where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 20 Ağustos 2011 Tüm Yazı ve Haberler
Çimentepe Restaurant Yalıkavak'ta Balık Restaurantı
Müfit Karzek ve Engin Dalyancı'nın 'Duet' isimli sergisi Havana Beach Club'te
Bodrum Gece Hayatının yeni buluşma noktası The Primetime
O.Gönenc'in kitabı Bodrum'da Yeniden yeni baskısıyla satışa çıktı
Uluslarası Bodrum Tango Festivali'nin İkincisi bu yıl 21-31 Temmuz tarihleri arasında düzenleniyor.
Bodrum'un yanıbaşında bir vaha Dereköy
Cemil İpekçi Moda ve Tasarım Atölyesi Açıldı
'Herşey Dahil' Bodrum'lu turizmci Alpaslan Işık'ın otelcilik anıları kitaplaştı
Ressam Yusuf Tarım Kuyum Tasarımcısı Cem Özakman ikilisinin yeni mekanı No:107
Begonvil
Sina Hotel Torba
Farilya Çiftliği, Gündoğan'da ormanlar, yeşillikler içine gizlenmiş keşfedilmeyi bekliyor.
Grand Yazıcı Bodrum Hotel & Spa
Festivaller Devam Ediyor
'Herşey Dahil' Bodrum'lu turizmci Alpaslan Işık'ın otelcilik anıları kitaplaştı


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 20 Ağustos 2011 tarihli dergide yayınlanmıştır.

“Herşey Dahil”â??
Bodrum’lu turizmci Alpaslan Işık’ın otelcilik anıları kitaplaştı

Bodrum turizm camiasının yakından tanıdığı Alpaslan Işık, meslek hayatı sırasında karşılaştığı ilginç olayları ve gezi anılarını derleyerek bir anı denemesi olarak kitap haline getirdi. Bu çalışmasına bazı mesleki tecrübeleri ile çeşitli konulardaki gözlem ve eleştirilerini de dahil etti.

Turizm ve Otelcilik eğitimi sonrası Türkiye’nin belli başlı turistik beldelerinde, özel sektörden, devlet sektörüne, münferit işletmelerden, yerli ve yabancı zincirlere kadar çeşitli önemli ve gözde turistik tesislerde uzun yıllar yöneticilik görevleri yapan Işık, Türkiye’de turizmin gelişim dönemini de yaşadı. Meslekte her zaman kalite ve iyi hizmeti amaçladı ve genç
meslektaşlarının yetişmelerine de katkılarda bulundu.

Yaşamı sırasında renkli mesleği gereği birçok ilginç olaya da şahit oldu ve devlet büyüklerinden sanatçılara önemli kişiliklerle tanıştı ve onlarla ilgili ilginç olaylar yaşadı. Ayrıca birçok ülkeye geziler yaptı. Müziğe ve Sanata düşkünlüğü de yaşamına hep yansıdı. “Herşey Dahil” adını verdiği  385 sayfalık kitapta özellikle turizm dünyasında olanlar kendilerinden de birşeyler bulacaklar.

 

Tatilinizi nasıl bedavaya
getirisiniz?

Bu Fransa’da çıkan bir kitabın adı. Bir uyanık oturmuş, seyahat edenlerin çeşitli yollarla
tatillerinde yaşadıklarından dolayı yapacakları şikayetlerle tatil için harcadıkları paraların tur şirketlerinden veya otellerden nasıl geri isteneceği konusunda tüyoları yazmış. Hatta tazminat davalarını nasıl
açacaklarını da.

Bir süredir bu tür olaylar çok yaşanıyor, özellikle yabancı turistlerle. Seyahat edenlerin bazı haklı şikayetleri de yok değil tabi ama, şimdilerde bahsettiğim kitapta anlatılan formülleri uygulayanlar ve işi abartanlar da yok değil. Hatta daha da komik ve abartılı olanları var,
çalıştığım şirketin bir müşterisi “Plaj çok kumlu idi ! “ diye şikayet etmiş.
 
Örneğin, yaptığı yolculuk sırasında uçağın rötar yapmasından tutun da otelde masaj yaptırdığı masörün masajını beğenmeyene kadar yüzlerce örnek verilebilir buna. Avrupa Birliği ülkelerinde tüketici hakları konusunda son yıllarda çıkan kanunları kötüye kullanıyor bazıları ve bir dilekçe ile tur şirketlerine başvurmaları bile yeterli olabiliyor. En azından savunma vermesi gerekiyor tur şirketinin veya misafirin konakladığı otelin
iddialar karşısında, bu yeterli olmazsa mahke-meye başvuruyorlar, mahkemeler de tüketicinin yanında genellikle ve ağır sonuçlar çıkabiliyor ortaya.

