where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 Tüm Yazı ve Haberler
BodrumlifeOcak 2010 Sayı 16 İçeriği
Bodrumluları klasik müzik ile buluşturan önemli ve çalışkan bir dernek 'Karsanat'
Herodot'un hazineleri hala Bodrumluların hizmetinde...
St. Jean şžövalyeleri, Bodrum Kalesi'nin eski sakinleri ve günümüze kadar uzanan öyküleri
Yılbaşı Defilesinde Türkiye'nin ünlü mankenleri
şžarap Fıçılarıyla Sanat
Sezil Güler'den Bodrumlulara Yeni Yıl armağanı bir albüm 'Aşk Değil'
Gönenç iki yeni kitabından biri olan Egerotika ile yetişkinlere sesleniyor, daha masum öyküler ise 'Bodrum Otobüs Kızları' nda..
Tango Restaurant
Bir kralın hayali Bodrum'da yeniden hayat buldu. Gardens of Babylon
Erenler Sofrası
Öykü - Melis Üsküdarlı
Türkiye'deki 45 Güzel Sanatlar Fakültesi'nden 121 öğretim elemanının katıldığı ilk 'Büyük Buluşma' sergisini başarıyla gerçekleştirdi.
Chineese Inn'de Pekin Ördeği
Bodrum'da Tango Zamanı
Ortakent'e sanatsal kimlik kazandırmanın tam zamanı...
Bodrum içinde adeta bir Kurtarılmış Bölge. Yarbasan Taş Evleri
Öykü - Melis Üsküdarlı

Yazar - Melis Ç?sküdarlı
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Koşmak için bir yer gerekliydi kız çocuğuna...
Kendi içine koşmak için...
Bir kıyı kentine getirdiler onu...
Turuncu meyvalı ağaçların içine bıraktılar büyüsün diye..
Ağaçlar beyaz çiçekler açtı o büyürken... içini görmeye başladı kız..
Bembeyaz... çok şaşırdı... Portakal kokusu kızın içinde büyüyordu...
Ciğerlerinin fazlasıydı bu koku... Duraksadığı anda ağacın arkasın           

dan ona bakan adamdı nefesini kesen...
Yalnızca portakal çiçekleri başaramazdı onu içine bu
    kadar hızlı koşturmayı...
Sessiz bir adamın sessiz gözleriydi nefesini ondan alan..
Gözlerini kapadı.. Denizin sesini dinledi.. içi titredi... açtı ve sesin         

geldiği yöne çevirdi gözlerini...içine baktı...
     yine o sessizlikti duyduğu...
Gözleri suskun adamın sessizliği...
Daha çok korktu...
Yürümeye başladı... Olması gereken olmalıydı.... önce kendi içini       

 görmeli, onu bulmalıydı...
İyot gözlerini yaksın istedi..
Oturdu kıyı kentinin tarihi taşıyan surlarına... '' ufukta bulabilirim         

kendimi'' dedi ''gökle yerin birleştiği son noktada''.....
Güneşi elinde tutuyordu adam.. Tam karşısında... Tam ufuk             

çizgisinde...
Gülümsüyordu... Yine sessiz ama güneşten daha sıcak bir             

tebessümle..
     ''Dolunay'' dedi kız...
    ''dolunay ve gece bana kendimi buldurur''....
 Geceye koştu...
     ''Durmamalıyım'' diyordu...
 Duramıyordu...
 Kendine koşarak kendini bulabileceğini biliyordu... Bütün kitaplar         

aynı şeyi yazıyordu.. Asırlardır...
Yolun sonunda, tam ortasında ruhunun, aynı şeyi gördü...
Artık korkamazdı... korkmamalıydı... Elinde papatyalardan örülmüş         

bir taç... ve o tacı kızın yüreğine bırakacak sesszi elleri...
Güneşten daha sıcak gülüşü...
Portakal çiçeği kokan saçları...
Koskoca bir ege kıyısı ışıltısında gözleri...
Artık emindi...
Tanrı onun tenini ayna olarak yaratmıştı...
    Sadece küçük kız bakabildiğinde görsün diye kendini....


Bu konu 1167 kez izlenmiştir