where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 Tüm Yazı ve Haberler
BodrumlifeOcak 2010 Sayı 16 İçeriği
Bodrumluları klasik müzik ile buluşturan önemli ve çalışkan bir dernek 'Karsanat'
Herodot'un hazineleri hala Bodrumluların hizmetinde...
St. Jean şžövalyeleri, Bodrum Kalesi'nin eski sakinleri ve günümüze kadar uzanan öyküleri
Yılbaşı Defilesinde Türkiye'nin ünlü mankenleri
şžarap Fıçılarıyla Sanat
Sezil Güler'den Bodrumlulara Yeni Yıl armağanı bir albüm 'Aşk Değil'
Gönenç iki yeni kitabından biri olan Egerotika ile yetişkinlere sesleniyor, daha masum öyküler ise 'Bodrum Otobüs Kızları' nda..
Tango Restaurant
Bir kralın hayali Bodrum'da yeniden hayat buldu. Gardens of Babylon
Erenler Sofrası
Öykü - Melis Üsküdarlı
Türkiye'deki 45 Güzel Sanatlar Fakültesi'nden 121 öğretim elemanının katıldığı ilk 'Büyük Buluşma' sergisini başarıyla gerçekleştirdi.
Chineese Inn'de Pekin Ördeği
Bodrum'da Tango Zamanı
Ortakent'e sanatsal kimlik kazandırmanın tam zamanı...
Bodrum içinde adeta bir Kurtarılmış Bölge. Yarbasan Taş Evleri
Osmanlılardan büyük izler taÅ?ıyan Malta adasındaki Valletta Å?ehri, ismini St. Jean Å?övalyelerinin büyük usta
St. Jean şžövalyeleri, Bodrum Kalesi'nin eski sakinleri ve günümüze kadar uzanan öyküleri

Yazar: Tony Marciniec
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 tarihli dergide yayınlanmıştır.

St. Jean şžövalyeleri
Bodrum Kalesi’nin eski sakinleri ve
günümüze kadar uzanan öyküleri
Bodrum Kale’sinin geçmişi, rütbelerini Avrupa'dan almış bir grup vatansız Saint John'un, şövalyelerine kadar dayanır. "İsrail'in Saint John'un Keşiş şžövalyeleri Nizamı", onbirinci yüzyılda, hacı gezginler için İsrail'de bir kilise ve bir hastane yapmakla işe başlar. Hasta kim olursa olsun, ondan bakım esirgenmeyeceği konusunda hastanenin kesin kuralı vardır.
Aslında, Katolik olmayanlar için de ayrı bir koğuş bulunurdu.
şžövalyeler başlangıçta tam anlamıyla dinsel güç ve işlevlerden yola çıktılarsa da, Haçlılar ve diğer politik gerçekler olayın gidişini politik boyutlara itilmiştir. Hıristiyanların dinsel inanç ve amaçları fanatik bir mahiyet kazanmış, şžövalyeler kendilerini İsa'nın askerleri olarak görmüşler ve Kudüs'teki kutsal yerleri savunmak zorunda olduklarına inanmışlardır. şžövalyeler, Haçlı Seferleri sırasında sayısız savaş kazanmanın keyfini yaşamışlardır. şžövalyeler bu seferleri sırasında zengin ganimetlerde  elde etmişler ve yaptıklarından ötürü   Papa'ın iltifatlarını kazanmışlardır.

