where to go in bodrum
HAKKIMIZDA BODRUMDA NEREYE GİDİLİR BODRUM OTELLERİ BODRUM MÜZESİ DERGİLERİMİZE REKLAM VERİN İLETİŞİM ANA SAYFA
Bodrumlife Sayı 05 Nisan 2006 Tüm Yazı ve Haberler
Kim bu öncü ve savaşçı Karyalılar?
Caretta'ların kurtarıcısı Kaptan June'un Bodrumlulara Mesajı
Öykü: Bir Var Bir Yok Sözün bittiği bir an geldi...
Kadının Güç Sembolü Güner Kuban
Dostlar Tiyatrosu ile Tiyatro Keyfi
Yaşamı Yeni ve Öznel Süreçlere Dönüştürebilme Çabası İçinde Olan Bir Grafik Sanatçısı:Erol Turgut
Sanatçı Ender Güzey'in ilham kaynağı bu kez Bodrum
Bodrum'un En Eski Özel Radyosu Eko FM Frekans Aynı.. Yayın Farklı...
Satranç Bir Yana Dersler Bir YanaYa Gelecek? Can Ertan ve annesi Anette Ertan ile Söyleşi
Öğretici ve Dinlendirici Özel Bir Yaşam Alanı BOTANİK BAHÇESİ
Bodrum HÇ¢kimi, Türkiye'de insan, kadın ve hÇ¢kim olmak..
Bodrum'da Bir Cuma Pazarı
Bodrum'un Sonu Yaklaşan Süsleri Yel Değirmenleri
Bodrum'a Serenad
Türk Kızları Atlantik'te 315 Tekneye Meydan Okudu
Bodrum'da Bir Cuma Pazarı


Bu Yazı Bodrumlife Sayı 05 Nisan 2006 tarihli dergide yayınlanmıştır.

Bodrum'da Bir Cuma Pazarı        Pazara girerken uğultu, satıcıların sesleri.

- “Elmacı beş-yüz-beş-yüz-beş yüüüzzz”

- “Abla gel-gel-gel-gel-geeeel...”

- “Domates ne kadar?”

- “Bir milyon bir milyon...”

 

Selamlaşanlar...Kısa boylu dedenin gözlerinin içi gülüyor:

- “Oo Mustafa nasılsın?”

- “İyiyim valla, sen nasılsın?”

- “Ben de iyiyim, çok şükür halime, geçmiş bayramın hayırlı olsun”

 

Kalabalık, hareketlilik başlıyor. Yerlerde mandalina, sebze kabukları. Torbaları dolu taşımakta zorluk çeken bayanlar, boş torbalarını doldurmaya gelen telaşlı insanlar. Ve aynı telaş içinde sevimli, beyaz bir köpek. Sabah banyosunu yapıyor, temizleniyor... Boynunda tasması var!. Yazlığa gelenlerin gelirken getirip dönüşte bıraktığı söyleniyor bu köpekleri. Bu sebepten olacak Bodrum'da çok köpek var. Çeşitli cinsten köpekler, hür yaşıyorlar.

 

Pazarda meyve, sebze, peynir, zeytin ne ararsanız var. Satış yöntemi de farklı; burada satışlar sesli. Tiz bir çoçuk sesi:

 

- “Üçü-bir-üçü bir-üçü-biiirrr” diye bağırıyor.

 

Kavuncu elinde terazi içindeki kavunu tartarken, müşterisi yaşlı, zayıf, köy kıyafetli nine merakla bekliyor! Kavuncu fiyatı söyleyince, nine üzülerek söyleniyor:

 

- “Ooo çok para”

O sırada konuşulanlara kulak misafiri olan genç bir bayan, kavuncuya:

- “O kavuna kaç para istediniz?” diye soruyor.

Ninenin ve kavuncunun şaşkın bakışları içinde, istenen parayı ödeyip

“Afiyetle ye teyzeciğim” diyerek uzaklaşıyor. Hâlâ şaşkın olan nine kavuncuya bakarken ağzından şu kelimeler dökülüyor yavaşça :

- “Yani şimdi o bunu bana mı aldı?”

 

Ben de arkadaşıma rastladım:

- “Nasılsın iyi misin?”

- “Kuru ıspanak bulursam daha iyi olacağım, kuru yoksa almayacağım.”

- “Haklısın nasıl çıktıysa bu âdet! Bütün yeşillikleri devamlı suluyorlar, gayet tabii ıslak sebzeler de çabuk bozuluyor”

- “Aynen! Çünkü büyük marketler de aynı yöntemi uyguluyor”

 

İlk gördüğümüz ıspanakçıya açıkladım.

- “Bunlar ıslak çabuk bozuluyor, arkada küfede kurusu var mı? Çünkü bugün pişiremiyeceğim, yarına kadar da bir kısmı çürür”. İkimize şöyle bir baktı,

- “Siz benim ıspanağımı beğenmiyor musunuz? Gidin, ben de size satmıyorum zaten”

Tam komedi. “Bayram haftası” dedik, adam “mangal tahtası” anladı.....

 

İkinci ıspanakçı:

- “Abla eve gidince masaya yay kurusun”

Bu da bizi boş gezenin baş kalfası sandı. Üçüncü:

- “Abla ıslatmadan olmaz, kimse almaz elimizde kalır”

Bir deli bir iş başlatıyor, bin akıllı düzeltemiyor.. Dördüncü:

- “Abla haklısınız. Hani böyle ıslatınca daha canlı gözüküyor, herkes de yapıyor dedik ama çabuk çürüyeceğini düşünmedik. Size söz veriyorum haftaya kuru getireceğim”. Nihayet sebzecimizi bulduk..

 

Pazarcının delikanlı oğluyla hem alışveriş hem de sohbet ediyoruz.

 

- “Pazar işinin çok zor, değil mi ?”

- “Abla saat dörtte kalktım, daha henüz kahvaltımı yapmaya vakit bulamadım, bak saat ona geliyor”

- “Babana sonra geleceğini söylesen olmaz mı?”

- “İmkânsız, elbirliğiyle anca yetiştiriyoruz, cenazen olsa bu tezgâh açılacak!”

Yanındaki satıcı çocuk da lafa karışıyor uzaktan.

- “Abla sabah saat üç-dört arası Köyceğiz'e mandalina almaya gidiyorum. Saat yedide burada satışa hazır oluyorum”

 

Yerlerdeki mandalina kabuklarına ve sebze yapraklarına basıp kaymamaya dikkat ederek pazardan çıkıyoruz...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu konu 1129 kez izlenmiştir