where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 04 Haziran 2004 Tüm Yazı ve Haberler
Bafa Gölünden Farklı Manzaralar
Saruhan İren ve Fantazmik Defile
II. Bodrum Uluslararası Bale Festivali
Mitolojinin Su Perileri Köyceğiz'de Yaşam buluyor
Bodrum Halikarnas İken Paranın Değeri Ve Sikkeler
Latmos'un Sanatçıları
Denis, Dionysius, Dionysios veya Dionysis Yok Aslında Birbirimizden Farkımız
Tanrıça Hekate'nin Öyküsü
Yasaklı Tiyatroda Günbatımı. Ali Poyrazoğlu
Dj'ler... Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satanlar
Anneliese Peschlow Bindokat Heraklia'da bir Alman Arkeolog
Beach Modasının Yaratıcısı
Somnur ile Bodrum, resim ve sanat üzerine konuşmalar.
II. Bodrum Uluslararası Bale Festivali
Denis, Dionysius, Dionysios veya Dionysis Yok Aslında Birbirimizden Farkımız

Yazar: Tony Marciniec
Bu Yazı Bodrumlife Sayı 04 Haziran 2004 tarihli dergide yayınlanmıştır.

 Aslında ana konumuz yine aynı: "Halikarnas'a Hizmet". Ancak bu kez bakış açımızı biraz daha genişletip, daha derinlere inmek istiyorum.Hemşehrimiz Herodot'un Hazineleri hakkında kaleme aldığım yazı hakkında, sayısı azımsanmayacak okuyucudan gelen övgüler üzerine benzer bir konuyu işlemeye karar verdim.

 

Herodot'umuzdan yaklaşık 500 yıl sonra yaşamış bir başka hemşehrimizden pek az kişinin haberdar olduğunu sanıyorum. Aslında bu hemşehrimiz yalnız doğduğu kentte değil, dünyada da Herodot kadar ünlü değil. Ancak eminim ki, bıraktığı eserlerin niceliği ve niteliği bakımından Herodot kadar övgüye layık. Tarih, dil bilgisi ve etkili hitabet (retorik) konularında çeşitli eserler yazmış olan hemşehrimiz, Dionysius Halikarnassensis yani Halikarnaslı Dionysios adıyla tanınıyor bilim dünyasında.

 

 

İngilizce bilen okurlarımızdan hafızası kuvvetli olanlar, Dionysius'un adını, turistlere yönelik bir yayın olan "Bodrum Post" dergimizin Temmuz 1995 sayısından belki hatırlayabilirler ama yine de oradan başlamak iyi olacak galiba.

 

Dokuz yıl önce, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinin Avrupa çapında önemli bir ödülle ("Yılın Avrupa Müzesi 1995", Özel Takdir Belgesi) onurlandırıldığı günlerde, Müze Müdürü Oğuz Alpözen'den konu ile ilgili bilgi almak üzere müzeye gitmiş ve bu fırsattan yararlanarak çok sevdiğim Müze Kitaplığına uğrayıp biraz ‘kitap karıştırmaya' karar vermiştim. İsabetli bir karar vermişim çünkü gözüme ilişen bir yapıt yan sütunlarda gördüğünüz Bodrum POST dergisinin manşetini oluşturmuştu: "Antiquarian Discovery", yani "Bir Antikanın Keşfi". Bu antika cilt, yazımın başında söz ettiğim Dionysius Halicarnassensis tarafından yazılmış olan "RomaEski Tarihi" adlı eserin 1588 yılında basılmış Latince nüshasıydı. O günlerde Bodrum'da bilgisayar ve İnternet kullanımı pek yaygın olmadığından, normal posta kanalıyla yurt dışındaki uzmanlarla yürüttüğüm ön değerlendirme, bu kitabın önemli olduğu düşüncesini pekiştirdi. Bodrum POST'taki yazımda da kitabın önemini ve güncel lisana çevirisinin gerekli olduğunu vurgulamıştım. Ne yazık ki, bana heyecan veren bu keşif, onunla ilgili çaba, sahiplenme ve yararlanma çağrılarım Bodrumlular arasında pek yankı uyandırmadı. Belki de o yazım "yetkili ve ilgili" yani İngilizce bilen ve bir şeylerin yapılmasına karar verebilecek kapasitede olanlara ulaşamadı... Ancak zaman değişiyor, teknoloji ilerliyor ve yeni arayışlar oluşuyor. Bu bağlamda şimdi hemşehrimiz Dionysios ile ilgili bir müjdem var sizlere, ama ilk önce yaptığım ön araştırmadan bahsetmek istiyorum.