Fransa, İtalya, İsyanya, İngiltere, Almanya, Provans ve Overn
(son ikisi şimdi Fransa'nın vilayetlerindendir) gibi  7 ayrı dilden bir araya gelmişlerdi ve  Katolik grupların her biri kendi ülkesinden gelen bir şövalyenin emrindeydi. şžövalyeler grubu, üyelerini
"şžövalye", "Chaplains'in Hizmetkâr Kardeşleri" gibi çeşitli şekillerde adlandırıyordu ve hepsi de Büyük Üstat'ın (yaşam için seçilen) emrindeydiler. Tüm şövalyeler soylu olarak doğmuşlardı ve şžövalyeler Nizamı'na ücretsiz olarak hizmet ediyorlardı. Ölümleri halinde, sahip oldukları herşey nizam'a kalıyordu.
1309'da şžövalyeler, Rodos Adası üzerinde, kendi toplumlarını
ve hükümet merkezlerini kurdular Ege ve Akdeniz'in orta yerindeki
bu ada, askeri harekâtları için ideal bir üstü.
Nizam, şövalyelerin sürekli olarak kendileriyle birlikte yaşamalarını gerekli görmüyordu. şžövalyeler, Avrupa'daki kendi topraklarında kalabilirlerdi, çünkü çoğu varlıklıydı. İsterlerse, görevli olarak hac yolu üzerindeki çeşitli hastanelerde çalışabilirlerdi. Ancak, adadaki karargâhın savunulması gerektiğinde de,
bir an önce adaya gelmeleri istenirdi.
şžövalyeler İstanköy adasında bir kale kurduktan sonra, Asya
üzerindeki bir kara üssünde de güçlü bir savunmaya sahip olmak istediler. 1374'de Simirna'yı (şimdiki İzmir) aldılar. Bu şehri daha önceleri Selçuklular'ın ardından pek çok Hıristiyan güçler ele
geçirmiş ve burada bir de kale kurmuşlardı. Moğol lideri
Timurlenk'in akıncıları 1402'de bu kaleyi harap ederek, Osmanlılar ve şžövalyeler arasında yüzyıl süren çarpışmaları başlatmış oldular.
Türklere karşı iki yüzyıl mücadele eden sövalyeler 1522'de Kanuni Sultan Süleyman Rodos'u ele geçirerek, şövalyeleri adanın dışına sürdü. Yeni bir vatana ihtiyaç duyan şövalyeler 1530'da imparator V. Charles'ın verdiği imtiyazlarla Malta'ya yerleştiler. Gelir gelmez ticareti ve sosyal ilişkileri geliştirmeye başladılar, yeni hastaneler yaptılar, en önemlisi de adada güçlü bir kalkınma hareketi başlattılar. Fakat Kanuni
Sultan Süleyman,
Avrupa'nın geçiş yolları üzerinde bulunan
Malta'yı da imparatorluk sınırlarına katmak
istiyordu. 1565'te güçlü bir donanma ile
Malta'ya geldi ve kuşatma başlattı. Kuşatma 4 ay kadar sürdü. Sonunda Sicilya'dan gelen yardımla şövalyeler galip geldiler.
şžövalyeler bu savunmayla Güney Avrupa'nın ve Hıristiyanlık aleminin güvenini kazandılar. Türklere karşı kazanılan bu zaferden sonra, Malta ve Gozo'yu büyük bir şevkle geliştirmeye başladılar. Adalar, bu dönemde mimarlık, sanat ve kültür açısından altın devrini yaşadı. Malta'daki pek çok görkemli yapı bu dönemin eserlerindendir.
Valletta şehri, ismini şövalyelerin büyük ustası Jean Parisot De La Vallette'den almıştır.

Malta şžövalyeleri, kurum olarak günümüzde de  faaliyetlerini sürdürmekte olup savaşmak yerine tıbbi konularda dayanışma yapan ve tabii sahip oldukları aristokrat yapıyla başta Vatikan olmak üzere dünya meselelerinde birtakım lobby faaliyetlerinde bulunmaktadırlar.
Saint John şžovalyelerinin en önemli eserlerinden biri Kudüsteki Babtism Kilisesinden iki fotoğraf...
Bu yapı ile Bodrum Kalesi aynı zamanlarda inşa edilmiş ve çağının özelliklerini yansıtmakta. Sayfadaki armalar her iki yapıda da görülmekte.

Osmanlılardan büyük izler taşıyan Malta adasındaki Valletta şehri, ismini St. Jean şövalyelerinin  büyük ustası Jean Parisot De La Vallette' (1494-1568) den almıştır.



Bu konu 1185 kez izlenmiştir