where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 Tüm Yazı ve Haberler
BodrumlifeOcak 2010 Sayı 16 İçeriği
Bodrumluları klasik müzik ile buluşturan önemli ve çalışkan bir dernek 'Karsanat'
Herodot'un hazineleri hala Bodrumluların hizmetinde...
St. Jean şžövalyeleri, Bodrum Kalesi'nin eski sakinleri ve günümüze kadar uzanan öyküleri
Yılbaşı Defilesinde Türkiye'nin ünlü mankenleri
şžarap Fıçılarıyla Sanat
Sezil Güler'den Bodrumlulara Yeni Yıl armağanı bir albüm 'Aşk Değil'
Gönenç iki yeni kitabından biri olan Egerotika ile yetişkinlere sesleniyor, daha masum öyküler ise 'Bodrum Otobüs Kızları' nda..
Tango Restaurant
Bir kralın hayali Bodrum'da yeniden hayat buldu. Gardens of Babylon
Erenler Sofrası
Öykü - Melis Üsküdarlı
Türkiye'deki 45 Güzel Sanatlar Fakültesi'nden 121 öğretim elemanının katıldığı ilk 'Büyük Buluşma' sergisini başarıyla gerçekleştirdi.
Chineese Inn'de Pekin Ördeği
Bodrum'da Tango Zamanı
Ortakent'e sanatsal kimlik kazandırmanın tam zamanı...
Bodrum içinde adeta bir Kurtarılmış Bölge. Yarbasan Taş Evleri
Bodrum içinde adeta bir Kurtarılmış Bölge. Yarbasan Taş Evleri


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 16 Ocak 2010 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bodrum içinde adeta bir
Kurtarılmış Bölge


“Yarbasan Taş Evleri” Bundan 8 sene önce Arif Obdan ile iş ortağı ve Kuzeni Cüneyt Tanman, Ebru Erol Toker ve Tahir Toker’in “Yöresel Köy Dokusu” oluşturacak bir mahalle yapma fikrini  “Bodrum yarımadasında iz bırakmak ve geleneksel yapılaşmaya örnek olmak amacıyla” destekleyerek yatırım
yapmaya karar verdiler.
Yarbasan Evleri tasarımında ana unsur olarak bir Akdeniz kasabası olan
Bodrum’da bu günkü ihtiyaçlarımızı karşılayacak geleneksel çözümler ele alındı. 27 farklı büyüklükte ev, cafe ve sanat atölyesinden oluşan projede her evin tek başına çözülmüş olmasının yanında evlerin bir arada tanımlı bir köy dokusu oluşturması ön planda tutularak; sokak, meydan, kitle
ilişkileri düzenlendi.  Arif Obdan’ın 1968 yılında öğrencilik döneminde başlayan Bodrum sevdası 80’li yıllara kadar sürdü. Ancak 80’li yıllarda başlayan yoğun yapılaşma Bodrum’dan uzak durmasına neden oldu. Uzun bir aradan sonra bu defa
“Bodrum sevdalısı işadamı” kimliği ile yöreye uygun bir ev yaptırmaya karar verdi. Ev yapılacak arsa ve düşüncelerine uygun yapımcı araştırmaları sonucunda Ebru Erol Toker ve Tahir Toker ile tanıştı, uyguladıkları yapı tekniğini aşan “geleneksel yapı felsefesi” onu etkiledi. Bu etkileşim sonucunda kendi özel evi projelendirilip 2001 yılında bitirildi.
 Arif Obdan ile iş ortağı ve Kuzeni Cüneyt Tanman, Ebru Erol Toker ve Tahir Toker’in “Yöresel Köy Dokusu” oluşturacak bir mahalle yapma fikrini  “Bodrum yarımadasında iz bırakmak ve geleneksel yapılaşmaya örnek olmak amacıyla” destekleyerek yatırım yapmaya karar verdiler.

YARBASAN EVLERİ:

Ortak paydada filizlenen proje için arsa araştırmaları 2001 yılında başladı. Yarım adadaki
konumu, topografyası, bitki örtüsü, ışığı, rüzgârı, zemin yapısı gibi özellikler incelenerek Ortakent beldesi, Yarbasan mevkiindeki 20.040 m2 arsa 2002 yılında proje için satın alındı.  
Ortakent-Yahşi Beldesi belediyesine sunulan proje belediye tarafından desteklenip sadece geleneksel taş bina yapmak üzere %15 imar hakkı verildi.
Yarbasan Evleri tasarımında ana unsur olarak bir Akdeniz kasabası olan Bodrum’da bu günkü ihtiyaçlarımızı karşılayacak geleneksel çözümler ele alındı.
27 farklı büyüklükte ev, cafe ve sanat
atölyesinden oluşan projede her evin tek başına çözülmüş olmasının yanında evlerin bir arada tanımlı bir köy dokusu oluşturması ön planda tutularak; sokak, meydan, kitle ilişkileri düzenlendi.
İmalatlarda yöresel özellikler dikkate alınarak geleneksel yapı malzemeleri ve el işçiliği kullanıldı.
Andezit taşı ile yığma olarak inşa edilen binaların tabliye ve çatılarında ahşap kiriş ya da tuğla tonoz kullanıldı.
Uygulama sırasınsa Ahşap atölyesi (karkas, doğrama, mutfak, mobilya), Ahşap oyma, seramik, vitray, cam mozaik, karo mozaik, mermer, demir, resim, tekstil, sıhhi tesisat, elektrik tesisatı atölyesi gibi tüm gereksinimleri kendi bünyesinde karşılayacak atölyeler kurularak tüm imalatlar şantiye bünyesinde imal edildi.