 

İtiraf etmeliyim ki, ilgimi çeken konuların peşini bırakmama inadı beni hep daha kapsamlı bilgi kaynakları arayışına sürüklüyor. (Hoşgörülü dostlarım, sağolsunlar, bu iflah olmaz inatçılığıma "azim" diyorlar.) İşte Herodot'tan sonra, Dionysios'un da izini sürme azmine kendimi kaptırınca, İnternetin sihirli arama motoru Google'dan önce, Ana Britannica Ansiklopedisine başvurdum. Bakın nasıl tanıtıyor hemşehrimizi:

"Dionysios (HALİKARNASSOSLU) (ünlendiği dönem İÖ yaklaşık 20; doğumu Halikarnassos [Bodrum], Eski Yunanlı tarihçi ve hitabet hocası.) Kuruluşundan I. Kartaca Savaşı'na değin Roma tarihini kapsayan 20 ciltlik Antiquitates Romanae'si (Roma Tarihi), Roma yanlısı bir bakış açısıyla yazılmış olmakla birlikte, titiz bir araştırmanın ürünüdür(......) Günümüze yapıtın 20 kitabından yalnızca 10'u ulaşmıştır. Edebiyat ve retoriğe ilişkin kuramları, tek tek yazarlar üzerine değerlendirmeler içeren Peri mimeseos (Taklit Üzerine), Eski Hatipler Üzerine ve sözcük düzeni ile ses uyumu ilkeleri konusunda günümüze kalmış tek klasik çalışma olan Peri sunteseos onomaton (Sözdizimi Üzerine) gibi yapıtlarında yer alır."

Ayrıca, gene hemşehrimiz olan Avram Galanti "Bodrum Tarihi" adlı kitabının "Meşhur Adamlar" bölümünde "Halikarnassoslu Denis yani Dionysis" den şöyle bahsediyor:

"HALİKARNASSOSLU DENİS

 

Halikarnassoslu Denis yani Dionysis, Yunan retorik (güzel söz söyleme sanatı) öğretmen ve tarihçisi olup, Roma İmparatoru Augustus devrinde ünlenmiştir. Sivil savaşlardan sonra Roma'ya giderek, tarih yazmak için malzeme hazırlamak gayesiyle yirmi iki yıl Latince öğrenim görmüştür. (......) Appien'in ("Roma Tarihi" adlı eserin sahibi, ikinci yüzyılda yaşamış Yunan tarihçisi) ilk üç yapıtında ve Plutarch'ın "Camillus'un Hayatı" yapıtında Denis'in yapıtından alınmış pek çok şeyler vardır. (.......) Denis'in yapıtı, Roma'nın eski devirleri hakkında geniş bilgi vermektedir.

Denis'in yazdığı eleştiri yapıtları yanında "Dünyanın İyileştirilmesi", "Attika Konuşmacıları Hakkında Yorumlar", "Demostenes'in Hayret Verici Üslupları" ve bunun gibilerdir."

Yukarıda gördüğünüz gibi, yabancı dillerden Türkçe'ye yapılan tercümelerde özel adlarda yaşanan yazım karmaşası, her harfin kelimedeki yerinin önemli olduğu İnternet ortamında

hüsran yaratan sonuçlar verebiliyor. Konumuzla ilgili en çarpıcı örnek, yukarıda ismi değişik şekillerde Türkçeleştirilmiş olarak karşımıza çıkan Dionysios'u, bu farklı adlarla "Google Türkiye" de aradığımızda çoğunlukla sıfır veriyle karşılaşmamız olsa gerek. "Dionysis" adı ile arama, 12000 veri açığa çıkarmış, ancak görebildiğim kadarıyla hiç biri "bizim tarihçi" ile ilgili değil. "Dionysios" ve "Halikarnas" kelimelerini beraber kullandığım aramada altı veriye ulaştım; ikisi yabancı dillerde, diğerleri de ilgisizdi.