Son yıllarda bu konuda birçok şikayete cevap vermek durumunda kaldım. Çoğu bu türden şikayetlerdi. Turist otelde kalıp dönüyor ve
gidince bir şikayet mektubu yazıyor, mesela “yemekler kötüydü !” diyor, “odam küçüktü” diyor. Neye göre karar verilecek, ona göre kötü olan yemek başkasına göre güzel olabilir halbuki.

Bazen de satın aldıkları hizmete ödedikleri ile orantısız isteklerde bulunuyorlar. Kitap bu konuda bazı kolaylıkları öğretiyor turistlere. Örneğin: -Tur şirketinizin broşürünü alın elinize diyor kitapta, yazılanları tek tek kontrol edin, örneğin broşürde su sporları var ve 5 surf olduğu söyleniyor ve siz gidip baktığınızda 5 değil de 4 tane var, ama 1 adedi kullanımda mı ya da temizleniyor mu? önemli değil bir tane eksik, tutun tutanağı ve şikayet edin, otelde masaj servisi olduğu yazılmış ama siz gittiğiniz saatte yok, çünkü belirli saatlerde var, tutun tutanağı, akşam olunca yüzme havuzu kapanmış, ama para vermişsiniz ya her saatte havuza girme hakkınız var, tutun tutanağı, otelde doktor istiyorsunuz ama bu hizmet ücretli ama broşürde doktor hizmeti yazılmış ya ücretsiz denilmese de olmalı sizce,
tutun tutanağı,

Fotoğraf makinenızı, kameranızı, ray-ban gözlüğünüzü hatta mayonuzu çalındı ilan edin, tutun tutanağı (gerçi bunun için polis raporu gerekli ama en azından oteli ayağa kaldırmak bedava ve belki bu şe-kilde bile otel hemen tazmin eder diye düşünebilirsiniz), bu ve benzeri birçok konu anlatılmış kitapta, tutun tutanağı
ve alın tazminatı..
“Bunun altına bir branda falan gerseniz olmaz mı ?” diye devam etti adam,”Ya havle !” dedim içimden ve

“O zaman çok kötü bir görüntü oluşur ve hava da geçmez efendim dedim, ne yapalım gülü seven dikenine katlanacak bir süre..”

Bir de köpekler sorundur otellerde, misa-firler otele köpeklerini getirmek isterler ama bazı müşteriler de otelde köpek görmek istemezler, bu durumda köpek almamak gerekir tabiatıyla otele. Ama köpeği ile geldiğinde, köpeği alamayacağınızı söylediğinizde hep olay çıkar.

Bir hanım hatırlıyorum, personelim köpeğini otele getiren bir hanıma:”köpek alamıyoruz hanımefendi..” dediğinde:
 
“O benim yavrum, nasıl almazsınız ? siz hayvan düşmanı mısınız ?” diyordu.
 
Ben girmek zorunda kaldım söze ve “hanımefendi dedim, biz hayvan severiz, hatta benim de köpeğim var evimde, bununla ilgisi yok, ama bundan rahatsız olan misafirlerimiz de var ve biz köpek alırsak bu sefer onları rahatsız etmiş oluyoruz ve onlarla tartışıyoruz..”

Bu gerçekti, ilk zamanlar alıyorduk köpek otele bazı müşterilerimizi kıramıyorduk ama işi abartanlar yüzünden diğer mi-safirlerle tartışma çıkıyordu.

Bazıları köpeklerini restorana sokmakla kalmıyor, masada tabaktan onlara yemek bile yedirenler oluyordu ve bu durumu gören yan masalardaki misafirler bağırmaya başlıyorlardı,

“Biz bu köpeğin yemek yediği tabaktan yemek yiyemeyiz ne bu rezalet !” diye..


Haksız da değillerdi. Bazen de: “Benim köpeğim zaten küçük ve ses çıkartmaz, odadan da çıkmaz” diyenlerin köpeklerini ortalıkta gezdirdiklerini görüyorduk. Bir kere kabul ettiğimizden bir şey söyleyemiyorduk artık, üstelik köpeklerini odada yatağına alanlar da oluyordu ve sonra köpek kıllarını temizlemeye uğraşıyordu personelimiz yatak çarşaflarından.


Bu konu 1646 kez izlenmiştir