Yarbasan Evleri fikri Bodrum’daki mevcut yapılaşmaya alternatif oluşturmak amacıyla ortaya konulmuş olup geleneksel tasarım ve üretim biçimlerinin halen uygulanabileceği, yaşam ihtiyaçlarımızın karşılandığı takdirde taş binaların ne denli yaşanabilir ve yerel ortama uygun olacağı, yatırım açısından böyle sıra dışı projelerin yapılabilirliği ve satılabilirliği kanıtlandı.

Yarbasan Evleri Ortakent’in manzarasına hakim bir tepe üzerinde kurulmuş. Uzaktan hemen farkedilen bir ayrıcalığa sahip... Herbiri diğerinden farklı taş evler, çevreleri, bahçeleri, kapıları, çeşmeleriyle Bodrum içinde görür görmez ayrı bir yere koyacağınız ender bulunur yerlerden biri.
Dış görünümleri gibi evlerin içlerine de tek tek özen gösterilmiş. Yöresel yaklaşımlar, otantik malzemeler ve Yarbasan için özel olarak üretilmiş seramikler, ahşap malzemeler gözalıcı...

Meydanın  ortasında küçük bir orta havuz  ve burada bulunan
Erenler sofrası adı verilen restoran aynı zamanda küçük etkinliklerin de yapıldığı bir buluşma noktası...
Girişte hemen gözümüze çarpan Taliga aynı zamanda Yarbasan Evleri’nin mimarı Ebru Erol Toker’in Seramik atölyesi... Burada kendi ürünlerinden başka çeşitli sanatçıların tabloları, seramik ürünleri ve tekstil uygulamaları da sergilenip satılıyor...

