where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 12 mart 2008 Tüm Yazı ve Haberler
Kung Fu Panda
Medyada Çocuk İmgesi Paneli
Kadın, Erkek: Göz göze, yüzyüze, sırt sırta
Karikatüristten suluboya resimler
Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu Bodrum'da yaşayan sanatçıları onurlandırdı.
Bodrum'un Sanat Belleğine Kısa Bir yolculuk
Üniversite tarafından hazırlanan rapor bilimsel metodlarla Yalıkavak'ın sosyolojik durumunu İnceliyor
Amazonlar Efsanesi
Bodrum'un en çok satan kokteyli Mojito'nun anavatını Küba'dan bar manzaraları...
Sanat, son cemreyi beklemedi
Hatırla Sevgili, Hafıza Nedir ve Bodrum'un Belleği
Cuma'nın sınır tanımayan düşler dünyası
Turgutreis nam-ı diğer Dragut Rais...
Bodrum'un marinalarına nazar değmesin!
RüzgÇ¢rınızın götürdüğü yere gidin!:))) Bu aylarda Denizin Keyfi Bir Başka Oluyor
Beyaz Tüy
Bodrum'un Sanat Belleğine Kısa Bir yolculuk


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 12 mart 2008 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bodrum'un Sanat Belleğine Kısa Bir yolculuk      Birden "Kaç sene önceye gitmem gerekiyor?" diye düşünmeye başladım. Çiğdem benden böyle bir yatı hazırlamamı isteyince, ilkleri oluşturan Bodrum sanatçıları kimlerdi, nasıl, ne zaman bir araya gelinmiş, neler yapmışlardı? Bodrum'un sanat belleği konusu, sanal ortamının bu kadar hareketlendiği bu günlerde doğrusu artık düşünülmeliydi.

 

Ne zaman başladığı konusunda bir tarih vermek benim için hayli zor ama Bodrumluların evini kilitlemediği, evde olmayanların kapısındaki halkalara bez bağladığı günler kadar eski değildi, sanatçıların artık bolca olan açılışlarda karşılaşıp birbirini tanımayanların sayısı arttıkça selamlaşmaların da azaldığı bu günle gibi de değildi. 1982 yılında Bodrum'a yerleştiğim zaman, bir sanat ortamı arayışı içinde hemen etrafıma bakınmaya başladım tabi. Liselerde hiç resim yapmayan resim öğretmenlerine alışmıştım. Ya diğerleri? O dönem Bodrum'da yaşayan tüm ressamlarla tanışmış olduğumu söyleyemem. Ama kendi köşesinde birbirinden güzel Bodrum afişleri, kart-postalları yapan graliker Mehmet Sönmez İle tanışıp, minicik meyhane taburelerinde çakırkeyif sanattan konuşmak çok hoştu. Resim derslerini kendi atölyesinde ilk başlatan heykettıraş ressam ağabeyimiz Kaplan Heyamola (özcan Onur) zaten komşumdu. İğneyle kuyu kazan ressamımız, sabır küpü Müfit Karzek yaptığı zeytin ağaçlarına beni hayran bırakıyordu. Bir Müfit daha vardı çok usta suluboyaca Müfit Çelik. Öğretmen meslektaşım Bîrol Kutadgu kravat takıp devlet memuru olamadığı için "Bu iş bana göre değil" deyip istifa etmişti.

 

Bodrum'un sanatçı dokusunu oluşturan daha niceleri. Benden çok önce buralara mesken tutan Orhan Tayları. Turan Erol gibi ustalarımız şimdi uzaktan bakıp Bodrum'daki "fast food" sanat ortamını kim bilir hangi duygularla Lîlryorlardır.

 

Evet, bunlar Bodrum'la birlikte anılan ve benim de ilk taradıklarımdan olan sanatçılardı ama bir "grup olma fikri görünürde yoktu. Bunu ilk kendilerine "Bodrum Sanatçıları" ismini veren bizler yaptık.Bodrum'a gönül vererek gelen; denizini, insanını, tiriıandillnl, sakar sıvalı, semer bacaü evlerini, begonvil gölgeli sokaklarında yürümeyi, kayalıklardan sarkan kırmızı meyveli kaktüslerini seven bizler. Hani şarkı var ya "Kaç kişiydik o zaman kaç kişi kaldık şimdi?" Sayımız bazen adar, bazen eksilirdi. Bir sergi İçin aramızda yer alan sonra bir daha hiç olmayan sanatçılarda vardı, ama çekirdek kadromuzu unutmak mümkün mü?

