where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 12 mart 2008 Tüm Yazı ve Haberler
Kung Fu Panda
Medyada Çocuk İmgesi Paneli
Kadın, Erkek: Göz göze, yüzyüze, sırt sırta
Karikatüristten suluboya resimler
Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu Bodrum'da yaşayan sanatçıları onurlandırdı.
Bodrum'un Sanat Belleğine Kısa Bir Yolculuk
Üniversite tarafından hazırlanan rapor bilimsel metodlarla Yalıkavak'ın sosyolojik durumunu İnceliyor
Amazonlar Efsanesi
Bodrum'un en çok satan kokteyli Mojito'nun anavatını Küba'dan bar manzaraları...
Sanat, son cemreyi beklemedi
Hatırla Sevgili, Hafıza Nedir ve Bodrum'un Belleği
Cuma'nın sınır tanımayan düşler dünyası
Turgutreis nam-ı diğer Dragut Rais...
Bodrum'un marinalarına nazar değmesin!
RüzgÇ¢rınızın götürdüğü yere gidin!:))) Bu aylarda Denizin Keyfi Bir Başka Oluyor
Beyaz Tüy
RüzgÇ¢rınızın götürdüğü yere gidin!:))) Bu aylarda Denizin Keyfi Bir Başka Oluyor

Yazar:Erman Aras
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 12 mart 2008 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Yazın vakit yaratıp yat gezisine çıkamayanlara ocak ayını tavsiye ederim. Monoton geçen hayatınıza renk katmak isterseniz ve enerji dolu geriye dönebileceğiniz en güzel ve ulaşılması en kolay tatil mavi yolculuk. Kış aylarında doğanın güzelliği ve sessizliği bir anda etrafınızı sarıyor. "Ben nereye koşuyorum?" sorusunu ise siz isteseniz de istemeseniz de kendinize soruyor ve cevabını arıyorsunuz. Doğa o kadar etkileyici ki bu muhteşem tablo içersinde günlük hayatta yapmakta olduğunuz ve sizlerin vakitlerini bolca alan konuların anlamsızlığını bir anda hissedebiliyorsunuz. Bu güzellikleri daha fazla yağma kararlılığı ile geri döneceğinize emin olabilirsiniz.

 

Kış günlerindeki mavi yol deneyimimizde rotamız Hisarönü Körfezi idi. 9 Ocak'ta Demircan, Anlaşan ve Kavak Yeli'nden oluşan üç yatlık bir filo ile yola çıktık. Batık tutacağımızdan emin olsak da sıkı bir kumanya listesi hazırladık. Denizin üzerinde insan ne de güzel acıkıyor.Karaada Poyraz Limanı ilk günkü durağımızdı. Sabah ağlarını toplamak üzere koydan ayrılan balıkçı kayığının motor sesine doğru lumboz-dan bakınca gökyüzünün kızıllığı karşısında kendimi biranda güvertede buldum.Tanrım bu ne güzellikti. Güneşin denizden her yükselişi ile, şehirde oluşan üstümdeki olumsuzluklar da yükseldi ve onlardan biranda kurtulmuştum. Artık bir kuş gibi rahattım. Balık sırtılarını arkadan rasgele diyerek bıraktık ve Knidos'a doğru yola çıktık.

 

Knidos Feneri'nin büyüleyici görüntüsünden hemen sonra sanki Knidos antik şehri bizi bekliyor gibiydi. Anfi tiyatronun önünde tarihin derinliklerine demirimizin zincirini bırakıverdik. Su o kadar berraktı ki adeta bizi çağırıyordu. Ve Can Abi daveti kırmayarak hepimiz adına yeni yılın deniz sezonunu açtı. Kimbilir bu denize bu güne kadar kimler girmişti? Kalıntılar arasında dolaşırken Knidos şehrinin tekrar ayağa kaldırılmasının o kadar da zor olmadığını hissedebiliyorsunuz. Her yer antik taş, sadece yerde yatıyorlar. Çarşısı öyle duruyor ki alışveriş bile yapabilecek gibi oluyor insan.

 

Tiyatrosu muhteşem. Peki iki limanı olan, mermerleri suyun altında yatan bu şehri ayağa kaldırmak o kadar da zor mu ?Hayır, hayır, daha proje bitmeden parasının tamamını çıkaracağından eminim. Ülkemizin yapacağı reklam, burada çekilecek filmlerin tanıtım getirişi ise hep artı hanesine yazılacaktır.

 

Ne hayallere dalıp gidiyor insan bu gürültüsüz ortamda. Böyle projeleri konuşup tartışacağımız bir gün gelecek mi acaba? Balık saati geldi deyip hayallerimizi Knidos Limanında bırakıp ayrılıyoruz. Hava inadına güzel mi güzel. Güneş gittikçe denize yaklaşıyor. 0 da dayanamayıp denize giriyor. Denize girdikçe bir kadeh şeklini alıyor ve muhteşem bir kızıllık bırakarak batıp gidiyor. Sabah doğuşunu akşam batışını izlemek büyük bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Gezi süresince iki gün daha bu zevki yaşadık. Bir ressamın tablosunda bu anı görürseniz çok abartmışsın diyeceğinizden eminim. Ocak ayında dümdüz bir deniz ve o saatte suyun üzerinde oynaşan renkler insana büyük huzur veriyor. Palamut Biikü'nde sabah kahvaltısını köyün kahvesinde yaptık. Yörenin zeytinyağı, sıcacık köy ekmeği ve yörenin çökelek peyniri. Tabii sonunda tatlı niyetine yörenin meşhur Datça Bademi. Öğleyin deniz molasını Aktur Koyu'nda verdik. Can Abi bu sefer sudan çıkmak bilmedi.

 

Datça tam bir kış uykusunda, fazla hareketi sevmeyenler için ideal bir yaşam yeri. Sırtı çekerek balık avlamanın en güzel yanı ise çok düşük süratle seyir yaptığınız için tüm koyları da yakından görme fırsatınız oluyor. Hisarönü Körfezi'nde her koy birbirinden güzel ama Ben-cik Koyu'nun yeri bir başkadır. Balığa çıkmanın bir diğer avantajı da sabah erken kalktığınız için uykudayken bu güne kadar kaçırdığınız birçok güzelliği yaşayabilmenizdir. Bencik Koyu yıldızlardan oluşan battaniyesini üzerinden kaldırmış, bizlere sabah kahvaltısı olarak bulutlan getirmişti. Yemyeşil çam ağaçları ile kaplı koya Gökova yönünden giren bulutlar, denizin biraz üstünden bir nehir gibi akarak diğer ucundan çıkıp gidiyordu. Bulutlar arasında yatlar hayalet gemi gibilerdi. Güneş sanki mahallenin kabadayısı gibi doğdu ve aynı anda ortada bir tane bile bulut kalmadı.

 

Martı Marina, Selimiye, Bozburun, Mersincik derken Bodrum Limanı'na geri dönmüş, yoğun yıldız kümelerinden oluşan, sessiz gecelere doymadan bir gezinin daha sonuna gelmiştik. Limanda bağlı charter yatlarını görünce biran bizleri kıskandıklarını düşündüm. Çünkü bir çoğunun kışın yapılacak geziler için altyapıları hazırdı ama bu güzelliklere götürebilecekleri müşterileri kış uykusundaydılar.

 


Bu konu 1219 kez izlenmiştir