“1968 de İzmit’te doğdum. İlk orta ve lise eğitimimi yine İzmit’te tamamladım. Çocukluk günlerinde tüm boş vakitlerimi el sanatları ile uğraşan anneme, araba tamir eden babama ve sandal yapan dedeme çıraklık yaparak geçirdim. 1985 de İTÜ mimarlık fakültesine girdim. Okul yılları ve sonrasında Atilla Yücel, Yalçın Özüekren, Cengiz Bektaş ile çalıştım. Burak Boysan ve Hasan Mingü’nün dekorasyon işlerinde şantiye şefliği görevi üstlendim. Tasarımın yanı sıra uygulamaya olan merakım nedeniyle ağırlıklı olarak  yapım aşamalarında yer aldım.
Her türlü malzeme, üretim teknikleri, form, fonksiyon  sürekli olarak ilgimi çekti. Farklı ülkelerde farklı deneyimleri  inceledim.
1994-2000 yılları arasında mimarlığa ara verdim. Antik dönem teknikleri ile seramik yapımını öğrendim. Bu arada kendi atölyemi açtım. Çömlek yapımı ve odunlu fırın tekniklerini öğrendim. Artık seramik hayatımın baş köşesine oturmuştu.
Yine bu dönemde iki çocuğum oldu. Toprak ve Su… Seramik ve
mimarlıktan öte hayatımın vazgeçilmezleri… En değerli varlıklarım…
Mimarlığı ise hiçbir zaman sadece projecilik olarak görmedim. Mimarlık bence yapıcılıktır. Bir yaşama biçimidir. Sokakta yürürken, müzik
dinlerken, çocuklar ile oynarken, kitap okurken farkında olmadan beslenirsiniz.  Bakıp gördüğünüz her şey içinizde yer eder. Günü gelince açığa çıkar, kendi yolunu bulur.
Vardığım noktada günümüzün  seri üretim biçimleri ve tekdüzeliğinin beni huzursuz ettiğini gördüm. Atölyelerde ustalar ile birebir özel
ürünler yaratmanın verdiği haz hiçbirşeye değişilmez kanımca.  
Bir de bu ürünler  sahiplerine kavuşunca, insanların yüzlerindeki
ifade çok büyük bir mutluluk veriyor bana.
Son yedi yıl boyunca Yarbasan Evleri Projesi için çalıştım. Tahir Toker, Arif Obdan ve Cüneyt Tanman ile birlikte atıldığımız bir yolculuk oldu Yarbasan Evleri Projesi.  Mimari projesini  tasarladım. Tüm ince yapı projelerini kurduğumuz proje ekibi ile birlikte çözdük. Proje içindeki seramik, ahşap, dövme demir, tekstil işlerinin tasarımlarını ve üretim kontrollerini  yaptım. Tüm ürünler geleneksel  teknikler ile masif ve doğal malzemeler ile üretildi. Büyük özveri isteyen uzun soluklu bir çalışma oldu.” diyerek hem kendini hem de Yarbasan evlerini bir çırpıda anlatan Ebru Erol Toker
“Bu çalışma süresince bir arada çalıştığımız farklı disiplinlerde ürün veren sanatçılar ile aynı çatı altında toplanıp yaratma ve üretme serüvenini birlikte sürdürmeye karar verdik ve Taliga Sanat Atölyeleri’ni kurduk. Taliga ismini çingenelerin arabalarından alıyor. Çingenelerin özgür ruhu ve yaşama biçimleri her zaman için beni cezbetmiştir.
Göçer yaşamları, maddiyata olan umarsızlıkları, renkleri, neşeleri  hayatıma yön veren önemli  
unsurlar…
Taliga da buluşuncaya kadar
hepimiz farklı yollardan geçtik, farklı kaynaklardan beslendik, farklı anlayışları benimsedik. Bugün de kendi bireysel
farklılıklarımızı koruyarak birlikte çalışmanın ve üretmenin keyfini yaşıyoruz.
Herbirimizin kendine ait atölyeleri var. Ekip çalıması gerektiren işlerde bir araya geliyoruz.
Seramik, Heykel, Resim, Tekstil gibi  sanat dallarının yanısıra ahşap ve demir atölyeleriyle usta zanaatkarların da katılımıyla çok geniş bir yelpazede ürün verme olanağına sahip olan Taliga da sanatsal üretimin günlük hayata katılan işlevsel nesnelere dönüşmesini hedef alan bir
anlayışla çalışıyoruz.
Sanatsal ürünlerin yanısıra
mobilya ve aksesuar gibi
üretimleri de  masif ve doğal malzemelerle gerçekleştiriyoruz. Çünkü ürünlerimizin zamana
direnen sağlamlıkta olmasını önemsiyoruz. İmitasyon ya da
sentetik malzemeleri atölyemize sokmuyoruz. Çağdaş teknolojinin olanaklarını kullanmayı
reddetmiyoruz. Ama unutulmaya yüz tutmuş geleneksel üretim tekniklerini yaşatmak için
uğraşıyoruz. Kullandığımız her malzemeyi tüm yönleriyle
tanımaya çalışmakla kalmıyoruz, bu malzemelerin çağlar boyunca nasıl kullanıldığını, hangi tekniklerle işlenip günlük
kullanıma uygun hale getirildiğini bilmeyi de önemsiyoruz.
Geleneksel birikimin çağdaş yaşama katılarak
geleceğe taşınmasına katkı sağlama mis-yonunu  üstlenme sorumluluğunu taşıyoruz.
Ürünlerimizin  çeşitliliği bizim çalışma biçimimizi de  anlatıyor. Mutfak ve banyo tasarımları ve kişiye ve mekana özel seramikleri, seramik sıcak demir ve deri gibi birçok farklı malzemeden aydınlatma elemanları, kırkparça perdeler, döşemelikler, yatak örtüleri ,
yine kişiye özel mutfak kapları, yemek  takımları gibi ana başlıklar altında toparlayabileceğimiz bu ürünler özel istekler üzerine çoğalabiliyor.
Atölyemiz de bütün bunların dışında bildiklerimizi
paylaştığımız atölye çalışmaları yapıyoruz.  
Haftanın belli günlerini bu el sanatlarını öğrenmek isteyenlere açtık. Gruplar halinde veya birebir dersler veriyoruz.
Bu günlerde yoğunluklu olarak seramik derslerimiz var.
Tornada çömlek yapımı ve masa üstü çalışmaları
olmak üzere iki ayrı düzenekte çalışıyoruz. “

Ebru Erol Toker halen Yarbasan Evleri içinde bulunan Taliga isimli Sanat Atölyesinin başında bulunuyor. Yedi yılını
harcadığı Yarbasan, artık onun ayrılmaz bir parçası gibi
üzerinde taşıdığı ağır bir yük olarak peşinden geliyor.

Yapmak kadar sürdürmek, sürekliliğini sağlamak ve yaşanır
kılmak için çaba sarfedip duruyor. Yarbasan’ı taşımak istedikleri noktalar var ama bunları şimdilik kaydıyla “Off Record” olarak bize anlatıyor...



Ebru Erol Toker, tüm zamanları neredeyse Yarbasan’da geçiriyor. Atölyesinde seramik hamurları yoğuruyor, boyuyor, atölyenin yanındaki ofisinde teşhir ediyor, birçok sanatçının tablolarını seramik işlerini sergiliyor ve satıyor. Fotoğraflar: Toker’i  Atöltesinde çalışırken ve ofisinin bir bölümünü
 gösteriyor.


Bu konu 2941 kez izlenmiştir