lokum dizdim eteğine
Bir ısırayım diye dudağından


IŞIK'A EN ÇOK BATAN ORKİDELERLE
BİRLİKTE YAŞIYACAĞIM

Bir kayın ormanı benim adım
belki de kristal gibi parlıyan karlı vadiler.
Sarı bir mektup gibi yüzüme düşen
kentlerden kaçıp bir gün
ışık'a en çok batan orkidelerle
    birlikte yaşıyacağım.

Göğsümden dökülecek dağlar.

Bir albatrosun sıcak nefesi benim adım
belki de acıyla kıvranan yeşil bir tomurcuk
kentlerin uğultusundan kaçıp
bir kiraz ağacının gözüyle bakacağım kendime.

Irmaklarla tarayacağım saçlarımı.

Bir intihar komandosu gibi
menekşeleri belime sararak
kentleri havaya uçurduktan sonra
    bayırlarda koşturacağım.

Zaten en çok bayırlarda sallanır dünya.

 


Bu konu 2143 kez izlenmiştir