 

Müjdemi açıklamadan önce, Türkçe kullanarak İnternette araştırma yapmanın bazı çilelerini sizinle uzunca paylaştığım için sabrınızı zorladıysam beni bağışlayın. Ancak bu çok vahim sorunu da gerekli olduğu için vurgulamadan geçemedim. "Kim diyor yanlış yazılmış?", "Boş ver, nasıl yazarlarsa yazsınlar, biz anlıyoruz" türünden çok sık karşılaştığımız vurdumduymazlıklar, bilimsel platformda insanı mahcup olmaktan ne yazık ki kurtarmıyor.

 

Nihayet müjdeye gelmiş bulunuyoruz: İngilizce Google'da arama yaptığımda, Dionysius Halicarnassensis tarafından yazılmış "Roma Tarihi"nin -Bodrum Müzesinde bir cildini bulduğum eser- İngilizce çevirisi satışa sunulmuş. Yani 1995 yılında Latinceden çeviri yapılsın diye yaptığım çağrılar her ne kadar o zaman sonuçsuz kalmışsa da bu gün artık müjdeler olsun ki bu kitabın çok güzel bir dizgi ile basılmış İngilizcesi mevcut.

 

şžimdi size soruyorum: Bu kitap, gerekli yasal izin ve anlaşmaları takiben, neden yazarın doğduğu kentte ziyaretçilere satılmasın? Dionysios'un yapıtının yanısıra diğer ünlü hemşehrimiz Herodot'un "Tarih" adlı eseri de neden satışa sunulmasın? Ve de belki daha önemli bir sorum olacak: Bu iki büyük adamın mirasına sahip çıkmak dururken kentimiz neden yalnızca "deniz-kum-güneş-seks-eğlence" cazibesiyle tanınıyor da daha üstün nitelikli ziyaretçi çekebilecek girişimlerehâlâ yönelinmiyor?

 

Örneğin, Herodot/Dionysios ikilisinin bize bıraktıkları tarih bilimi mirasının temelleri üzerine günümüz Yakın Doğu/Orta Doğu bölgesi problemlerini tarih perspektifi ile inceleyen uluslararası bir araştırma enstitüsü neden kurulmasın? Böyle bir girişim bugün için olanaksız görünüyorsa, benzer bir çerçevede ciddî uluslararası "çalışma grupları" bir sempozyum için neden harekete geçmesinler? Bu bağlamda, Bodrum'da düzenlenecek olan bir uluslararası konferans/sempozyum/toplantının konusu, Dionysius'un 2000 yıl önce Roma İmparatorluğunun bölgemizdeki yayılışının yarattığı sorunları irdeleyişinin ışığında günümüzde bu coğrafyada yaşanan tehlikeli kargaşadan çıkış yolları hakkında bize ne gibi ip uçları sunabilir? Bunun barışa katkısı olabilir mi? Söyleyin; böyle bir senaryonun düşüncesi bile sizde bir nebze zihinsel heyecan uyandırmıyor mu acaba? Samimî olarak itiraf etmeliyim ki, beni müthiş heyecanlandırıyor.

 

Kanımca Bodrum böylesi oluşum ve kurumlara layıktır. Deniz, güneş ve kumumuzu kimse bizden almıyor. Seks ve eğlence de dünya döndüğü müddetçe var olacak. Ancak sadece doğanın bize verdiği nimetleri, hovardaca tüketmek te bize yakışmıyor gibi geliyor bana. Kentimize, yöremize ve halkımızın geçim kaynağı olan turizme daha nezih, zarif ve kültür ağırlıklı girişimlerle yön vermek bize düşer. Eğer istersek tabii...


Bu konu 973 kez izlenmiştir