 

Bodrum'u masalsı bir dille anlatan, bir dağın siluetine bir kadın bedeni gizleyerek, resimlerini şiirlerle bezeyen sevgili Tülin Bingöl içimizdeki en eski Bodrum sevdalısıydı. Birbirinden güzel batiklerine hayran bırakan Levent şžavkın, grubun sutuboyacılanndan Semra Oksay, Merih Eti, şžule Kuşakçıoğlu,

 

Ege köylüsünü harika masklarla anlatan kadınların başına gerçek bir Efe Oyası koymayı da İhmal etmeyen çevreci dostumuz Saynur Gelendost (ışıklar İçinde yatsın), İstanbul'da oturduğu halde tüm sergilerimize yorulmadan katılan sevgili Mevhibe Beyat, minik tahtalar üzerine capcanlı renklerde Bodrum görüntüleri yapan Vildan Tûzün, deri üzerine sadece siyah ve beyazı kulanarak harikalar yaralan aynı zamanda Zeki Perçin, en bozulmamış evleri bulabildiğim TaşlıkSokağı ibadet yeri yapan ben. Bu grup kendiliğinden oluşlu, birbirimizle buluşup kaynaşmamız hiç de zor olmadı. Naif bir içtenlikle yapılmış resimlerimizi birlikte sergilemeye başladık. Büyük sanatsal iddialar peşinde değildik.

 

Bodrum'u çokseviyor ve sevgimizi resimlerle anlatıyorduk. Bcgon gibi kapılar, sardunyalı pencerelet kayrak taşlı avlular, Ümandiller, tersaneler, deniz kenarına kumlan capcanlı Pazaryeri, bilmediğimiz tariflerini veren sevimli köylüler. Sergilerimizin 1985-90 arası en yoğun dönemini yaşadığını söyleyebilirim. Tam tarihleri benden daha İyi hatırlayan arkadaşlanm vardır. O zamanlar buluşup toplaşmak, karar almakta zor olmuyordu. Biz bir bütündük, hazırlıklar yardımlaşma ve dayanışma İçinde hiçbir çekişme olmadan kendiliğinden oluverirdi. Resimlerimiz bir anlatım bütünlüğü içindeydi, konumuz Bodrum'du.

 

Varlığımız İlgi uyandırdı. Bodrum dışında duyulduk, davetler aldık. Sevinçli bir beraberlik İçinde gittiğimiz yerlerde de kurmuş olduğumuz dostlukları zenginligimiz sayarak sergiler açtık. İstanbul Anadolu Bankası Sanat Galerisi (konuk sanatçımız Akademide yaptığı desenlerden oluşan resimlerini koyan Zeki Müren'di). Ankara Dönüşüm Kitapevi Sanat Galerisi. İzmir resim ve Heykel Müzesi, Datça Dadya Dost Sanat Galerisi. Bodrum Kalesi, sarnıçlar dâhil Bodrum'da değişik mekânlar sergi yerierimizdi. O zaman sanat galerileri yoktu, mekân konusunda seçici otamıyorduk. zaten boyuttan ve anlatımlarıyla her yere uyum yapan bütünleşiveren resimler yapıyorduk. Ancak bir İç mekân vardı ki o günlerde Bodrum'da resimleri' mİze duvarlarında zaman zaman yer açan. onu anmadan geçemeyeceğim: Kendisi de sanatsever ve eski bir Türk sinema sanatçısı olan rahmetli Işın Köseoglu tarafından İşleÜten Cumhuriyet Caddesindeki Anı hediyelik eşya dükkânı. Ama en sevdiğimiz, yoldan geçenlerle kaynaşrverdigimiz sokak sergileriydi. Koca koca panoları halk Eğitim Merkezinden omuztayıp götürür, rüzgârda uçuşan resimleri sürekli düzeltmek zorunda kalarak yağmur yağmaması için dualar ederdik.

 

Sergi öncesi tam bir telaş alırdı hepimizi. Açılış kokteyli, davetiyeler hazırlanıp paylaşılacak, salon en iyi şekide bölüştürülecek. Saynur'un ille de güçlü ış* gerektiren masklanna serginin en aydınlık köşesi ayarlanacak. Ama bunların hiç biri elinden pense ve çekiç düşmeyen Levent'siz (Levent şžavkın) asla olamayacak. Salonu santim santim ölçüp parselleyen, resimleri en düzgün biçimde asan sevgili Levent. Hay Allah! Gözlerim mi doldu ne?! Ne güzel günlerdi. Sağ ol Çiğdem sen sebep oldun bu duygu yoğunluğunu tekrar yaşamama.

 

Artık sanatçılann buluşması öyle "kendiliğinden" olamayacak kadar sübjektif hale gelen sanat ortamında ortak biriçerikoluşturmaktabiro kadar zorlaştı. Toparlayıcı bulunsa da o "aile dayanışması" artık olamıyor. Bodrum değişti, ilham kaynaklanmız yok oldu. Sevimli tirhand i İlerin yerini devasa guletler aldı. Kaktüslerin salkım salkım meyvelerini verdiği güzelim kayalıklar dinamitlendi; beton sitelere dönüştü... şžirin taş sokaklar, taşıyıcı ciplerin hoplaya zıplaya gittiği sazlıklarla çevrili dere ya-taklan geniş asfalt yollara dönüştü. Güzelim kum zambaktan yayalar rahat yürüsün diye yapılan kaldırımların altında kaldı. Tek tük katan eski evler yıkılmayı bekliyor. Dallanndan bir parçayı resimlerime katmayı çok sevdiğim mandalina bahçeleri kesilip otopark oldu. şžimdi ruhunu yitirmiş bu sokaklarda hüzünle dolaşıp bir zamanlar anlatmaya doyamadiğim bu evlerden geriye bir semer baca.


Bu konu 1492 kez izlenmiştir