where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 15 Ağustos 2009 Tüm Yazı ve Haberler
D-Marin Marinalar Grubunda yeni yapılanma
Bodrum'dan Fazıl Say Geçti...
Gündoğan'da küçük bir gezinti
Bale Festivalimiz 7. kez sahnelerini açıyor
Montigne, Türkiyenini En Büyük yelkenlisi denize indirildi.
Bodrum Yalıkavak Port Marina'daki Yacht Club açıldı.
şžaraplar Akın Öngör'den Etiketler Bodrumlu ressamlardan
Sürgün Prenses 'Ada'
Vita Park Krea Golf Turnuvası
Kavaklıdere ile bağbozumu
Bodrum'un tek odalı oteli, Ada Ev
Hadigari'nin öyküsü
Sürgün Prenses 'Ada'


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 15 Ağustos 2009 tarihli dergide yayınlanmıştır.

1989 Mart ayındaki yerel seçimlerin hemen ertesi, yine siyaseten poyrazdaki Türkiye Denizi’nde yalpalayan, serin ama güleç nisan ayı. O zamanların kendi halindeki Bodrum’unda bahar çoktan yaşanmış, yaza doğru yol alınırken ticari ve sosyal hayat hareketlenmeye başlamıştır. Bodrum’un girişinde iş makinelerinin sesleri yükselmektedir. O iş makinelerinden bir greyder, toprağın derinlerine doğru bir temel çalışmasındadır. Kepçe toprağı temelden alıp bir diğer tarafa boşaltırken bir parça toprak daha almak için yaptığı son hamlede takılır kalır. Kepçe bir türlü söz geçirip de alamaz toprağı. Takıldığı toprak değil, bir taştır. Tüm personel, makineleri durdurup bu garip taştan kurtulma niyeti ile kazı alanında toplanır. Taşa yakından baktıklarında anlaşılır ki ne bu herhangi bir taştır, ne de kendileri bu taşın ehli. İşte hikâye böyle başlar. Müze yetkilileri haberdar edilir, bulunan bir mezar odasıdır. Lahit açılırken yüzlerce insan toplanır, bu önemli güne tanıklık edebilmek için.

 

Mezarın sonsuzluk yolcusunun Eski Mısır soyluları gibi değerli takıları ve başında altından yapılmış yapraklı meşe dalı tacı ile gömülmesi, mezar sahibinin kraliyet ailesinin bir üyesi olduğunu göstermektedir. O Karia Prensesi’dir. Prensesin kafatasına uygun yapılan kopya etlendirildiğinde, lahitte bulunan akik bir yüzüğe resmedilmiş portreye ve yaklaşık 100 yıl kadar önce Priene de ortaya çıkarılan bir büste muazzam bir benzerlik gösteren yüz, prensesin adını fısıldar: Ada. Karia Prensesi hikâyeye pek bilinmeyen bir şehri de dâhil eder: Alinda. Derinleşen inceleme ve araştırmalar sonunda Karia prensesinin M.Ö. 360 – 325 yılları arasında yaşadığı anlaşılır. Günümüzden 2400 yıl önce Karia’da (Muğla yöresi) nabız yüksektir.

 

O dönemde Hekatomnos hanedanlığı Karia’yı kardeşler arası evlilikle yönetmektedir. İşte prensesimiz, aynı zamanda kardeşi olan eşinin ölümüyle tahta geçmiş Kraliçe Ada’dır. Ancak Kraliçe Ada’nın hükümranlığı uzun sürmez.

M.Ö. 334’te Büyük İskender’i ( III. Aleksander) Perslerle ilk kez karşı karşıya getiren Granikos Çarpışması Makedonlara Batı Anadolu’nun kapılarını açtığında çoğunluk İskender’e karşı koymaz hatta hevesle buyur ederken, bazıları ise tercihlerini Perslerden yana kullanır ve onların desteği ile Makedonlara karşı koyar. Siyasi oyun ve sabotajların sahnesi haline gelen Karia’ya ziyadesiyle kaotik bir hava hâkimdir.

 

Hekatomnos hanedanlığı, Büyük İskender’e mukavemet eden azınlıktan biridir, Perslerin yanında yer alacaklardır. Buna karşı çıkan Kraliçe Ada, diğer kardeşi Piksodaros tarafından tahttan indirilir ve ‘Dağ Kalesi’ Alinda’ya sürgün edilir. M.Ö. 4. yüzyıl’da yaşayan tarihçi Arrian günümüzde de oldukça iyi durumdaki sur duvarları ile Alinda için ‘Karia’daki en güçlü kentlerden biri’ der.

 

Sürgün edilen Ada’nın kaderi İskender ile tamamen değişir. Daha önce geçit vermeyen Alinda Surları’nın kapıları, bu kez Ada tarafından açılır İskender’e.

 

Ada sürgün hayatına son vermenin ve kendisini sürgün edenleri cezalandırmanın yolunun İskender’e yardım etmekten geçtiğini düşünür, bir plan yapar ve İskender’in karşısına bir teklifle çıkar.

 

Ada, kenti Makedon egemenliğine bırakacak ve hatta başkent Halikarnossos yani Bodrum’un fethi için yardım edecektir. Elbette şartları vardır Ada’nın, tacı, sürgün kenti Alinda ve tabii ki Karia. İskender bu teklifi kabul eder. Ada kenti teslim eder, İskender de sözünü tutar. Plan başarıyla gerçekleştirilir, yerle bir kana bulanmış bir şehirse madalyonun arka yüzünde kalır.

 

Tarih boyunca Ada’sız anılmayan Alinda, üç yanı da uçurumlarla çevrili kayalık bir tepenin üzerine kurulmuş. Gücün, dirayetin ve direnişin sembolü bu Dağ Kalesi’nin surları, Ada olmasaydı belki de Büyük İskender’i uzun bir süre daha yukarıdan selamlamaya devam edecekti. Büyük İskender, şehrin (bugün Aydın/Çine bölgesi Karpuzlu Köyü mevkiindedir), hala zamana karşı direndiğini görseydi, herhalde bu duruma hayıflanmaktan da vazgeçerdi…


Bu konu 1296 kez izlenmiştir