where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 15 Ağustos 2009 Tüm Yazı ve Haberler
D-Marin Marinalar Grubunda yeni yapılanma
Bodrum'dan Fazıl Say Geçti...
Gündoğan'da küçük bir gezinti
Bale Festivalimiz 7. kez sahnelerini açıyor
Montigne, Türkiyenini En Büyük yelkenlisi denize indirildi.
Bodrum Yalıkavak Port Marina'daki Yacht Club açıldı.
şžaraplar Akın Öngör'den Etiketler Bodrumlu ressamlardan
Sürgün Prenses 'Ada'
Vita Park Krea Golf Turnuvası
Kavaklıdere ile bağbozumu
Bodrum'un tek odalı oteli, Ada Ev
Hadigari'nin öyküsü
Bodrum'dan Fazıl Say Geçti...


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 15 Ağustos 2009 tarihli dergide yayınlanmıştır.

D-Marin’in bu yıl beşincisi düzenlenen Uluslararası D-Marin Turgutreis Klasik Müzik Festivali kapsamında birinci akşam yani 22 Temmuz gecesi açılış konserinde şžef İbrahim Yazıcı İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde “en iyi uyum sağlayan ikili” olarak nitelendirilen Patricia Kopatchinskaja (keman) Fazıl Say(Piano) konser alanına toplanan 4500 izleyiciyi adeta mest ettiler...

O akşam, Say ve Kopatchinskaja’nın enstrümanlarıyla nasıl özdeşlikleri ve yorumlarıyla nasıl ellerindeki enstrümana nasıl can kattıklarını gördük...

 

Fazıl Say zaten yenilikçi kişiliğiyle kalıplara sığmazlığıyla biliniyordu ama insanları bu denli kendine bağlayacak kadar çekici ve tutku dolu çaldığı belki bu konsere gelene kadar konseri izleyen çok kişi tarafından bilinmiyordu...

 

Kopatchinskaja’yı, kemanıyla Mendelsson çalarken solo partilerinde sanki bizleri çigan müziğinin ortasına çeker gibi yorumlarıyla, kemanına bu denli içten bağlı, bu denli samimi birini izleme fırsatı yakaladığımız için ne mutlu bizlere...

Yıllar önce doldurdoğu Gershwin, Fazıl Say (2000) albümünü de ilk dinlediğimde yazmıştım o zaman çıkardıığımız Bodrum Magazin dergimizde, caz müziğini hisseden bir müzisyenden Gershwin dinlemek bambaşka diye... Bana kalırsa Fazıl Say’ın bir eli Jazz’da ve bunu 2000’de ele aldığı albümde yorumladığı Summertime ve Porgy and Bess’in diğer şarkılarında da hissetmiştik.

 

Benim için çok büyük bir sürpriz oldu Fazıl Say’ın o akşam Rhapsody in Blue’yu seslendirmesi.

Ofisimi yıllardır süsler...benim okul bitirme projemde yaptığım “Rhapsody in blue” süsler.

Yani tutkun olduğum bir bestecidir George Gershwin...

 

Gerek Mendelson’un keman konçertosu, gerekse Fazıl Say’ın solist olarak katıldığı Rhapsody in Blue ardından çalınan “Harem’de 1001 gece, 1001 nights at the Harem” isimli parçada da bu kez solist çalgıcılar olarak bir yandan nefeslerimizi kesmiş dinlerken bir yandan da Fazıl Say’ın bestesinin de ne kadar modern, ezgilerimizin bu modern parça içinde nasıl örtüştürüldüğünü görmek göğsümüzü kabarrttı...

 

Melodi bizi nereye götürecek, ritm nerede hangi armoniyle buluşacak, keman piyano maharetleri

nerede noktalanacak diye düşünüp dururken besteci olarak ta Fazıl Say’ı kalbimizin ayrı bir yerlerine koyuverdik o gece, 4500 kişi...

 

Finalde her şey tam bitti derken bislerle sahneye gelen sanatçıların yaptıkları düetler, solo partisyonlar, Kopatchinskaja’nın kemanıyla ve kendi sesiyle yaptığı çılgınca düet dakikalarca alkışlandı...

Fazıl Say’ın yeni çıkardığı albümünde de dinleme fırsatı bulduğumuz Rondo Alla Turca yada Türk Marşı ve yine Gershwin’in Porgy and Bess Operasından çok bildik “Summertime” parçası yine herkesi şaşırtıcı birer düzenlemeyle, jazzın büyük etkisi altında dinlendi...

 

Gece hiç bitmesin, Fazıl Say ve Kopatchinskaja sabaha kadar çalsın diye bekledi tam 4500 kişi...

Ama eminim çok kişi Fazıl Say’ı ve ona tüm dünyada eşlik eden birlikte konserler veren Moldova asıllı Patricia Kopatchinskaja bir daha asla unutamayacak bir şekilde konser salonundan mutlu ve böyle bir akşama katıldıkları için gururlu olarak ayrıldılar...

 

D-Marin’e , yaşadıkları, para kazandıkları yere birşeyler katan Doğuş Grubu’na binlerce teşekkür etmeliyiz. Çünkü buradan kazanılan paranın da Anadolu’daki müzik liselerine enstrüman olarak döndüğünü biliyoruz. Bizleri değerli kumaşlarla kaplı sandalyelerde konuk ettikleri için, bizlere dört gün boyunca birbirinden değerli müzisyenlere tanıştırdıkları için bu güzel festival için sonsuz teşekkürler...

Bodrum’un içinden çektikleri paranın kuruşunu Bodruma göstermeyen market zincirlerinin, dev holdinglerin de Doğuş Grubunu örnek alması hatta ders alması dileğiyle...


Bu konu 1361 kez izlenmiştir